1ilhamifindik @ gmail.com

Öğretmenlik dünyanın en eski mesleklerinden birisidir. Çünkü insanlık tarihi ile öğrenme ve öğretme süreci başlar. Bu görevi başta anne, baba, evin büyükleri, din adamları yürütse de ileride formal hale geldiğinde muallim, eğitmen ,öğretmen gibi isimler oluşmuştur. Tarihte ilk örgütlü toplumların, özellikle de “ devlet ” biçiminde örgütlenmelerin ortaya çıkmasından sonra eğitimin; toplumu kurucu, koruyucu, geliştirici, denetleyici ve ona kimlik kazandırıcı role sahip olduğu gerçeği daha iyi anlaşılmış; giderek, gündelik hayatta bir etkileşim biçimi olmanın ötesinde anlam ve önem kazanmaya başlamıştır. Bu durum, eğitime duyulan ihtiyacın şiddetini artırmış, kurumsallaşma sürecini hızlandırmıştır.

Eğitim kökenli bir Milli Eğitim Bakanının göreve gelmesiyle başlayan iyimserlik havası ülkemizde ilk defa öğretmen meslek kanunun çıkarılacak olmasıyla yeni bir yön kazanmış ve ümitlerimizi yeşertmiştir. Meslek kanunun içeriği ile ilgili henüz çok fazla bilgiye sahip olmasak ta eğitimcilerin işine bir saygınlık katacağını, düşen itibarın yeniden hak ettiği yere taşınacağına inanıyoruz. Çağımızın getirdiği noktada öğretmenlerin artık yalnız kamuda değil, özel kurumlarda yalnız sınıflarda değil ve birebir eğitim merkezlerinde hizmet veren çok büyük bir alanda çalıştıklarına şahit oluyoruz.

Öğretmenler meslek birliğinin kurulabilmesi için öğretmenlik mesleğinin tanımlandığı, meslek sahibinin hak ve yükümlülüklerinin çerçevesini çizen bir kanunun olması gerekiyor. Anayasanın Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları başlıklı 135. Maddesine göre bu zorunludur. Oda ve birlik etrafında örgütlenen her mesleğin ayrı bir kanunu var. Türk Tabipler Birliği Kanunu (1953), Avukatlık Kanunu (1969), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu (1954) gibi…

Anayasanın ilgili maddesine (madde 135) ve meslek odalarının kuruluş kanunlarına baktığımızda meslek grubunun ihtiyaçlarını karşılama, mesleki gelişimini sağlama, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılma, meslek disiplinini ve ahlakını koruma, meslekle ilgili mevzuatı ve normları inceleyip görüş ve düşünce bildirmenin ortak amaçlar olduğunu görürüz. Öğretmenlik mesleğinin meslek ahlakını koruma, dayanışma, kolektif çalışma, mesleki yenilenme ihtiyacının herhangi bir meslekten daha az olduğunu söyleyemeyiz. Bu mesleğin acilen koruma altına alınması gerektiği açıktır.

Öğretmenlik meslek birliğinin eğitimin önemli sorunlarına çözüm ortağı olabileceğini düşünüyorum. Öğretim programlarının hazırlanması, eğitim materyallerinin standardının belirlenmesi, eğitim mevzuatlarının hazırlanması ve uygulanması; mesleki gelişimi izleyip üyelerinin uyumunu sağlama, öğretmenlik strateji belgesinin hazırlanması ve uygulanması, öğretmen akademisinin kurulması, mesleğe alınma ve atılma kurallarının belirlenmesi, aday öğretmenlik, yönetici görevlendirme gibi birçok alana müdahil olunabilir.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Tabipler Birliği, Türkiye Barolar Birliği gibi öğretmenlerin de “kamu kurumu niteliğinde” meslek odaları ve birliği olmalıdır. Her biri yüz bin civarındaki tabip ve avukatların meslek birliği var da bir milyonluk öğretmen kitlesinin neden bir meslek örgütü olmasın? Ne dersiniz? (1ilhamifindik@gmail.com)