sasonarsiv @ gmail.com

 

 

Angarya nedir?

Bu konudaki en güvenilir kaynak olan Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre angarya, “Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti” demektir.

Bu ilk anlamıdır tabii. Başka anlamları da var:

“Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş”

“Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet”

“Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş” gibi…

Bu durumda, hangi işi veya görevi yapıyor olursa olsun, bir insana gücünün üstünde iş yüklemek zaten insaf ölçülerine sığmaz.

Elbette ki acil durumlarda, olağanüstü hallerde, doğal afetlerde veya vatan millet meselelerinde bu ölçü aranmaz. Nitekim 15 Temmuzda milyonlarca insanımız (öğretmen, işçi, memur, amir…) bir ay boyunca gece nöbet tutup gündüz de işinin başında olarak bunu ispatlamıştır. Marmara depremi, Van depremi gibi doğal felaketlerde de öyle.

Ancak, hayatın normal akışı içerisinde yapılan iş ve işlemler de “normal” olmalıdır. Bu konuda çokça örnekler verilebilir. Mesela, öğretmenlere verilen görevlere bakalım:

Bir öğretmenin asli vazifesi öğretmenlik mesleğini icra etmektir.

 Nedir peki öğretmenlik mesleği?

Ona da mevzuat çerçevesinde bakalım isterseniz:

1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. Maddesine göre, öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir.

Öğretmenlik görevinin yanında elbette okulun işleyişi ile ilgili görev ve sorumlulukları da vardır.

Görevlendirildikleri kurul, komisyon, ekip, öğrenci kulübü, sınıf rehberlik, toplum hizmeti çalışmalarına, millî bayram ve mahallî günlere, tören ve toplantılara, kurs ve seminerlere katılır. Okulda ders dışındaki saatlerde öğrencilerin emniyeti için nöbet görevini yerine getirir. Yatılı okullarda belli günlerde pansiyonda nöbet tutar…

Bunlar belli başlı olanları. Veli ziyaretleri, öğrencililerin gelişimlerine katkı sunacak özel çalışmalar ve daha nice işler öğretmenin icra alanındadır.

Aslına bakarsanız öğretmenlik bir fedakârlık mesleğidir. Ülke için ve millet için en hayati vazifeyi üstlenmiştir aslında öğretmen. Geleceğin toplumunu şekillendirecek ve bir anlamda medeniyet yarışında kaderimizi belirleyici özelliği malumdur.

Öğretmenler, fazladan yaptıkları ders görevi başta olmak üzere kurs, nöbet ve egzersizlerden de ek ücret alırlar. Ancak bazı alanlarda angarya denilebilecek ve ücret alınmayan belli başlı işleri de yapmaya devam etmektedirler.

Bu yazıda bu işlerden sadece birisine değinmek istiyorum: Okul Nöbetleri…

Gerçekten de zor bir görevdir. Kırk dakika boyunca içeride boğaz patlatan, ayakta duran, enerji tüketen öğretmen için on dakikalık dinlenme ve bir bardak çay, olmazsa olmaz derecede önemlidir. Öğretmenin diğer derse hazırlanmasını sağlar. 

Nöbetçi öğretmenin böyle bir şansı ekseriyetle olmaz. Hatta birçok okulda idarecilerin, eline bir bardak çay alarak dışarıda, koridorda nöbet tutan öğretmenlere izin vermediği malumdur. Kırk dakika ders, on dakika teneffüs ve tekrar ders… Oturmaya, çay içmeye hatta tuvalete gitmeye bile fırsatı olmaz. Çünkü o esnada olabilecek her türlü vukuattan sorumludur.

Elbette ki bu görev yapılacak. Haftada bir buna katlanır öğretmen. Ancak bazı okullarda bunun iki veya üç güne çıkarılması, işi içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Üstelik bu görev için yakın zamana kadar herhangi bir ücret de ödenmiyordu. Sendikaların girişimi ve hükümetin olumlu yaklaşımı ile haftada bir defayı geçmemek üzere şimdi üç saat ücret ödenmektedir. Ancak birden fazla nöbet görevi verilen okullarda birinci nöbetin dışındaki diğer nöbetlerin ücreti de ödenememektedir.

Okul yöneticileri bu konuda ihtiyaç sebebiyle birden fazla nöbet görevi verdiklerini öne sürerken; sendikalar da verilen her görev için ücret ödenmesi, mümkünse haftada bir defadan fazla görev verilmemesi gerektiğini dile getiriyorlar.

Nitekim birçok sendika, verilen birden fazla nöbet görevlerinin yerine getirilmemesi için karar aldı. Mevzuat gereği sendikasının aldığı kararı uygulayan öğretmen sorumlu olmaz. Ancak bu da kalıcı bir çözüm değildir.

Ama sendikaların bu konudaki duruşu elbette önemlidir. Bir baskı unsuru oluşturarak, bu durumun düzelmesine katkı sağlar. Geçmişte pek çok konuda olduğu gibi.

Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretmenlerin görevleri ve sorumlulukları” başlıklı 86. maddesinde, “Görevlendirildikleri kurul, komisyon, ekip, öğrenci kulübü, sınıf rehberlik, toplum hizmeti çalışmalarına, millî bayram ve mahallî günlere, tören ve toplantılara, kurs ve seminerlere katılır. Çalışma takviminde belirtilen tarihlerde okulda hazır bulunur ve verilen görevleri yapar” hükmü bulunmaktadır.

İdareler genelde bu maddeye dayanarak gece gündüz demeden, mesai saati demeden öğretmenlere görev verebilmekledirler. Gerekçe olarak da burada “mesai saatinde” kavramının olmayışını öne sürerler.

Hâlbuki “mesai saati dışında” kavramı da yoktur ilgili maddede değil mi?

Bu durumda hem maddenin netleştirilmesi hem de idarelerin iyi niyet ile hareket etmeleri esas olmalıdır.

Ancak, gönül bağı ile bağlı olduğum ve gerek toplumsal konularda, gerekse eğitim ile ilgili çok önemli adımlarda imzası olan yetkili sendika, Eğitim Bir Sen’in “fazladan okul nöbeti “konusunda net bir tavır almaması üzücüdür. Evet,  angarya görevlerin yapılmaması konusunda bir karar almıştır ama o görevler içerisinde nöbet görevini saymamıştır maalesef.

Nitekim başka sendikaların bu konudaki tavrı daha nettir. (Örnek Türk Eğitim Sen’in ilgili kararı).

Bu durumda sormak gerekiyor, acaba yetkili sendika ücreti ödenmeyen okul nöbeti görevlerini “angarya ”saymamakta mıdır? Sayıyorsa neden karara bir sözcük eklememiştir?

Âcizane görüşüm ücreti ödenmeyen fazladan okul nöbetleri “angarya”dır. Ya bu görev verilmemelidir ya da ihtiyaç ise verilen nöbet kadar ücret ödenmelidir. 

Anayasa’nın 18, 50 ve 128. maddeleri ile Danıştay 12. Dairesi’nin 2014/4470 Esas 2016/3903, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 7., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4., Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 2 ve 22., ILO/UNESCO ortak çalışma belgesi olan Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi Kararı’nın 89, 90 ve 92., Anayasa’nın 18, 50 ve 128. maddeleri ile Danıştay 12. Dairesi’nin 2014/4470 Esas 2016/3903 Karar sayılı kararlarına aykırı bir durum söz konusudur.

Bir süre mevzuat konularında yazacağım. Soru görüş ve önerileriniz için mail adresimden bana ulaşabilirsiniz değerli dostlar.

Selam ile…