sasonarsiv @ gmail.com

 

 

Değerli dostlar, bir süredir farklı yazı çalışmalarımdan dolayı köşe yazılarıma ara vermiştim. Ama güzel ülkemin gündemi son derece hızlı değiştiğinden, insan ister istemez, bazı noktalarda müdahil olmadan edemiyor.

Çok uzatmadan ve lafı eğip bükmeden konuya gireyim müsaadenizle:

Malum olduğu üzere 31 Mart tarihinde ülkemizde bir yerel seçim yapıldı ve yaşanan usulsüzlükler dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulu tarafından bazı bölgelerde seçimler iptal edildi.

Hiç şüphesiz ki iptal edilen en önemli secim, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi idi.

Şimdi 23 Haziran tarihinde tekrarı yapılacak olan bu seçim, ülke gündeminin ilk sıradaki yerini adeta parsellemiş durumda...

Türkiye'nin hangi şehrinde yaşıyor olursak olalım, muhakkak, hepimizin bir yakını, bir akrabası İstanbul'dadır, dersek abartı olmaz sanırım.

Nitekim nüfus olarak da ülkenin neredeyse dörtte biri bu devasa şehrimizde yaşamaktadır.

Hal böyle olunca, ister istemez, İstanbul seçimleri, bir şehrin seçiminden daha ziyade, tüm ülkeyi ilgilendiren bir boyut kazanmış oluyor.

Diyebilirim ki şu anda tüm ülkede; çarşıda, pazarda, sokakta, her tarafta gündem İstanbul seçimlerine kilitlenmiş durumda…

Bu sürecin hiç şüphesiz en dikkat çeken hareketliliği ise; hem 31 Mart seçimlerinde hem de anketlerde başa baş giden iki adayın, 16 Haziran akşamı, aynı anda tüm televizyonlarda yayınlanacak olan tartışma programıdır.

Konu kimin kazanacağı, kimin programı sunacağı, kimin neler vaad edeceği değil bu yazıda. Bütün bunlar zaten her an tüm ülkede tartışılıyor.

Ben şimdi dikkatlerinizi önemli ama pek göz önünde olmayan bir konuya çekmek istiyorum:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adaylarının yapacağı tartışma programı için neredeyse bütün kanallara yüklü miktarda reklam teklifleri yapılıyor. Milyon milyon dolarlar konuşuluyor.

Aynı anda neredeyse tüm televizyonlar yayın yapacak ve büyük ihtimalle, gerçekten de, seksen iki milyon ekran başında olacak. Firmalar için iyi bir reklam fırsatı. Haliyle çok iyi reklam bütçesi ayırıyorlar.

Normal şartlarda hiçbir kanalın bir iki saatte elde edemeyeceği reklam geliri bu gecede elde edilecek.

Teklifim şu:

Madem bu gelir bir ülke meselesinin dikkat çekiciliği sayesinde elde edilecek; öyleyse bu ülkenin bekası için canlarını ortaya koyan şehit ve gazilerin ailelerine, çocuklarına verilsin.

Ne dersiniz, gündem oluştursak da bu önemli saatlerde programı yayınlayan tüm kanallar, elde ettikleri reklam gelirlerini, şehit ve gazi ailelerinin yaralarını sarmada kullanılmak üzere, başta Mehmetçik Vakfı olmak üzere, kamuya ait hayır kurumlarına bağışlasalar...

Bu vatan ve bu millet sayesinde servet sahibi olan patronlar, böyle bir hayır işine yanaşırlar mı?

Bu yazıyı okuduysanız ve bu fikri doğru buluyorsanız, gündem oluşturmak için yaymaya var mısınız?

Haydi, bir el atalım da bizim için canlarını ve hayatlarını feda edenlere minnet borcumuzu ödemeye çalışalım.

Selam ve muhabbetle...