cvtykgm @ gmail.com

          Yazmaktan korktuğum bir konu haline diyor her geçen gün İstanbul seçimleri. O kadar zor ki istediğim netice ile beklediğim neticenin bir biri ile örtüşmediği her seçim öncesinde hissettiğim tedirginliği yine yaşıyorum. Aslında tam da bir tenakuz söz konusu değil ancak endişelerimin varlığı da bir gerçek. Nedir endişem diye sorulacak olursa öncelikle bensel, bireysel bir endişeden söz etmediğimizi ifade edelim. Tüm kararlılığımızla siyaseti ve gelişmeleri takip ederken her geçen gün pot kıran bir adayın varlığına rağmen kaybedilirse bu seçim o zaman kahrolurum diyorum kendi kendime.

          Neden mi? Çünkü sonuçlara odaklanılması dolayısıyla sebeplerin gözden kaçırıldığını görüyor olmak üzüyor insanı. Evvel emirde kafalarda ki iptal meselesinin hala Ak Parti aleyhine ve Chp lehine algılanışının bitirlemediğini görüyoruz. Binali beyin ben mağdurum açıklamasının ardından İmamoğlu'nun on altı milyon mağdur açıklaması ister kabul edelim ister etmeyelim artı bir puan kazandırdı kendisine.

          Yaptığı bütün konuşmalarda bir dünya yanlışa imza atmasına rağmen reklamın kötüsü olmaz ifadesinin ispatı gibi destekçilerinin bir adım dahi gerilemediğini görüyoruz. Bir de bu mesele bir çok kişi için hala daha yeterince algılanamamış gibi durmaktadır. Abd’nin sağa sola yaptığı yığınak haberleri bile ülke güvenliği hissini harekete geçirmeye yetmiyor gibi bir duygu var maalesef. Mevcut iktidara duyulan tuhaf bir alerjinin yaygınlaştırılmaya çalışıldığını görmemek imkansız. Hem de bu alerjik durgunun sol ve Pkk hatta Fetö kaynaklı olduğunu bilmeyen yok. Ona rağmen yeterince algılanamayan ve çok gerçek olan ulusal tehdit meslesi de işe yaramıyor gibi.

          Normal şartlarda seçim çalışması yapmanın en güzel yolu insanlarla iç içe olmaktır bunu bilmeye yoktur sanıyorum. Ama maalesef alanda gezen ve her saatini İstanbul’a ve İstanbulluya ayıran Binali beyin çalışmalarına Cumhur ittifakı mensuplarının gayet ve desteğine rağmen seçim konusu gündeme geldiğinde kendi camiasından bir çok bireyin bile seçimin alınacağına dair güvenlerinin hala yerine gelemediğine tanık oluyoruz. İyi de sen inanmazsan kimi inandırasın çok merak ediyorum ey bizim cenahın mensubu kardeşim.

          Televizyonlarda yaptığı programlarında çok iyi bir performans gösteren ve yaptığı / yapacağı hizmetleri anlatan Binali beyin oy oranı hususunda hala bıçak sırtı durumda olduğuna dair kanaatlerin varlığı sadece moral bozmakla kalmıyor seçim öncesinde sandığa gidişin aynı kesim tarafından gereksiz olacağı gibi bir zannı da gün yüzüne çıkarıyor. Bayram dolayısıyla bir çok Cumhur ittifakı seçmeninin memlekette olması durumunda geri döneme konusunda kararasız olduğu yönünde yapılan paylaşımlar ise tuz biber mahiyetinde.

          Hatta seçim konusunda İmamoğlu taraftarlarının çok daha fazla motive / kararlı durumda olduğu yönünde kamu oyu yokalamalarının paylaşımı ise son derece üzücüdür. Hele hele sol seçmenin eskiden beri siyasi meseleler hususunda ki sadakat bilincinin yüksekliği de göz önüne alınınca endişe tavan yapıyor. Özellikle Bayram dolayısıyla seçmen katılım oranında Cumhur İttifakının kendi tabanına yüksek bir iştiyakı oluşturma ihtiyacı en yüksek düzeyde gün yüzüne çıkmaktadır.

          Bu seçim hem mevcut iktidarın, hem ülke güvenliğinin, hem ihanet çetelerinin birlikteliğinin geleceği noktaya işaret bakımından en kritik noktaya ulaşmasını sağlamıştır. Basit bir belediye seçim olarak algılanamayacak derecede mühim bir öneme haiz bu seçimin kazanılması için özellikle Saadet Partisi tabanı bakımından çok yönlü çalışmalarla ciddiye alınması büyük bir önem taşımaktadır. Bir kaç cümlelik açıklamalar ve tahminlerin ötesinde bizzat Cumhurbaşkanımız tarafından her türlü girişim yapılamlıdır. Hatta bu tabanın gönlünü alacak türden girişimler mutlaka behemehal yapılmalıdır.

          Netice itibariyle kendi adayı ile yola çıkmış olmakla birlikte bir iftar programı gibi bir faaliyette bile Chp ile aynı masayı paylaşmaları bir kayıptır. Belki siyasi hoş görü mahiyetinde bir sorun değil pozitif bile algılanabilir normal şartlarda. Ancak böyle hayati bir seçim öncesinde açıktan olmasa da bir görüşme bir şekilde sağlanmalıdır. Bunu adını ne koyarsanız koyun bu mutala yapılmalıdır. Hatta daha ötesi için de girişimler düşünülmelidir. Bundan neyi kastettiğimiz anlaşılmıştır diye düşünüyorum ve bir diğer boyuta geçiyorum.

          İstanbul nüfus bakımından özellikle Kürt kimliğini yüksek düzeyde barındıran bir şehir. Ve seçimi bu kitlenin önemli oranda tercihi şekillendireceği de malum. Özellikle Hdp’ye bir şekilde kendini yakın gören kesime yönelik çalışmaların yüksek bir hız ve derinlik kazanması gerekiyor. Güneydoğu insanı için anlam ifade eden her tür meselenin güzel bir biçimde ele alınarak gönüllerin kazanılması olmazsa olmazdır. Manevi değerleri benimsemiş bir çok kürt kardeşimizin rahatsız olduğu bir çok mesel var. Özellikle ihmal edildiği düşünülen yerel aktörler, manevi önderler mutlaka devreye sokulmalıdır. Bu samimi bir çalışmayla netice almayı sağlayacak bir yöntem olarak göz önünde durmaktadır.

          Ayrıca istisnasız her Hüda Par seçmeninin ve mensubunun etkin olarak alanda bir ve beraber olmakla ilgili düşüncelerini ve alan desteğini alamanın yolları aranmalıdır. Özellikle hala hapiste olan bir çok önemli isimlerin varlığı bilinmektedir. Hme de 28 şubat gibi hukuk garabetlerinin ortaya çıkardığı mağduriyetlerin giderilmesi için çözüm arayışları gündeme alınmalıdır. Bu kitlenin kürt nüfus üzerinde ki etkinliği su götürmez bir gerçektir. Yaşanan süreç adım adım ve adam adam çalışmanın hatta hane hane tespitlerin ve neticede gönlü kırılanların da telafinin yolları aranmalıdır.

          Eğer 23 Haziran diğerleri için bir milat değerinde ele alınıyorsa buna mukabil karşı bir anlam yüklemesi tüm seçmene ve tabana yaygınlaştırılamazsa yaşanacak şeyi tahmin etmek zor olmasa gerektir. Özellikle üyeden gönüllüye, çalışandan emekliye herkesin alanda etkin olmasını sağlama konusunda yapılan çağrı yerine olmakla birlikte mutlaka altı doldurulmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın mahalle temsilcileri ile yaptığı iftar programı bu anlamda bir milat oluşturursa çok yerinde olacaktır. Çünkü herkesin özellikle memleketinde sevilen sayılan vekiller dahil tüm bilinçli bireylerin işini gücünü bırakıp tüm emeğini bu seçime yöneltmeleri gerekmektdir.

          Hulasa-i kelam seçim artık bir var oluşsal derinlik içerdiğine göre Cumhur İttifakı mensubu partilerin kendi varlığı dışında bir memleket meselesi haline gelmişse ve dışarıdan bir sarmala alınmaya çalışılan bir ülke varsa her türlü fedakarlık bu uğurda ortay konmalıdır. Seçimden sonra ortay çıkacak Türkiye bundan sonra ki günlerimizin, yıllarımızın nasıl olacağının da bir göstergesi olacaktır. Ne ekonomik ne güvenlik ne de sosyal meseler hususunda olumsuz bir durum yaşamak istemeyen her bilinçli bireyin gereğinin yapası elzem bir zamanı yaşadığımız dikkat edelim.

          Elbette her türlü sonuç milletin takdiri olacaktır ve her türlü sonuca göre gereken milli bir duruş sergileyecek dirayettedir Türkiye Cumhuriyeti. Ne S400 ler meselesi ne F35 ler meselesi ne de Akdenizde ki yaşananlar ve ne de çevreye yapılan yığınaklar hiç birisi seçimin akıbetine göre değerlendirilmeyecektir. Vatana ve bağımsızlığa yönelik tüm tehditlere gereken cevap verilecek ve ülke menfaatleri neyi gerektiriyorsa o yapılacaktır. İstanbul seçimleri elbette kötü niyetli çalışamalar için bir dayan olmasın diye önemli diyoruz. Ancak hangi aday başarılı olursa olsun devletin üzerine yüklediği milli bakışı hiç bir sonuç değiştirmeyecektir.

          Milletin iradesinin tecellisi için çok çalışılmalı elbette ve sonucun ülkemize, milletimize ve İstanbulluya hayırlı olası temennisi ile işin sonunda her şeyin sahibine tevekkülü elden bırakmamayı tavsiye ederek veda edelim.

          Selam ve dua ile.

          Cevat YEK

          28.05.2019 04.10