yazar2 @ yazar.com

Bu köşede, 6 Ocak 2016 tarihinde “Maarif Müfettişliği Kaldırılıyor Mu?” başlıklı bir makale yayınlamıştık. Bu makalede özetle; “2012 yılında yapımına başlanan Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin, başlangıçta başbakanlık binası olarak yapıldığını sananlar olduğunu, inşa edilenin Cumhurbaşkanlığı külliyesi olacağını duyduklarında Cumhurbaşkanlığı için çok büyük olduğunu söylemeye başladıklarını, halbuki Türkiye’nin büyük bir dönüşüm içerisinde olduğunu, söz konusu külliyenin parlamenter sistemden vazgeçileceğinin işareti olduğunu belirterek, bu dönüşümün devam edeceğini, bakanlık teşkilat yapılarının da yeni sistem için hazırlandığını belirterek, buradan hareketle MEB Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının, bu dönüşümün bir parçası olduğunu, bu kanun tasarısı ile 2514 olan maarif müfettişi sayısının 500’e düşürüleceğini, akabinde de tüm bakanlıkların teftiş birimlerinin birleştirileceğinden bahsetmiştik.

Bu yazının öngörüsünün yanlış olduğunu, böyle bir şeyin Türkiye için imkânsız olduğunu, hatta ortalama 5. sınıf öğrencisinin bile daha iyi öngörüde bulunacağını söyleyenler oldu. 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sitemine geçildi.  2017 yılında illerde görev yapan maarif müfettişleri arasından “mülakatla” merkez teşkilatına 450 müfettiş seçildi.  Böylece öngörümüzün tutarlılığı hususunda olumsuz söylemde bulunanlar gerçekle yüzleştiklerinde şaşırıp kaldılar.

MEB’in yeni dönemde nasıl bir değişim içinde olduğundan bahisle rehberlik ve teftiş sisteminin geleceği konusundaki birtakım öngörülerde bulunacağım.

Teftiş sisteminin değiştirilmesinden sonraki süreçte, sistemin bu hali ile yürütülemeyeceğine, 500 müfettişle rehberlik, denetim, inceleme, araştırma, soruşturma iş ve işlemlerinin sağlıklı yapılamayacağına dair onlarca eleştiri yapıldı. Bunun sonucu olarak illerdeki müfettişler için yeni bir düzenleme yapılacağı ile ilgili beklentiler arttı. Birbiri ile bazen benzer, bazen çelişen duyumlar ortalıkta dolaşmaya başladı. Kimileri, çok sağlam haber kaynaklarına dayanarak, teftişin rehberlik ve denetim olarak yeniden yapılacağını, doğrudan Bakanlığa bağlı il düzeyinde rehberlik, ülke genelinde ise inceleme ve soruşturmaların yürütüleceği bir yapının kurulacağını; kimileri maarif müfettişi yardımcı kadrosunun illerdeki müfettişlerden Bakanlığa 250 müfettiş daha alınarak doldurulacağını; kimileri de Kara Yolları Genel Müdürlüğünün yapısı örnek alınarak 18 bölgede rehberlik ve denetim başkanlıklarının kurulacağını ileri sürdüler.

Lakin yoldaki işaretlerin illerdeki maarif müfettişlerin beklentileriyle uyumlu olmadığı çok açık. MEB, Bakan değişikliğinden sonra yeni bir rotaya girdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Son zamanlarda eğitim alanında  yapılan, medyada geniş yer bulan değişikliklere ve Sayın Bakan Selçuk’un söylemlerine bakıldığında bir zihniyet değişimi ile karşı karşıya olduğumuz görülüyor. Aşağıda ayrıntılarını anlatacağımız yeni sistemimizin kaynağı, başarılı eğitimin nuber one’ı olarak gösterilen Finlandiya.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler taklitçiliği çok sever. Ticaret ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununu Almanya’dan; Ceza Kanununu İtalya’dan; Medeni Kanununu, Borçlar Kanunu’nu ve İcra İflas Kanununu İsviçre’den alan bir ülke için eğitim sistemi uyarlamasını başka bir ülkeden yapmasında garipsenecek bir durum olmasa gerek.

Yapılan değişim, dönüşüm çalışmalarını ve altındaki nedeni irdelediğimizde; oyununun çocukların hakkı olduğu, sağlam bir öğrenme için teneffüs ve fiziksel aktivitenin gerekli olduğu anlayışının tezahürü olarak teneffüs süreleri arttırıldı, iki dönem olan tatil dört döneme çıkarıldı. Eğitim siteminin genel performansını izlemek için örneklem tabanlı öğrenci değerlendirme sisteminin parçası olarak Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi (ABİDE) Projesi yürütülmeye başlandı. Eğitimde hakkaniyetin önemli olduğu, her çocuğun önemli olduğu gerçeğinden hareketle, puana dayalı yerleştirme yerine adrese dayalı yerleştirme geçildi. Eğitim alanında yapılacak kapsamlı değişikliklerin küçük adımlarla yapılacağı, eğitimde öğretmenlere güvenmemiz gerektiği, her çocuğun değerli olduğu sık sık vurgulanıp bu yönde değişikliklere gidildiği görülmektedir. Bütün bu değişiklikler Finlandiya eğitim sisteminden alınmış ve eğitim sistemimize sokulmuş uyarlamalardır.

Peki Finlandiya’nın teftiş sistemi nasıl? Finlandiya’da okul teftişleri yerine öz değerlendirme, meslektaş denetimi ve kişiye özel meslek destek programları uygulanmaktadır. Mali denetim ise belediye veya okulların kendilerine devredilmiştir.

Görülüyor ki Finlandiya eğitim sistemini kendimize uyarlıyoruz. Finlandiya'nın teftiş sistemi de uyarlanırsa sürpriz olmayacak. Bu sebeple -İnşallah yanılırım- denetim sisteminin, yukarıda örneklediğimiz şekilde yeniden yapılandırılacağı ile ilgili beklentilerin maalesef boşa çıkacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Temennim odur ki değişimin mimarları, her ülkenin kendine özgü şartları olduğu gerçeğini gözden kaçırıp yeni bir hüsrana sebep olmazlar.