İstanbul Seçimini Yaptı

23 Haziran 2019 İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı Seçimi yapıldı. Seçim sonuçları açıklandı. Neticede Aziz Milletimizin iradesi tecelli etti. Ülkemize ve Milletimize hayırlı olsun.

Her seçim akabinde iktidarın ve muhalefetin, tüm tarafların bu seçimden çıkarması gereken bir takım sonuçlar vardır. Elbette bunu tüm taraflar kendi pencerelerinden değerlendireceklerdir.

‘’Bu seçimin galibi demokrasidir, milli iradedir’’  gibi hamasi nutuklardan ziyade, bir de farklı objektiflerden bakıp gidişatı analiz etmek lazım. Yoksa herkes kendi kendini teselli eder, halkın verdiği mesajı eksik okur.

 Geçmiş yılların yerel yönetim seçimlerinin aksine bu seçimde, ittifaklar yarıştı. Cumhur İttifakı AK-PARTİ ve MHP desteğiyle Binali Yıldırım, Millet İttifakı adayı ise CHP ve İYİ PARTİ doğrudan HDP de dolaylı olarak desteklediği Ekrem İmamoğlu yarıştı.

Sonuçta yarışı, Millet İttifakı adayı kazandı. Burada tek başına bir siyasi partinin başarısı diye bir şey söz konusu değildir.

Bu bir genel seçim olmamakla birlikte, seçim sonuçlarının verdiği mesajları tüm siyasiler iyi okumalıdırlar. Siyasi manada nefis muhasebesi yapıp kendilerini sorgulamalıdırlar.

24 Haziran 2018 seçimlerinde halkımızın verdiği ince ayarı, verilen mesajı iktidar partisi de iyi okuyup, nefis muhasebesi yaparak değerlendirmişti. Müteakiben yapılan seçimlerden iyi sonuçlar almıştı.

Ancak 31 Mart seçim sonuçlarının aynı duyarlılıkta değerlendirilemediği kanaatindeyim. Gerçekten sessiz duran büyük halk kitleleri sandık başına gittiğinde mesajını vermişti.

Bu mesajı okumak ve gereğini yapmak, halktan vekâlet görevini alıp ülke yönetimine talip olanlara düşmektedir.

Anavatan Partisi, iktidarının 5. Yılında (1989) ilk yerel seçimde oy kaybına uğramıştı. 1989 yerel seçimlerinde %21 seviyesine düşmüştü.

Zamanın Başbakanı rahmetli Turgut Özal, seçim sonuçları belli olduğunda, ‘’Halkımızın bize ceza vereceği belliydi; ama bu kadarını beklemiyorduk; kantarın topu biraz fazla kaçtı’’ demişti.

31 Mart seçimlerinde halk ince ayar yapıp bir uyarı yapmıştı. Ancak 23 Haziran İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçiminde (Rahmetli Özal’ın deyimiyle) kantarın topu biraz fazla kaçtı. Burada verilen mesajı iktidar partisi iyi okuması lazım. 

Takriben Yarım Asırdır Türk siyasetini takip ediyorum. Yüzer-gezer bir rantçı grup ülkemizde mevcuttur. Bunların partisi yoktur. Kim iktidarsa onun ön safında boy gösterirler. Tek gayeleri ihale kapmak, rant elde etmektir. İktidar gücü kaybolduğunda bunlar da mevzi değiştirirler.

Özellikle bu kesim takibe alınmalıdır. Deyim yerinde ise seçime beş kala ihale alamadıkları veya çıkarlarına çomak sokan bürokratların ipini çekip (siyasi manada) infaz ettikleri bürokratların acıları İstanbul’da hissedileceği muhakkaktır!

Küstürülen dürüst, yetenekli insanlar geri kazanılmalıdır. Gerekirse elinden tutulup onore edilmelidir.

Teşkilatın içinde tabana, halka, vatandaşa tepeden bakan veya bunların referansıyla koltuk sahibi olup kendi kurum çalışanlarına bile kapısını kapatıp randevu sistemi getiren, asık suratlı bürokratlar, gemide delik açanlar ayıklanmalıdır.

Ve şunu da halk fısıldadı; (Marmaray, Metro, Köprüler, Otoyollar, Su, Ulaşım, Havaalanı.. gibi) büyük projeler için teşekkür ediyoruz. Ancak, asgari ücretle geçinenleri de, 3600 ek gösterge sözünü de ihmal etme. 

23 Haziran 2019 İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarının artı ve eksileriyle ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyoruz.

                        Abdullah YADİGAR-24/06/2019