cvtykgm @ gmail.com

İSLAMİ HAREKETE NE OLDU?

Sadece Müslüman olmak istemiştik. Daha doğrusu müslümanca yaşamak istemiştik. Bunun için yola çıkmıştık. Ergen olmadan dava derdi yüklenmiş birer çocuk adamdık. Meydanlarla okuldan önce tanıştırılmıştık. Bizi o meydanlara götürenler de aşkları da hala dip diri. Hatta orada dinlediğimiz konuşmacılar da ister vefat etmiş olsun ister ahir ömründe evinin köşesine çekilmiş olsun hala capcanlı ve tazecik bir aşkla yaşamaya devam ediyorlar. Adımıza islamcılar dediler hayır biz sadece müslümanız dedik. Adımıza radilkal, kökten dinci hatta fundamentalist dediler hayır dedik sadece gerçek anlamda müslümanız dedik.

Başaramadılar ve ardından din istismarcısı dediler. Halbuki gerçekten bir şeye inanmış kişi inandığı şeyi asla istismar etmezdi ama gel de aldanmış vatandaşa anlat. Halbuki bu iddiaları piyasaya sürenler hem dini hem de kendi ideolojilerini utanmadan ve milletin gözünün içine baka baka istismar ettiler senelerce. Ve bunun her tür nimetinden yararlandılar. Aldatılmış bir toplumun gözünü açmak, uyutulmuş bir milleti kendi kodlarına taşımak üzere çalışıp uyandırmak gerçekten de deveye hendek atlatmaktan daha zormuş onu öğrendik.

Çok değil 2001 yılında kurulmuş olan Ak Parti’nin ilk zamanlarında hatta belki de ilk seçimi kazandığında; bir arkadaş şöyle bir söz söylemişti. Tayyip beyi severdim, ama islami siyaseti marjinal hale getirdiği için ona hakkımı helal etmeyeceğim. Bu millet ondan bunun hesabını sorar demişti. Ama nerden bilsin ki 18 yıl iktidar olup ülkeye çok büyük hizmetler yapacak Ak Parti. Nerden bilsindi mücahitler birer birer önce müteahhit olacak sonra da eski günlerinden utanacak hale gelecek. Artık bir yerlere verdikleri beyanatlarında '' Biz Laiklik ile Müslüman kesimi barıştırdık. Müslümanların Laiklik ile bir sorunları kalmadıysa bunu biz sağladık.'' diyeceklerini nereden bilecekti.

Nerden bilecekti ki arkadaş islamcı siyasetçi olarak vekil olanlar gün gelecek zinayı serbest hale getirecekler. Mücahit başkanlar gün gelecek bizim camilere vakıflara destek verdiğimiz duyulursa herkes gelir ve ister. Aslında bizim yasal olarak böyle bir destek verme imkanımız da yoktur diyecekler. Toplum yapılan hizmetlerde ki artış dolayısıyla daha önce kendi parasıyla yaptırdığı okullara beş kuruş yardım etmeyip kardeşim devlet yapsın yani diyecekler. Aslında hiç kimse kendini ayırıp üst makamlarda ki yöneticileri suçalamasın boşuna.

Varlık imtihanını da kaybettik, davamızı da.  Kim derdi ki gün gelecek bir çok sosyal ortamda islamcılar / müslümanlar için kulanılan kelimeleri her hangi kamuya açık bir alanda yazmak, yada özel alanda kullanmak bile yüzümüzü kızartacak kadar ağır ve gayri ahlaki olacak. Müslüman ile asla bir arada olmaması gereken hırsız, ahlaksız, çocuk istismarcısı vb. ağza alınmayacak ithamlar kullanılacak. Bu arada tam da bizim en sıkıntılı olduğumuz ve az olduğumuz zamanlarda bir ortamda yaşanan bir tartışma aklıma geldikçe hafiften mahcubiyet duyarım. Mahcubiyetimin sebebi bir hata işlemem değil bilakis nereden nereye geldiğimizin acı hikayesi olmasından dolayıdır.

Tartışma esnasında muhatabımın siyasi görüşü ile alakalı bir haber bilgisi paylaşmıştım. O da nereden biliyorsun diye sorunca gazeteden okudum dedim.Israrala gazetenin adını sorduysa da söylemek istediğimi görünce samimi bir rica halinde tekrar ismini sordu. Ben de nasıl olsa reddeder diye biraz çekingen olarak ‘’ Mliil Gazete ‘’ den okuduğumu söyleyince az önceki tutkundan eser kalmadı ve şöyle dedi.

'' Eğer o gazeteden okuduysan onlar yalan yazmaz.'' Ve doğru olduğunu kabul etmişti. Tabi biraz üzüldüğünü hatırlıyorum. Ne de olsa değer verdiği bir siyasi yapı ile ilgili yanıldığı düşüncesi onu biraz sarsmıştı. Bizim özümüz, sözümüz bir oluğundan dolayı böyle bir teslimiyet ortaya çıkıyordu. Biz yalan söylemezdik. Başımıza ne gelecekmiş, bize ne olurmuş gibi bir endişe taşımazdık. Çok güçlüydük. Çünkü herkesten daha büyük bir destekçimiz vardı. O da Allah’tı. ‘’ O ‘na güvenir ve ondan yardım dilerdik. Hakkı susmadan söyler, batıl olan ne olursa olsun haksız olan ne olursa olsun reddederdik. Şimdi herkes farklı bir ahu figan edip durmaktadır. İşte bozulmuşuz da, sekülerleşmişiz de falan da filan da.

İslami camiaya mensup olanların değil sekülerleşmesi, bozulması neredeyse dava kavramını istismar edecek kadar alçalanları oldu. Ulaştığı nimetten mahrum olmamak için en yakınındakini satan br takım türediler ortaya çıkmaya başladı. Seküler oldukları için beğenmediklerini aratan hayasızlıklar, hırsızlıklar yapmaya başlayanlar oldu. Ama asıl acı olan ne biliyor musunuz? Kimsenin ilayı kelimetullah diye bir derdi kalmadı. Muhafazakarlık ülkede tepeden tırnağa islamcılığı katletti. Öldürdü. Ama bunu birden yapmadı. Azar azar oldu tüm bunlar. Tıpkı Arif Nihat Asya’nın dediği gibi.

          Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu

          Ne olduysa hep bize azar, azar oldu

Eski saygınlığımızın bir tek sebebi vardı. Samimiyetle ve Allah rızası için yaşıyor oluşumuz dolayısıyla Allah’ın lütfu olan sair kimseler karşısında ki duruşumuz / vakarımız. Onu istediğine ve kendi yolunda olanlara has kılmıştır. Eğer aynı değeri bulmak isteyen varsa yapacağı tek şey vardır. Allah’ın bu ihsanına layık olmaya çalışmak. O vermeden alınmaz, bulunmaz bir yitiktir bu. Bizi biz eden amansız sevdanın bu yitik sevda olduğunu hatırlamak için elde ettiklerimizden vaz geçmemiz gerekse de bunun için yola çıkma vaktidir.

Bizim literatürümüzde olan kelimelerimiz değişti. Hayallerimiz değişti. Mücadele konularımız değişti. Gündemimiz değişti. Aile hayatımız değişti. Ölüm bize en güzel bir buluşma idi. Şimdi yaşamayı çok seviyoruz. Hem de öyle böyle değil. Muhafazakarlık tüm toplumun değerlerini hafifletti. Sunileştirdi. Pespayeleştirdi. Biz merkeze kayarken sol kesim marjinale kayarak başarı elde ediyor. Biz bu millete nasıl hiç bir katkı sunamadık, bizim devri siyasetimizde neler oldu böyle. Bize neler oldu ve hala olmaya devam ediyor böyle…

Hadi eskilerden bir ezgi ya da şiir ikramı ile veda edelim bu yazımızda.

Hasret ötüşleri bitmeyen kuşlar

Yitik sevdamızı getirin artık

Allah'ın yoluna konulan başlar

Yitik sevdamızı getirin artık

 

Şafağın şebnemi, bıngırdayan kan

Nurlar çeşmesinde şakırdayan can

Kurşunlar yüreği, kurşunlar cana

Yitik sevdamızı getirin artık

 

Bir yağmur sonrası ebem kuşağı

Fısıldar toprağa, ister başağı

Erenler otağı, vurgular çağı

Yitik sevdamızı getirin artık

 

Bir seher vaktinde çekilen zikir

Bir gül bahçesinde ölümler bakir

Bir gazve bitimi güveren fikir

Yitik sevdamızı getirin artık

 

Vesselam

Cevat YEK

15.09.2019 23.30