ajanskamu @ gmail.com

Sendikamız, geçen hafta sonu çok önemli uluslararası bir sempozyumu başarı ile tamamladı. Yetmiş yedi ülkeden,seksen dokuz sendikadan, yüz yetmiş beş yöneticinin katıldığı sempozyum, dünyamızın içinde bulunduğu buhranlı dönemde yapılmış olmasıyla çok daha anlamlı bir sempozyum oldu.

Dünya savaşlarla, kur oyunlarıyla, büyük devlet liderlerinin,diplomasinin kurallarını ayaklar altına alarak, birbirlerine kabadayı gibi davrandıkları bir dönemde sendikacılar; emek, eğitim, küreselleşme gibi derin konuları irdelemek üzere toplandılar. 

Bugün sendikalar, teknolojinin tehdidi altında. Çalışanların yerini robotların almasıyla artacak işsizlikten, küresel emperyalizmin doymak bilmeyen iştahına kadar çözüm bulmak, mücadele etmek sendikaların misyonu olmaya devam edecektir. Bugün açlığın, yoksulluğun ve gözyaşının sebebi batı kültürünün ürettiği canavar ruhtur.

“Küresel Sosyal Adalet” vurgusu ile birlikte mücadele kararlılığı önümüzdeki dönemde umut olmaya devam edecektir. Yeraltı kaynakları, insan emeği ve geleceği sömürülen geri kalmış ülkelerin; zenginliklerini devam ettirmek, paylaşmamak ve tehlikeye atmamak için çıkardıkları savaşlara ve doymak bilmeyen iştahlarına karşı, mevcut imkânlar dengeleninceye kadar verilecek en anlamlı mücadele, sendikal mücadeledir.

Eğitim, son dönemde üzerinde çok konuştuğumuz önemli bir konu ve dünyadaki gelişmelerden bağımsız değerlendirebileceğimiz bir alan değil. İnsanlığın içinde bulunduğu buhrana çözümün bir adresi de yetiştireceğimiz insan modelidir. Sonuç bildirgesindek; eğitimin, cehalete ve her türlü sömürüye karşı en güçlü silah olduğu vurgusu çok anlamlı bir vurgudur.

Sendikamızın son üç yıllık yurtdışı sendikal faaliyetleri, bu sempozyumla zirveye taşınmış oldu. Adaletsiz uluslararası sistemin parçası olmuş mevcut uluslararası sendikal örgütlenmelerin bütün çabaları, hâkim güçlerin çıkarlarını savunan, emeği ve alın terini korumak yerine sömürülmesine aracılık eden bir mekanizmaya dönüşmüş durumdadır. Sendikal mücadelenin ruhuna aykırı bu durumu düzeltecek mücadele, 1 Ekim 2018 tarihi ile yeni bir ivme kazanmış ve dev bir adım atmıştır.

“Küreselleşen dünyamızda” diye başlayan hiçbir cümlenin devamı; zulme uğrayanlar, emeği sömürülenler, savaşlarda can verenler ve ülkelerinden sürülenler için hayır getirmedi. Yerel direncin kırılması, etkisizleştirilmesi, ülkelerin operasyonlara açık hale getirilmesi ve devamında tek tek teslim olması, küreselleşmenin bir sonucuysa, direnelim ve küreselleşmeyelim. Önce bütünleşelim, kendimiz olarak kalalım ve diklenelim.

Sendikamız, nasıl ki ülkemizdeki anlamsız yasakların kalkmasına, çalışanların hak ettiği değeri görmesine, emeğinin karşılığını almasına, insan hak ve özgürlüklerine kavuşmasına öncülük ettiyse, aynı şekilde uluslararası mücadeleyi de sürdürecek ve başaracaktır. Yeter ki birlik ve beraberlik olsun, iyi niyet olsun, kararlılık olsun ve her şeyden önce dertli bir kadro iş başında olsun. Gün, kişisel kavgaların verileceği gün değil, ufka bakma günüdür.