yazar2 @ yazar.com

MEB’in karmaşık olmasının yanında ve bir o kadar da içinde adaletsizlik barındıran uygulamalarından biri de ek derslerdir.

Daha önce, çeşitli konularda çözüm adına yapılan mevzuat değişiklikleri, problemleri çözmek yerine daha da katmerleştiğinden, bu konu tamamen görmezden gelinir ve bütün kusurlarına rağmen bir düzenleme yapılmasına yanaşılmaz. Özellikle mali konulardaki yeni düzenlemelerin, genelde memurların aleyhine olduğunu bilen sendikalar, bu konuyu gündem yapmaktan çekinirler. Yine de ek ders ücreti uygulamasının yeniden ele alınması gereklidir.

Ek ders uygulaması sorunludur. Çünkü, mevzuat maaş karşılığı ve ek ders karşılığı olmak üzere ücretlendirmeyi ayırmaktadır. Bunu yaparken de okul öncesi ve sınıf öğretmenlerine haftada 18, genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerine haftada 15, atölye ve laboratuvar öğretmenleri haftada 20 saat zorunlu ders okutmayı yükümlü kılmaktadır. Atölye ve laboratuvar öğretmenleri ile okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin ders süresi mi, verdikleri eğitimin niteliği mi, mezun oldukları okulların eğitim süresi mi, yoksa yaptıkları işin zorluğumu farklı da böyle bir ayırıma gidilmiş, anlayamadık.  Maaş karşılığı ders süresi az olan öğretmenlerin kendi branşınlarını üstün görmek gibi bir kibirlilik peyda olmasının sebebi  de bu uygulama olsa gerek.

Uygulamadaki ikinci sorun, ek ders mevzuatının öğretmeni yaptığı her işin ücret beklentisine sokmasıdır. Örnek vermek gerekirse, öğretmenler, fiilen yaptıkları her 10 saate 1 saat hazırlık ve planlama ücreti, mesai saati içinde olduğu halde nöbet görevi ücreti, sınıf/şube rehber öğretmenliği ücreti, okullar tatil olduğunda mesleki çalışma ücreti, sosyal etkinlik faaliyetlerinde danışman öğretmen olarak görevlendirme ücreti ve atölye/bölüm şefliği görevleri için ek ders ücreti verilmektedir. Neredeyse öğretmenler derse girmek dahil yaptığı her iş için ek ders ücreti almaktadır. Bu durum, öğretmenleri veli, şube/zümre öğretmenler kurulu toplantıları, özel veli görüşmeleri, sene başı öğretmenler kurulu toplantısı gibi görevin içinde olan her çalışmaya ek ders istenecek hale getirmektedir.

Yukarıda bahsettiğimiz uygulamalar kendi içinde de adaletsiz olması da cabası. Mesela fiilen girilen ders saatiniz 10’a tamamlanmıyorsa (9 saat bile girseniz) verilen 1 saat ek ders ücretini alamazsınız.  Sınıf/şube rehber öğretmenliği göreviniz varsa ve üstüne sosyal etkinlik faaliyetlerinde danışman öğretmenlik görevi verilse sadece biri için ücret alabilirsiniz. Sınıf öğretmeni iseniz sınıf/şube rehber öğretmenliği ücreti yine alamazsınız.

Ek ders görevlerinin zorunlu ve isteğe bağlı olarak ayırılması okul idarelerini zor durumda bırakması üçüncü sorun olarak karşımızda durmakta. Mesela okulunuzda, Türkçe dersinden 27 saat ders saati görev var. Öğretmen istemezse 21 saatin üzerinde ders görevi veremezsiniz. Bu durumda idare ya ücret karşılığı dışardan bir öğretmen bulacak veya kendi okulunda branş itibari ile uygun bir öğretmeni o derse sokacak. Bir çok veli ek ders karşılı derse giren ücretli öğretmeni istememekte, kadrolu öğretmenin kendi sınıflarına verilmesini istemektedir. Bu durumun veli ve okul idaresini karşı karşıya gelmesi şeklinde bir sorun daha ortaya çıkarmaktadır.

Ek dersler ile ilgili bir sorun da sözleşmeli öğretmen ile kadrolu öğretmenlerin ek ders ücret miktarlarının farklı olmasıdır. Öğretmen kadrolu olunca hangi sihirli etkiye bürünüyorsa artık ders ücreti de farklı oluyor.

Ek derslerle ilgili karşılaşılan beşinci temel sorun ise destekleme yetiştirme kursları için %100 artırımlı ödeme yapılmasıdır. Bu durumda birçok öğretmen normal ders saatinde isteğe bağlı derse girmek istememek de, DYK’larda görev almak istemektedir.

Ek ders mevzuatının karmaşıklığı ise altıncı sorun olarak karşımıza çıkmakta. Yüksek lisan, doktora, özel eğitim sınıfı dersleri için farklı tarife uygulanması, gece/gündüz ücreti farkları, koordinatörlük görevi ile ilgili mevzuattaki belirsizlikler, Yönetici Ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar dışında toplu sözleşmeden kaynaklanan ödemeler ek ders mevzuatını işin içinden çıkılmaz hale getirmiştir.

Ek ders ücretinin tamamının vergiye tabi olması yedinci problem olarak karşımızda durmaktadır.  Net kazanca göre aynı ücret aldıkları kamu görevlilerinden çok önce okul yöneticileri ve öğretmenlerin vergi dilimi değişmektedir.

Ek ders ücretlerinin emekliliğe etkisinin olmaması bir başka sorundur. Bu yüzden öğretmenlerin emekli ikramiyesi ve maaşı düşük kalmaktadır.

Her şeyden önce öğretmenlik mesleği bütün olarak ele alınmalı. Görevleri açıkça tanımlanmalı ek ücreti tamamen kaldırılmalı veya çok özel durumlar için verilmeli. Bunun yerine öğretmenlerin maaşı arttırılmalı ve net kazançları birbirleri ile eşit hale getirilmelidir.