ajanskamu @ gmail.com

Eskiden anne babalar çocuğa rol model olur ya da olamazdı. Armut dibine düşer derdi atalarımız. Dış etkenler çocuğun karakerinde, ahlakında, davranış örüntüsünde vs. çok az düzeyde etki etmekteydi. Bu gün geldiğimiz noktada artık anne baba çocuğuna etki etmekte ve onu şekillendirmekte neredeyse tesirsiz kalmaktadır.

 

Gelişen teknoloji ve beraberinde getirdiği medya faktörü bir nevi nesli bozmak için rol almış gibi. Ve anne babalar ciddi bir uyanışa geçmezse hissiz, duygusuz, acımasız, bencil bir nesil yetiştirecekler.

Televizyon dizileri, filmleri ve reklamları toplumu fesada boğuyor. Çocuklar, Gençler ve Aileler arasında ciddi yozlaşmaya sebep oluyor. Aile İçi iletişimi ortadan kaldıracak sahneler yayınlanıyor. Ailenin köküne dinamit koyuyor.
Bilinçaltı subliminal mesajlarla cinsel ve şiddet figürleri bir çok kanalda, özellikle çizgi filmlerde işleniyor ve çocukların beyinlerine işliyor. Ileriki yaşlarda ise travmalara sebep oluyor. Mantık muhakemeyi çökertiyor ve çocuklar neyi için yapmalı ya da neyi niçin yapmamalı, muhkemesini dahi yapamaz hale geliyorlar.
Mesela bir dizide mahalle kamplaşmiş ve silahlarla çatışıyorlar. Sürekli birileri öldürülüyor ve polis, jandarma ortada yok. Devlet güvenlik görevini yapmıyor anlamı lanse ediliyor. Savcılar, hakimler tehdit edilince adaleti terkediyor. Bu da suçun yayılmasına sebep oluyor. Burada devlet bir bütün olarak âciz gösteriliyor. Gençler şiddete özendiriliyor. Toplumsal psikoloji bu tür diziler ile şiddet üzere yeniden dizayn ediliyor. Açıkça suç işleme özendiriliyor ve Devlet nede olsa çalsan seni yakalayamıyor, vursan kaçabiliyorsun yada savcıyı, hakimi ayarlayıp sindirip, tehdit edip suçtan kurtulabiliyorsun, mesajı bilinçaltına işliyor. Bu da gençler arasında özenti haline geliyor ve gençleri suç işlemeye davet ediyor.

Sevgilisi olmayan kız ot gibi, sevgilisi olmayan erkek odun gibi, ders çalışanı inek gibi gösteriyorlar. Daha lisedeki hatta orta ve ilk okullardaki çocuklar zinaya özendiriliyor. Açıkça sevişiyor, sokakta öpüyor, sarılıyor. Bunlar toplumsal damarlarımıza aykırı, ifsat programlardır. Gencecik kız çocukları yarı çıplak hale getirilip sözde doğum günü, mezuniyet gibi bahanelerle vücutları istismar ediliyor.
Ayrıca yemek, evlilik vb programlarda aile hayatı ciddi manada sarsılacak paylaşımlar yapılmaktadır. Şüphesiz TV programlarında istismar ile buluşturulan adaylar kısa sürede boşanmakta ve aile hayatının yıkılması bedelini ödemektedirler.
Aile kutsaldır. Aile ortamı aile bireylerine güven verir. Aile birlik, dirlik, kardeşlik ve paylaşım merkezidir. Aile toplumun temelidir. Aile hayatı zarar görürse dönüşü olmaz.
Devlet, vatandaşlarını her türlü tehlikeden korumakla mükelleftir. Bunu çeşitli yollarla, hukuki müdahalelerle gerçekleştirir. Burada soru şu:
Çocuk, genç, aile demeden topluma bunca zararı veren TV programlarını neden engellemez? Açıkça toplumsal şiddet , taciz ve tecavüzler ile zararları göz önündeyken RTÜK neden müdahale etmez.
Ipleri açıkça birilerinin elinde olan bu yozlaştırma programları RTÜK tarafından yasaklanmalıdır. Devlet bu gün ve geleceğin teminatı olan başta çocuk ve gençleri, toplumun temeli olan aileyi bu zararlı programlardan kurtarmalıdır. Aksi takdirde gelecekte toplumda zina ve şiddet sıradanlaşacak. Hırsızlık ve terör azacak.

ADNAN KALKAN

PSİKOTERAPİST