yazar2 @ yazar.com

Harici bir organımız haline getirdiğimiz günden beri cep telefonlarımızdan ayrı yaşayamaz olduk. Hipnoz olmuşçasına, yolculukta, işte, evde, yemekte, hemen hemen her yerde ve her fırsatta gözlerimizi onun ekranından ayıramıyoruz. Bu noktada teknoloji sadece zamanımızı çalmakla kalmıyor bazen başımızı ağrıtacak durumlar da sebebiyet verebiliyor.

Sosyal medya kullanıcılarının zamanın büyük bir kısmını geçirdiği Whatsapp, İnstagram, Facebook, Twitter vb. ortamlarda yapılan paylaşımlar, gereken özen gösterilmediği taktirde, devlet memurları açısından bazı sıkıntılar barındırmaktadır. Bu ortamlarda sahte (fake) hesapların sağladığı özgürlükle bastırılmış duygularını dışa vuran, ırkçılık, ayrımcılık, küfür, hakaret vb. durumları içeren paylaşımlar yapanlar bir anda savcının karşısında ifade verirken bulabilirler.

Elbette kişilerin sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir. Anayasamızda var olan ifade özgürlüğü, sadece "düşünce ve kanaate sahip olma" özgürlüğünü değil aynı zamanda sahip olunan "düşünce ve kanaati açıklama ve yayma", buna bağlı olarak "haber veya görüş alma ve verme" özgürlüklerini de kapsamaktadır. Bu çerçevede ifade özgürlüğü, bireylerin serbestçe haber ve bilgilere ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelse de memurlar açısından bazı sınırlılıklar söz konusudur.

Bu duruma öğretmenler açısından bakacak olursak, öğretmenlerin sadece toplumsal alanda değil sanal dünyada da paylaşımlarına, söylemlerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Elbette öğretmenleri toplum için önder kabul edildiği, el üstünde tutulduğu günler çoktan geride kaldı. Yine de toplumsal alanda öğretmenlere karşı kırıntı düzeyinde de olsa saygı duyulmaktadır. Bu ise öğretmenlere bir sorumluluk yüklemektedir. Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bu bağlamda yayınladığı, 2017/12 sayılı Genelgesinde; “İl, ilçe, okul ve kurum yöneticileri tarafından, okul veya kurumlarında görev yapan tüm MEB personeli ile öğrenim gören öğrencilerin, kişilerle ilgili her türlü ses, yazı, görüntü ve video kayıtlarının internette veya farklı dijital ya da basılı ortamda hukuka aykırı şekilde paylaşılmasının Anayasaya, uluslararası sözleşmelere ve 1739 sayılı Kanununa aykırı olduğu; kişilerin psikolojik ve sosyal yönlerine olumsuz etki yapacak her türlü ses, görüntü ve video kayıtlarının genel ağ ortamlarına yüklediği ve paylaştığı tespit edilenler hakkında ilgili mevzuatı çerçevesinde gerekli yasal işlemler başlatılacaktır.” denilerek uyarılarda bulunmuştur. Öğretmenlerimiz okullarında yaptıkları çalışmaları, sosyal medya ortamında paylaşmaları ancak görüntülerde yer alan kişilerin ve öğrenci velilerinin izni ile olması gerekirken buna riayet edilmediğine sıkça şahit oluyoruz. Lakin böyle katı bir yasağın olup olmaması hususunun da ayrıca tartışılması gerekir. Zira yasağı koyanlar kendilerinin katıldıkları etkinlikleri ve görüşlerini yasakladıkları kanallardan duyurduklarını görüyoruz.

Öğretmenlerin sosyal medya kullanımı ile ilgili şikayetlere sebep olan konulardan biri de sınıfa ait bir Whatsapp grubu kurup ve öğrencilere ait bilgileri, durumları bütün velilerin görebileceği şekilde burada paylaşmalarıdır. Ayrıca velilerin kendi aralarında ve öğretmenle olan sert tartışmalarının bu tür Whatsapp grupları üzerinde yapıldığı durumlara da rastlanılmaktadır. Öğretmenlere tavsiyemiz, şayet böyle bir grup kuracaklarsa sadece onaylanmış yöneticilerin mesaj gönderebilmesine izin veren, diğer grup sohbetlerinin engellendiği şekli ile sohbet odası ayarlarını yapmaları ayrıca velilerinden bunun dışında kendi aralarında mesajlaşacakları grup kurmamalarını istemeleri olacaktır.

Yine bu bağlamda öğretmenlerin sosyal medya üzerinden yaptıkları yorum ve paylaşımlarda, beğendikleri yazı, fotoğraf, karikatürlerde, devlet büyüklerini, kamu kurum yöneticilerini ve diğer meslektaşlarını zan altında bırakan, kötüleyen gerçek dışı, asılsız ithamlarda bulunmamaları, paylaşımlarının hakaret, ağır eleştiri sınırlarını aşan, kişilik haklarına saldırı niteliği taşımaması gerekir.  Öğretmenleri sosyal medyadan tamamen uzak tutmak hem çağın gereklerine hem de demokratik devlet düzenine aykırı bir durumdur. Toplumsal tepki engellenmemeli, halk kendisini ifade edebilme kanallarına sahip olmalı. Eğitimcilerin bu noktada topluma örnek olması, eleştiri ile hakareti birbirine karıştırmaması, karşı görüşten bile olsa aslını araştırmadan, doğrusunu öğrenmeden, her paylaşımı doğru kabul ederek beğenmemesi veya yorum yapmaması en doğru yaklaşım olacaktır.