yazar2 @ yazar.com

Birçok öğretmen ve veli öğrencilerin okula olan ilgisizliklerinden şikayetçi. “Hız ve haz çağının çocukları” için okullar son derece sıkıcı yerler.

Bunu anlamanız için, sırf okulları tatil olsun diye karın yağmasını dört gözle bekleyen; son zili duyunca, neşeyle, kaçarcasına koşarak okuldan uzaklaşan öğrencileri, bir süre gözlemlemeniz yeterli.


Okulların monotonluğu bilinmesine rağmen, hala klasik eğitim anlayışından ödün vermeyen, öğrenciyi ders kitabı, defter ve sınıf tahtası arasına sıkıştıran okullar çoğunlukta.


Unuttukları şey, yaptıkları eğitimin doğal olmadığı ve öğrencilerinin hala çocuk olduğu. Okullarda, müfredatı yetiştirme ve kendi dönemlerinin eğitim sisteminden vazgeçmeme konusunda ciddi bir direnç var.
Ama bu durumu kırmayı başarabilen okullar da yok değil.


Güzel haber, Samsun’da sıradan diyebileceğimiz bir okuldan geldi. Bu haber bir “eğitim liderinin” okulunun zihniyetini nasıl dönüştürdüğüne de güzel bir örnek.


Bilgisayar, internet, cep telefonu bağımlılığının had safhaya ulaştığı, öğrencilerin bırakın birbirleri ile oynamayı, birbirleri ile konuşmayı unuttuklarını gören müdürümüz, öğretmenleri ile bir toplantı yapar. Okulu, nasıl sıkıcılıktan kurtaracaklarını, öğrenciler için nasıl “çekim merkezi” yapacaklarını uzun uzun tartışırlar. Ortaya “İşTE Oyun” adlı proje çıkar.


Mehmet Akif Ersoy İlkokulu öğretmenleri, önce müfredattaki kazanımları nasıl oyun haline getirebileceklerini konuşurlar. Bu konu ile ilgili akademisyenlerden eğitim alırlar. Sınıflarını ve ders planlarını yeni duruma göre uyarlarlar. Bu sırada kendilerinin de oyuna hasret kaldıklarını fark ederler. Her dersi oyunlaştırarak işlemeye başlarlar.


Sonuç mu?


Öğrenciler hasta olduklarında bile okula gelmek istiyorlar artık. Öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin yüzü gülüyor. Öğrenciler, kendilerine unutturulan, oyun oynamanın ne demek olduğunu yeniden öğrendiler. Ve en önemlisi, ders programlarının ön gördüğü birçok kazanımı öğrenciler üzerinde görmeye başladılar.
Teşekkürler Sezai TİRYAKi, teşekkürler Hülya, Demet, Recep, Metin, Ayşe, Erdal, …. öğretmenlerim. Sizler elimizi, kolumuzu bağlayan bir ön yargıyı kırdınız. Umarım yaptıklarınız bütün ilkokullarımıza örnek olur. Umarım bu proje geliştirilerek, patenti Türkiye’ye ait bir model olur.