beycosan @ gmail.com

"Sivil Toplum Kuruluşu" adını verdiğimiz vakıf, dernek, sendika vb. oluşumlar aslında toplumun dinamizmini yansıtır.

Aslında diyorum çünkü toplumun beklentisi bu yöndedir. Geniş kitleler bu sivil kuruluşların kendilerinin sesi olmasını bekler ve umar tabiatiyle.

Hakkın, hakikatin, adalet ve liyakatin sesi olsun isterler. Nerede bir haksızlık ve hukuksuzluk varsa önce bu sivil yapılardan bir tepki beklerler.

Haksız da sayılmazlar, çünkü seslerini duyurmalarının en hızlı ve kestirme yolu budur.

Sivil toplum kuruluşlarının milletin sesi olabilmeleri için güçlü ve sağlıklı bir yapıya sahip olmaları gerekir. Yoksa milletin sesini ilgilisine ulaştırabilmeleri mümkün olmaz.

Peki, kısaca STK diye adlandırdığımız bu sivil oluşumlar güçlü ve sağlıklı bir yapıya nasıl sahip olacaklar, bu mümkün mü?

Pekala mümkün mümkün olmasına da bunu sağlayacak güçlü ilkelere ve iradeye sahip olmaları gerekir öncelikle.

Bana göre, sivil toplum anlayışını ve sendikal mücadeleyi güçlü kılan ve milletin gerçek sesi olmasını sağlayan ilkeler vardır ve olmalıdır.

Bu ilkeleri kendi zaviyemden bakarak sıralamak istiyorum:

·         Sadece hakkın, hakikatin, adaletin ve erdemin peşinde koşan,

·         Gerektiğinde kitleleri peşinden sürükleyebilme kabiliyetine ve cesaretine haiz olan,

·         Kurumsal kimliği ile kamuoyunu etkileyebilme gücünün farkında olan ve bu gücünü yeri geldiğinde çekinmeden kullanabilen,

·         İstişare mekanizmasını düzenli olarak işleten, ortak aklı her daim kullanan ve buna göre kararlar alan,

·         Şeffaf, paylaşıma açık bir yönetim anlayışını geliştiren,

·         Ufku derin, entelektüel birikimli, aktivist ruhlu, gelişimci ve değişime açık yöneticilerle mücadeleyi sürdüren,

·         Danışan, dinleyen, değer veren,

·         Gündemin içinde, gündem belirleyen,

·         Mali şeffaflık ve açıklık politikasını benimseyen ve bunu eyleme dönüştürerek her türlü harcamalarını kamuoyuyla paylaşan sivil toplum ve sendikacılık anlayışı.

Asla terkedilmemesi gereken bu ilkelerin yanında kitlelerde güven duygusu oluşturacak ve üyenin asla tereddüt duymayacağı şekilde yönetilen mali bir yapı oluşturulması olmazsa olmazların en başında gelir kanaatimce.

Bu aralar, sendika başkanlarının / yöneticilerinin maaşları ve gelirleri ile afaki harcamaları sık sık kamuoyunun gündemine gelmekte, sendika üyeleri arasında çokça konuşulmakta ve doğal olarak ciddi rahatsızlıklara / tepkilere neden olmaktadır.

Kamuoyuna yansıyan uçuk maaş / gelir iddiaları tabanda rahatsızlık oluşturmaz mı?

Sendika yöneticilerinin sahip olduğu söylenen lüks makam araçlarının insanlarda huzursuzluk meydana getirmesi beklenmez mi?

Sendika yöneticilerinin yüksek harcamalar yaptığı haberleri ülkenin bugünkü ekonomik şartları göz önünde bulundurulduğunda  tepki çekmez mi?

İsraf söylentileri kabul edilebilir mi?

Ve bütün bu sorulara tatmin ve ikna edici cevapların verilemeyişi ve mesela sendika başkanlarının maaş bordrolarını açıklamaktan dahi kaçındıkları düşüncesi nasıl izah edilebilir?

İzah edilebilir mi?

Eskiler, "şuyuu vukuundan beterdir” derler ya hani, bir şeyin dedikodusunun yapılması, onun gerçekleşmesinden daha kötüdür anlamında yani.

Ve üzerinizde "sendika ağaları" sözü oturur kalır, izah edemezsiniz, kalkamazsınız altından.

Ne ilke kalır, ne prensip.

Mali şeffaflığı sağlayamazsanız ortada ne inandırıcılığınız kalır ne de güven.

Haksızlık etmeyelim, Eğitim-Sen Başkanı F.Aytekin AYDOĞAN, "huzur aidatı vb. isimler altında hiçbir ayrımcı uygulamayı kabul etmeyiz" açıklamasını yaparak aldığı maaş bordrosunu yayınladı.

Her ne kadar sendikal anlayış ve fikir planında aynı düşünmesek, farklı dünya görüşlerine sahip olsak da, hakkını teslim edip kendisini tebrik ediyoruz, diğer sendika başkanlarına örnek olmasını umuyoruz ve onlardan da aynı şeffaf ve ilkeli davranışı bekliyoruz.

Yüz binlerce üye mali harcamalar ve sendika yöneticilerinin elde ettikleri maaş ve gelirleri konusunda doğal olarak açıklık istiyor, aidatlarından kesilen ve devasa bir bütçeye dönüşen gelirlerin nereye, ne kadar, nasıl harcandığını bilmek ve görmek istiyor.

Şeffaflık ve açıklık her alanda ve her kurum / kuruluşta şart ama en çok da gelirlerinin tamamını üyelerinin her ay maaşlarından kesilen aidatlardan oluşan sendikalarda şart.

Bir üye olarak sendika başkanlarına buradan seslenmek istiyorum:

Maaş bordrolarınızı siz de yayınlayın, gelirlerinizi kamuyoyuyla paylaşın, yönetim harcamalarınızı şeffaf bir şekilde açıklayın ve üyelerinizle paylaşın.

Şeffaflıktan ve açıklıktan çekinmeyin ki, üyelerinizde güven kaybı ve tereddütler oluşmasın. 

Bizden söylemesi...