ÖĞRETMENLER BAŞARACAKLARINA İNANMALI

Eğitim sisteminde, öğretmeni her zaman ana aktör olarak görürüm. Öğretmenler olmadan bir ülkenin geleceğini inşa etmek mümkün değildir.

Milli Eğitim Bakanlığı, mükemmel okullar inşa etse, çocuklara tablet dağıtsa, sınıfları 20 kişiye düşürse ve programları değiştirip mükemmel  hedefler koysa bile öğretmenler  konulan hedeflere  inanmadığı sürece  o hedeflere  ulaşılamayacağına inanırım.

Elbette eğitimde başarı/başarısızlığın bir çok etkeni vardır. Bakanlığın politikaları, veliler, çevre, öğrenci kapasitesi, okul yönetimi gibi birçok etken.  Ben tüm bu etkenlere rağmen  iyi bir öğretmenin başarı elde edebileceğine inanırım.

Bu inancımı şöyle bir sözle paylaştım; “Aynı ülke, aynı bakanlık, aynı şehir, aynı mahalle, aynı okuldaki iki öğretmenin sınıfları arasında dağlar kadar fark olabiliyorsa, eğitimin kalitesinde en önemli faktör kesinlikle ÖĞRETMENDİR”

Bu sözü söylerken, 30 yıllık meslek hayatımda en imkansız ortamlarda ve kötü şartlarda özverili, başarılı çalışmalarına tanık olduğum öğretmenlere dayanarak söyledim. Söyledim ki öğretmenler kendilerine ve başaracaklarına inansınlar.

Mesleğinin önemine inanan her öğretmenin sözlerime destek verip öğretmene önem verdiğim için teşekkür etmesini beklerdim. Öğretmenlerden “eğitimde en değerli öğe biziz, biz istersek tüm olumsuzluklara rağmen başarabiliriz” yönünde mesajlar gelmesini ümit ederdim. Lakin birçok öğretmen, sözümdeki başarılı öğretmen yerine değil başarısız öğretmenin yerine kendini koydu. Sonra da kendileri dışındaki birçok etkeni başarısızlık etkeni olarak ifade ettiler. Mesele başarıdan başarısızlık hususuna kaydı.

Bunun üzerine öğretmenlerin başarısızlık konusundaki kanaatlerini ölçebilmek için bir anket düzenledim. Eğitimdeki başarısızlıkta en önemli faktör nedir? diye sordum.  % 54 Bakanlık, % 18 veli, % 15 müfredat, % 8 öğretmen, % 5 okul idaresinden kaynaklı olduğu sonucu çıktı.  Neticede öğretmenler EĞİTİM SİSTEMİNDE YAŞANAN BİR BAŞARISIZLIKTA %92 oranında başka unsurları etken görüyorlar.

Öğretmenlerin çoğunluğu  çevreyi,  müfredatı, veliyi, öğrenciyi, okul idaresini, Bakanlığı suçlarken, biz Diyarbakırda bir köy okulunda kolej kıvamında eğitim veren Hasan Kartal’a, örnek çalışmalarıyla ülkemize ışık olan Dilek Livaneli’ye, Muhammet Yılmaz’a, Seval Orak’a, Fatma Ayan’a,  Ahmet Naç’a, Nilsun Özbilen’e, Sezer Ortadağ’a, Aydın Vural’a, Nurten Akkuş’a , Ergin Erenuluğ’a  ve adını zikretmediğim nice başarılı öğretmenimize  tutunuyoruz. Çünkü onlar öğretmenin başarabileceğinin somut örnekleri…

Halen ülkemizde çok güzel çalışmalar yapan öğretmenlerimiz var ve diğer öğretmenlere ilham olsun diye “eğitimde iyi örnekler” grubunda bu öğretmenlerimizin örnek çalışmalarını paylaşıyoruz. 

Baştaki sözümü yeniden yazıyorum. Milli Eğitim Bakanlığı, mükemmel okullar inşa etse, çocuklara tablet dağıtsa, sınıfları 20 kişiye düşürse ve programları değiştirip mükemmel  hedefler koysa bile öğretmenler konulan hedeflere  ve bunu gerçekleştirebileceklerine inanmadığı sürece  o hedeflere  ulaşılamaz. Maalesef öğretmenlerin çoğunun güçlerine, olumsuzlukları aşabileceklerine ve başarabileceklerine inanmadıkları görülüyor.

Bu aşamada Bakanlığın yola çıkmadan önce yapması gerekenler:

Öğretmenlerin başarısızlığa değil başarıya odaklanmalarını sağlamak,
Öğretmenleri mesleklerinin gücüne inandırmak,
Öğretmenlerin olumsuzlukları aşabilecekleri konusunda kendilerine güvenlerini artırmak, 
Eğitimde ilerlemenin ancak öğretmenler aracılığıyla sağlanabileceğine ikna etmek…

Bakanlık bunları başarmadan yapılacak hiçbir çalışmadan olumlu sonuç alınamaz çünkü

“Yenileceğini düşünen bir orduyla savaşa girilmez.”

Doğan CEYLAN