ajanskamu @ gmail.com


Bir zamanlar sayıca az fakat samimi, gayretli, yoklukta varlık gösteren, Allah'ın dinini kendine dert edinmiş ve bu uğurda nice bedeller ödeyen muhafazakar kesim; birçoğunun zihinleri varlık travması geçiren, makamı alıp davasını veren, daha dün Hakkı hakikati bas bas bağırırken, bugün kendisi sessizliğe bürünmekle yetinmemiş, konuşan ehli Hakkı da susturmaya çalışan bir vaziyete bürünmüştür.

Size ne oluyor ki yoklukta mücadele ederken varlıkta sessizliğe büründünüz?
Bir zamanlar kapı kapı dolaşan, çay ocaklarını, hastaneleri, mezarlıkları, özellikle birbirinin evlerinde akşam çayları eşitliğinde din ve vatan davası üzerine çözümler üretmeye çalışan, tebliğ ve irşat faaliyeti yürüten muhafazakarlar, zamanla en iyi arabalara binmeye başlayınca, en iyi evlerde oturmaya başlayınca, en yüksek makamlara gelmeye başlayınca bunun şükrünü eda etmek için daha fazla gayret etmek yerine, birçoğu sessizliğe bürünmeyi tercih etti. Oysa nimet şükür ister, şükür edilmezse nimeti veren Allah almayı da bilir. Lakin bu durumda akli melekeleri zayıflayınca nimetin neden elinden alındığı anlaşılamaz hale gelir.

Hizmet ediyorum demekle hizmet etmiş olunmuyor.
Fiilen din ve vatan davasını ne kadar omuzluyor, bu dertte olanlarla ne kadar işbirliği içinde olunuyor? Daha önemlisi çalışanın önüne engel konuyor mu? Öyle ben hizmet ediyorum diyerek hizmet olmaz. Nitekim nice hizmet ettiğini sananların yaptıkları ahirette yüzlerine çarpılacaktır. Her şeyin bir usulü var. Yaptığına hizmet demek için hizmet usulünü uygulamak gerekir. Samimi olmak gerekir. Kendi nefsi için, kendi menfaati için yapılanlar bir kılıfa büründürülerek hizmet olarak sunulsa dahi, karşısına imtihan olarak çıkacaktır.

Nefisler firavun oldu zihin travmada.

Asıl ve usulden uzaklaşınca, kendini fıtratı bünyesinde beslemeyince, hakkaniyetle oturup kalkmayınca, hemhal olmayınca, zamanla nefse tabi olundu. Hatta öyle ileri gitti ki muhafazakar kesim, kendi menfaati için ciddi ve önemli hizmetleri dahi engellemeye başladı. Vatana, millete, ümmete hizmet eden Gönül erlerinin önü bizzat kendi nefsi için engel koymaya başladı. Oysaki sevmediği bir insan (belki senden daha hayırlı), vatana, millete, ümmete hizmet ediyorsa, en azından desteklemiyorsa bile engel olmamalıydı, şuuru vardı bu da kaybedildi. Şimdi bizzat kendi nefsi için hizmet eden insanların önü kesiliyor. Oysa bu ciddi travmatik bir zihnin eseridir, vebaldir.

Makamlar, varlıklar baki zannediliyor.

Her ne kadar yüz yüze konuşunca, makamların, mevkilerin, varlığın bir önemi olmadığı, asıl olan maneviyat ve ahiret olduğu, Allah'ın rızası olduğu konuşursa da, fiilen, amelde sanki ebedi makamlarda kalacak, varlığı ebedi sürecekmiş mantığı ile hareket ediliyor. Oysa daha dün elinde makam olanlar, bugün makamlarını kaybettiler. karakterini makamdan alanlar, Makamla birlikte karakterini de kaybettiler. Daha dün varlıklı olan niceleri bugün bir kuru ekmeğe muhtaç olduğu ibretle ortada. Daha nice hayalleri olanlar, bugün toprağın altında hesap vermektedir.

Ehli dünyaya yaranacağım derken hak ehli bertaraf ediliyor.


Geldiğimiz noktada makam mevki sahibi olan birçoğu geldiği yeri unuttu. İnancını geride tutup ehli dünyaya yaranmak için modern, seküler davranışlar sergilemekte ve bu minvalde konuşmaktadırlar. Bu acizliğin psikolojisidir. Ehli dünyaya yaranmak bir tarafa dursun, hem dostunu kaybediyorlar hem de ehli dünyaya yaranamıyorlar. Karakterini, inancını, dostlarını makama peşkeş çekmiş oluyorlar.

Dünyanın cazibesine kapıldılar da ahirette verecekleri hesabı unuttular.

Ehli dünya, ahiret derdi olmadığından dolayı her türlü tavizi verir, nefsine tabi olur, gününü gün eder. Oysaki muhafazakar kesimin bilmesi hasebiyle kabri, haşri ve ebedi cennet ve cehennem derdi var. Buna rağmen dünyevileşmekte, sekülerlikte ehli dünyayı geçmek üzeredirler. Ehli dünyanın hatırı için ehli hakkı karşısına almış, bedel ödetiyorlar.

Müslüman bir an önce Firavunlaşan nefsinden kurtulmalı.

Allah'ın dinini dert edinen, bu vatana hizmet etmeye çalışan Gönül erleri ile tekrar irtibat kurmaya çalışmalıdır. Aksi takdirde bunun vebali büyüktür. Müslüman müslümanın önüne engel koyduğu sürece, Allah'ın dinine ihanet etmiş olur. Kendi nefsi için başka Müslümanın yaptığı hizmeti engellememeli. Nitekim bunun vebali büyüktür. İçine düştüğü inanç ve zihinsel travmadan bir an önce kurtulmaya çalışmalıdır.
Not: Gönül duman, dil yaman, ruh aman olunca cümleler dize gelmedi. Söz sadece muhataplaradır. Lakin onlar da havalecidir. Üzerine alınmama alışkanlığı vardır.

ADNAN KALKAN

PSİKOTERAPİST