beycosan @ gmail.com

Haberi okuyunca yüreğim burkuldu gerçekten,

Hayatının baharında, öğretmenlik mesleğine başlayalı daha iki yıl kadar olmuş bir meslektaşımın hangi gerekçe ile olursa olsun hayatına son vermesi içimi daralttı doğrusu.

Son zamanlarda çeşitli nedenlerden dolayı intihar olayları yaşanıyor memleketimizde maalesef.

Hepsi ayrı ayrı çok üzücü,

Hepsi yürekleri dağlayan türden,

Hepsinin ayrı ayrı hikayeleri var mutlaka,

Okuduk ve üzüldük,

Bu intiharların nedenlerini konuştuk,

"Bir insanın hayatını noktalamaya karar vermesi ve bunu da gerçekleştirmesi üzerinde çokça durulması ve tedbir alınması gereken bir konu olsa gerek" dedik.

Dedik demesine ama maalesef bunlara bir yenisi daha eklendi.

Saadet öğretmen…

Türkçe öğretmeni Saadet HARMANCI,

25 yaşında gencecik bir öğretmen,

Basına yansıyan haberlere göre; görev yaptığı okulda okul müdürünün ve müdür yardımcısının "memurluk hayatınız pamuk ipliğine bağlı, sizi bitiririz" diyerek mobbing uyguladığını iddia edip, Gaziantep'te intihar ederek yaşamına son verdi.

Annesi intihardan 10 dk. önce kendisini arayarak helallik isteyen kızının "öğretmenlik hayatımı bitirdiler, öğrencilerin önünde bana yumruk attılar" dediğini ifade etti.

Medyaya yansıyan haberlere göre olayın ayrıntıları şöyle:

"Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Gaziantep’te 6 katlı apartmanın terasından atlayarak, yaşamına son veren Türkçe öğretmeni Saadet Harmancı’ya (25) okulda mobbing uygulandığı iddiaları ile ilgili soruşturma başlattı. Anne Gönül Harmancı (42) kızının intiharından 10 dakika önce kendisini arayıp, helallik istediğini belirterek, "Bana, öğretmenlik hayatımı bitirdiler, öğrencilerin önünde bana yumruk attılar’ dedi. Kendisine bağırdım, ’Yapma’ dedim ama dinletemedim" dedi.

Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesi Ağılcık köyünde oturan Türkçe öğretmeni Saadet Harmacı, geçen nisan ayında Gaziantep 23 Nisan Mahallesi’ndeki Beykent İmam Hatip Ortaokulu’na atandı. Mayıs ayında stajyer öğretmen olarak göreve başlayan Saadet Harmancı, ailesine, okul müdürü ve yardımcısının sürekli kendisine baskı yaptığını iddia etti. Yakın arkadaşlarına da bu durumdan söz eden Harmancı, okul müdürü ve yardımcısını sık sık kendisine ve diğer stajyer öğretmenlere, "Memurluk hayatınız pamuk ipliğine bağlı. Sizi bitiririz" diyerek baskı yaptığını söyledi.

Saadet Harmancı sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda "Öğrencilerim haklarını helal etsinler gözüm gibi baktım hepsine, üzülmesinler, ben yapamadım mobbinge uğramaktan. Allah’a emanetsiniz canım öğrencilerim, hep iyi hatırlayın beni, pasta kesmiştik en son, size kırmızı kalpli pastalar bırakıyorum. Diğer öğrencilerime de sözümdü unutmadım, bir gün görüşmek dileğiyle. Allah’a emanet olun, sizi her zaman seven öğretmeniniz Saadet. Her gün pamuk ipliğine bağlısınız sözünden bıktım usandım" yazdığı görüldü." (Hürriyet)

Bu haberler üzerine Milli Eğitim Bakanlığı olayı tüm yönleriyle incelemek ve konuyu aydınlatmak üzere soruşturma başlattı. Sonucunu bekleyip, göreceğiz tabi ki.

Ancak benim üzerinde durmak istediğim başka hususlar var, aklıma takılan şu sorulara zihnimde cevaplar arıyorum.

-Bu iddialar doğru mu gerçekten?, 

-Doğruysa çok vahim iddialar bunlar, baskıya maruz kalıp kendini koruyamayan bu gencecik öğretmenlerin hakkını / hukukunu kim koruyacak?

-Hangi hakla ve yetkiyle devletin atadığı bir öğretmene mobbing uygulanabilir?

-Görevi başında, görevini yapan bir devlet memuruna baskı uygulamak anlamına gelen mobbing yasalarımıza göre suç değil mi?

-Buna kim, nasıl, ne hakla cür’et edebilir?

-Mobbinge maruz kalan bir öğretmenin uğradığı bu hak ihlaline dur diyecek birileri yok mu?

-Bunca eğitim sendikası varken ve asli görevleri eğitimcilerin her türlü haklarını, hukuklarını korumak iken nerede bu sendikalar?  

-Üstelik, öğretmenlik mesleğinin itibarı zaten yeterince zedelenmişken eğitimcilerin bir de kendi meslektaşlarının baskısına uğraması nasıl kabul edilebilir?

-Sözleşmeli öğretmenlerin statülerinin zayıf olduğu algısını kullanarak ve bunu fırsata çevirerek çeşitli sebeplerle bu aday öğretmenlere baskı uygulamak her şeyden önce bir insanlık suçu değil midir?

Cevap bekleyen sorular bunlar, mutlaka yetkililer de gereğini yapmak üzere bu sorular üzerine kafa yoruyorlardır.

Aslında bu sıkıntılara en fazla maruz kalanların sözleşmeli öğretmen statüsünde görev yapan ve mesleğin daha başında bulunan öğretmenlerin olması bu konunun yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor kanaatimce.

Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilerek atanan tüm öğretmenlerin kadrolu statüsünde atanması bu sorunun kökten çözümünü de beraberinde getirecektir diye düşünüyorum.

Sözleşmeli öğretmenlerin sorunları ciddiyetle ele alınmalı ve gereken yapılmalıdır nihayetinde.

Yüreğim burkuldu gerçekten, içim daraldı bu haberi okurken,

Bu yazıyı da bu hissiyatla yazma gereğini duydum.

Selam ve dua ile kalın, Allah'a emanet olun.