cvtykgm @ gmail.com

 

          Millet olarak olağanüstü halleri ile normal zamanları ayırt etmede ve siyasi sonuçlar oluşturmada mahir olduğumuz çok açık bir durumdur. Hiç şans tanınmayanları iktidar yaptığı gibi güçlü şekilde iktidar olduğunu düşünenleri de sarsmayı bilmiş ve bunu çoğunlukla hissettirmeden yapmıştır. Mevcut hükumetin oy ve iktidar gücü bağlamında söylenmemiş olan bu söz aslında daha önce millete rağmen millete seçtirilenler ya da milletin oyu ile hatta tüm toplum sanki çok istermiş gibi dayatılarak kurulan / kurdurulan iktidarlardan bahs ediyoruz. Yakın zamanda yaşamış olduğumuz bir seçimin ertesinde her şeyi göze alan bir siyaset dehası kararlı bir tutum sergilememiş olsa işin sonu pekte hayır olmayacak gibiydi.

          An itibariyle değşimiş olsa da fşkrşm daha önce ki yazılarımın bir kısmında seçimlerin bir çok eski seçime göre daha rahvan geçeceğini ve özellikle beka sorunu gibi konuların değil projelerin etkili olacağı bir seçim olacağını yazmış bunu ısrarla savunmuştum. Ancak çok sürmeden mesele geldi beka meselesine dayandı ve hatta her iki kesimin de bu kavram üzerine yoğunlaştığı bir süreci hararetle yaşadık / yaşatıldık. Nihayet herkesin seçimlerde kendine taraf toplamak için ya da tarafındakilerin saflarını sıkılaştırmak için bu ve benzeri kavram ve ifadelerle özellikle tansiyon artırıldı. Neden yükseltildi demiyor da artırıldı diyoruz. Çünkü herkes tansiyonu istiyor ancak kontrol altında da tutmak istiyor da ondan.

          Peki bu suç mudur? Ya da zararlı mıdır? Ya da bu soruyu şöyle sormak gerekebilir. Kamplaşma nedir? İyi midir yoksa kötü müdür? Bana sorarsanız tabiat zıt kutupları barındırdığına göre bu bir yönüyle ihtiyaçtır da. Veya şöyle söylesek daha iyi olabilir. Bir diğerinin varlık sebebi olan iktidar ve muhalefet mıknatısın iki zıt kutbu gibdir ve lazımdır. İhtiyaçtır. Ancak iktidarların en büyük handikapları başarılı bir muhalafetin olmaması iken bu aynı zamanda iktidarlarının devamının temini açısından bir şanstır da. Muhalefetlerin en büyük handikapı muhalefet ettikleri iktidarların başarılı olması kadar kendilerinin daha iyisini yapacaklarına kitleleri inandıracak kendi iç güvenlerinin olmaması veya alanda bu güveni verememiş olmalarıdır.

          Merak etmeyin değerli seçmen kardeşlerim mesel tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan ikilemi ile baş başa bırakmayacağız sizi. Tüm siyasi hareketler kendilerini tanımlar ondan sonra da karşı fikir ya da siyasi harekete göre konum alırlar. İşin normali budur. Toplusal hayatın içinde ekonomisinden eğtimine oradan sağlık ve güvenliğe bir çok meselede eleştiri yapmak ve eksikleri görmek ve bunları dillendirmek muhalefetin avantajı olmasına rağmen ve hatta genel geçer bir bilgi olarak muhalefetin dili güçlüdür denilebilirse de eğer sürükleyici bir liderlik ve güçlü bir kadrosu olmayan bir muhalefet söz konus ise bu avantajların hepsi ber heva olur gider.

          Diğer br açıdan kendi içinde ki güçlü muhalifleri bile gözünü kırpmadan harcayan bir yönetim söz konusu olursa sırada ki benzer siyasi yapılanma ister istemez rol almaya ya da rol çalmaya başlayacaktır. Bugün ana muhalefetin iktidara karşı kendi içinde bir istikrar oluşturamamış olmasında ve benzer bir siyasi partinin kendi içinden ayrılacak oylarla yeniden neşvünema bulmasını sağlıyorsa artık ülkede iktidar sorunu değil muhalefet sorunu vardır denebilecektir. Belki de mevcut iktidarın hizmetleri ve vaatleri kadar hatta daha fazla etken olan durum budur. Önümüzde ki seçimleri beka meselesi haline getiren biraz da çaresizlik ama aslında fikri temelleri örtüştüğü için terörle adı yan yana olan bir siyasi parti ile gizli aşk yaşamaya teşvik etmiştir.

          İktidarın ise en büyük sıkıntısı uzun zamandır söz sahibi olarak çok büyük icraatlere öncülük emtiş olsa bile muhalefet partilerinin sözlerinden çok alanda insanların kullandığı eleştirel cümlelere pek kulak kabartmıyor olmasıdır. Belki de toplumda yaşanan bazı sıkıntılar ve ya faklı bakış açılarından neşet eden eleştirel cümlelerin en derin noktalara ulaşmasını temin edecek kanalların tıkanıklığı söz konusu olabilir. Bir kısım insanların yatar artık bir değişim olsun kaç senedir iktidardalar cümlelerinin arkasında kendi sempati duyduğu siyasi organizmaların başarısına dair umudu olmaması dahi söz konusu olabilir. Buna benzer cümleleri Anap iktidarının değişimi öncesinde de duymuştuk. O zaman derin noktalara ulaşsa idi bu cümleler ya da yeterince kulak kabartılsaydı sanıyorum sonuç başka olabilirdi.

          Hiç bir seçmen sadece günübirlik yaklaşımlarla oy kullanmıyor diye düşünürüm ben hep. Özellikle belli siyasi düşünceleri benimsemiş olanlar açısında durum net olarak böyledir. Ancak yetişen yeni neslin macera arayışları veya her hangi bir zorluk çekmemiş olmaları hatta eskilere nazaran daha az vefa hissi içerisinde olmamaları dolayısıyla İstanbul merkezinde Binali Yıldırım ismi sempatik duruşu ile son derece yerinde bir tercih olmuştur. Önce ki belediye başkanının aristokrat duruşuna nazaran daha yerli, samimi ve içten tavrı ile ipi göğüsleyeceğine dair umutlar yüksek bir düzeyde seyretmektedir.

          Ankara açısından kılpayı ile bir devir teslimi olursa şaşırmam. Bu Mansur Yavaş’ın veya karşı cephenin başarısı olmayacağı kadar Melih Gökçek gibi bir siyaset harikasının ardından aday olmuş olan ve Anakara’nın demografik yapısında ki fonksiyonların göz önünde bulundurulması elzem olan bir gerçeğin ışığında bakıldığında neticenin kritik olacağını tahmin etmek pek te zor olmasa gerektir. Yada kılpayı ile elde kalma imkanı düşünülebilir. Ne olursa olsun her hangi bir el değiştirmenin maliyetinin sadece Anakara’yla sınırlı kalmayacağını görmek için müneccim olmaya ihtiyaç olmadığı da izahtan varestedir.

          İzmir noktasında her hangi bir umudu yeşertmiyor oluşumuz konusu ise ne adayla ilgilidir ne de diğer kesimde ki önce ki başkanın veya mevcut adayın mahareti olmayacağı da keza aynı durumdadır. Yani başarısız bir belediye başkanı geçmiş olsa da kendi partisinin kazanması için can siperine çalışacak türden bir seçmeni olan bir ildir İzmir. Böyleyken Ankara’yı alan Türkiye’yi almış gibi şatafatlı bir kutlama yapacaktır. Çünkü kozların paylaşımına imkan doğacak tek adres konumundadır. Bu seçimin sürprizi Ankara’yı Chp ve + partisinin kazanması İzmir’i AkParti ve + sının kazanması değişim açısıdan da sürpriz olacaktır ki uzak ihtimaldir.

          Üç büyük şehiri de Cumhur ittifakı alırsa bu hem iç hem dış piyasa ve siyaset açısından büyük bir güç elde etmek anlamına gelecektir Türkiye için. Özellikle ekonomik kriz hesabı yapanları tüm oyunlarını kesin bir inkıtaa uğratacak türden büyük bir coşkuyu alana bırakacaktır. Bu seçimin sürprizi büyük oranda Güneydoğu illerine bakmaktadır. Eğer alanlarda ki boşluğun sandığa yansıması gerçekeleşir de belediyeler el değiştirse bu belki de Türk siyasi tarihinin en büyük heyecanını zerk edecektir tüm siyasi hayata. Çünkü kendilerine tanınan büyük bir fırsatı kendi elleri iele zayi edendir siyasi parti en çok ta Türkiye Partisi olma ümidini toprağa gömmüş olacaktır bu seçimle.

          Yeniden Refah Partisinin ve Hüda Par’ın önce ki seçimde ki duruşları düşünülürse hayli ilginç bir seçim ve sonuçlarla karşılaşmamak imkansız gibidir. Tüm ülke için hayrılar getirmesi temennisiyle 31 Mart millet ve siyaset için belli başlı milatları barındırcak gibidir deriz.

          Vesselam

          Cevat YEK

          27.03.2019 02.27