ajanskamu @ gmail.com

Kandiller Yanar Yüreğimde..

 Ankara’da arkadaşlarımla denetim görevindeyiz. İkindiden sonra telefonum çaldı, arayan annemdi. Yoğun denetim ortamında konuşamayınca, anneciğim seni sonra arasam olur mu? Deyince  annem de, tamam yavrum özür dilerim dedi ve kapattı telefonu. Benim merhamet ve şefkat hazinem alınmaz hemen bilirim. Her mübarek gün ve gecelerde ilk o arar beni. Tüm iyilikleri hanesine yazdırmakta maharetlidir anneciğim. Bizler kalabalık olsak da tüm çocuklarına düşkündür annem. Telefonu kapattım kapatmasına da yüreğimi açık unutmuşum be annem. Telefondan sonra bir kor ateşi oldu yüreğim, kandil kandil yanar şimdi biliyor musun. Ah anneciğim, cennetim benim. Sana hayran sesine vurgun, bu kadar arzu ve istek duyan kalbim artık rahat bırakmaz beni. Neden hemen kapattım diye sızlar durur yüreğim,,.

Mesai sonrası eve vardım aradım annemi. Anneciğim kusura bakma ikinci kanalda muhabbete uygun ortam yoktu, lütfen bağışla beni deyip affını istiyorum. Yok yavrum deyip  (ez kurban) kurban olurum anladım, müsait olmadığını. Güzel buna sevindim, darılmadığına sevindim yani. Kandilin mübarek olsun anneciğim (dayikamin). Rabbim seni ve babamı merhametiyle, lütfuyla sevindirsin inşallah diyorum. Sohbeti hemen tatlıya bağlamakta ustadır annem. Biliyor musun oğlum? Mübarek gün diye İki paket fıstıklı lokum aldım. Biri kendim diğerini de rahmetli babanız için dağıtıyorum çocuklara. Gülerek, çok güzel  Allah kabul etsin annem, o halde meşgul etmeyeyim seni diyorum. Bak çocukları sevindirdikten sonra beni de sevindirmeyi unutma annem, deyip kapatıyorum telefonu. Rahmetli babamın kandil geceleri çocuklara, komşulara şeker ya da lokum dağıtmak âdetiydi. Annem de devralmış bu güzel mirası.

Aradan biraz zaman geçtikten sonra kendisi aradı bu sefer sesi hüzünlüydü. Yavrum babanın mezarı başındayım. Çiçek aldık kardeşinle babanın mezarına dikmek üzere. Bilmiyorum iyi mi yaptık. Kardeşin bir taraftan sulamaya çalışıyor. Ben dua ettim, Fatiha okudum yavrum. Sende bir Yasin okur musun? Sesinin titrediğini duyuyorum bir taraftan. Baban kandil geceleri sürekli kuran okurdu hatırlar mısın? Tamam, anneciğim tamam. Kelimeler kursağımda birikiyor. Ah annem ah. Telefonu tutan ellerim buna takat gösterebilir mi? Berat gecesinde, üzerini örttüğüm, sakladığım tüm acılarımı yeniden çıkardın ortaya öyle mi. Demek kendi acını hafifletmek için başvurdun bana anneciğim. Ben yoluna kurban olmaz mıyım? Babamın mezarı başında, adadığın iyilikleri fısıldadın toprağına öyle mi?

Titreyen ellerim, sarsılan bedenimle Yasin okuyorum. Yasin, her şeyin gereçek hâkimi tarafından indirilen mesaj. Odada küçük kızım Feyzam var, dolanıp duruyor etrafımda, bakışları üzerimde sürekli. Gözyaşlarım kurban yoluna babamın, damla damla ıslatıyor yanaklarımı. Küçük Feyza yanaşıyor yanıma. Üzülme babacığım üzülme diyor. Allah’ım sen bana sabır ver, diyorum içimden. Ah minik yavrum, bilsen nasıl kopar fırtınalar içimde. Bu masum çocuğu razı olacağın kullardan eyle diye niyaz ediyorum. Babamı rahmetinle mağfiretinle sevindir. Her sayfasında babam çıkıyor önüme, ayet ayet sesleniyor bana. ‘‘Babaları uyarılmamış, bu yüzden gaflet içerisinde yüzen bir kavmi uyarman için…’’ ayetini okuyor ağlıyorum. Bir müddet sonra artık dayanamıyor bırakıyorum mushafı, önümdeki masaya.

Ey babam! Sen Rabbimin mesajını, üstelik yaşantınla öğrettin bize. Taş duvarlar, kerpiç evler şahittir buna. Susuzluktan çatlayan topraklar, tozlu yollar şahittir babam. Devam ediyor, bitiriyorum sure-i yasini. Ama tükendiğimi harap olduğumu itiraf ediyorum babam. Ruhuna yasinler okuyacağımı nerden bilebilirdim. Ah zavallı yüreğim. Nasıl taşıyacak emanet ettiğin değerleri, kutsal mesajı. Ama bil ki babacığım! Bitmek bilmedi yasin! Sahi böyle uzun sürer miydi, bu kısa sure? Gözyaşlarım eşlik ettiler bana babacığım. Hıçkırıklara boğuldum, ıslandı masam, mushaf’ım. Allah’ım bana lütfedeceğin, göndereceğin her hayra ne kadar muhtacım. Affet Allah’ım affet, bağışla babamı, bizleri ve tüm yetimleri….