dumanselehattin @ hotmail.com

          Türk milleti derken tüm unsurları kastediyoruz ve diyoruz ki ‘’Bu necip millet dini değerleri ile dünya işlerini uzun yıllar iç içe yoğurmuş, yapılan tüm art niyetli ve akıldan uzak yöneltmelere rağmen o kadar bilinçli bir toplum olarak hayat sürmüş ki oy vermenin de bir asaleti olduğunun çok ama çok iyi farkındadır. Hiçbir kişi, zümre ya da herhangi bir aldatma mekanizması bu farkındalığı iptal edebilme başarısını, ya da istediği eylemsel tesiri yapabileceğini ummasın. Seçimlerde kim ne isterse istesin kendi talebiyle uyumlu olmayan hiçbir isteğe geçiş hakkı tanımayan bir tavrı hem de asil bir tavrı vardır bu milletin.

          12 Eylül darbesi sonrasında darbecilerin yaptığı bir Anayasa olmasına rağmen %92 oy veren bu necip ve asil millet hemen sonrasında işaret buyrulan partiyi sandığa gömmüş ve kendisinden olduğunu düşündüğü Özal’ı tek başına iktidar yapmıştır. Hem de %45’ ten fazla bir oy oranıyla. Ancak itidali de elden bırakmıyor. Çünkü eğer çok yüksek düzeylerde oy alırsa ve muhalefet çok zayıf olursa sınırları aşmayı test edebilir her iktidar. Birçok ülkede benzer olaylar olduğu için burada da olabileceğini öngörmek için siyasetçi olmaya gerek yok. Sosyolojik bilgiler ve kütüphanelerde birazcık zaman geçirmek faydalı olacaktır, tabi ki ilgilisine…

          Netice itibariyle demokrasi, siyaset, devlet yönetimi olsun ne derseniz deyin her birinde bu millet kendisini yönetmeye talip olanlardan büyük kısmını yönetebilecek kudrete sahip bir topluluktur. Ve olası bir seçim için yapılan kamu oyu yoklamalarında genel anlamda yaklaşık bir netice verirken ya da hiçbir ip ucu vermezken yine hep kendisinin iradesinde ve kontrolünde bir zemin olmasını isteyerek bunu yapmaktadır. Hem de bile isteye ve şuurlu olarak bunu yapmaktadır. Derdi şudur bu necip milletin ‘sevdiğim desteklediğim siyasetçi de dahil benim için ve benimle birlikte var olduğunun ve var olacağının şuurunda olsun da ayağını ona göre denk alsın. Kimseye gereğinden fazla ne yol açmış ne de kimseyi yok saymıştır. Her zaman ki alicenaplığını yine ortaya koymuştur.

          Özellikle yurt dışı kaynaklı ve milleti kendi devletine karşı küstürme veya düşürme heveslisi olan birtakım çalışmalar olmuş ve bunlar zaman zaman öbekleşen birtakım yapılar da oluşturmuştur Türkiye’de. Bu organizmaların hedefi oluşturdukları bu yapılar hem İslami kimlikli olacak hem devlete düşman olacak hem de oy kullanmanın dine aykırı olacağına inanacak ve bu inancı yayacak. Özellikle seksenlerde bir miktar başarılı olan bu tür yapıların zeminini; en çokta siyasetin müslümanca yapılması halinde bir ibadet olacağı kanaatini taşıyan ve oy vermenin bir biat olacağı şuuruyla meşruiyet dairesinde siyaset yaparak hiçbir illegaliteye bulaşmayan Milli Görüş siyaseti kaydırmıştır. Onun için de bugün bu düşüncenin resmi olmasa da temsilcileri Türkiye’yi ciddi bir devlet anlayışı ile ve başarılı bir şekilde yönetmektedir.

          Ülkenin işgal sonrası yeniden kurulduğu günden bu yana aşağılanan, yok sayılan ve istediği gibi inanmasına, yaşamasına ve hatta giyinmesine bile müsaade edilmeyen bu siyasi şuur sahibi kesimin iktidar olmasının ve hatta başarılı olmalarının sebebi işte tam da bu şuurdur. Her tür baskıya din temelli teselliler ve toplumsal birikimin oluşturduğu dayanışma ile sabır gösteren bu millet günü geldiğinde yeniden ayağa kalkmasının ancak o küçücük, biricik oy pusulası ile olacağını fark etmiştir. Onun içinde 1950’lerde köyünün sandığına sarılıp hayır bunu gizli saydırmam diyen yaşlı kadının zaferi çığ gibi büyümüştür. Millet kendi evinde kesesinde ki, sandığında ki malına mülküne sahip çıkamamış ama milletin sandığında ki reyine sahip çıkmıştır.

          Bundan dolayı diğerlerinin uykuları sürekli kaçıktır. Bu yüzden vatanı bölmek, ele geçirmek ve işgal etmek isteyenler işi demokratik yolları manipüle ederek başarı elde edemeyeceklerini anladıkları için 15 Temmuz yaşandı. Onun için can havliyle havlayan birçok trol, birçok vatan haini türetildi. Onun için ülkesinde insan gibi soyluca, şerefli olarak yaşamak imkanını reddedip gurbetlerde vatan düşmanlarına karşı soysuz birer it olarak köpekleşmeyi tercih etmişlerdir. Bu ifadeler dolayısıyla tüm okurlarımın affına sığınıyorum ama işgal girişiminden sonra yakalanan hainlerinde hangi deliklerde yakalandıkları malum.

          Türkiye hiç kimsenin babasının malı değilse de tüm milletin öz be öz kendi malıdır, kendi değeridir. Ancak, vatan kişilerden değer bulmaz o bizatihi kendi varlığı gereği kutsaldır, mübarektir. Kişiler tüm şerefini vatan karşısında ki duruşları ile kazanırlar, değerlenirler, Ömer Halisdemir vatan için şehit olmasaydı, kim tanırdı, kim bilirdi ve değer verirdi bu derece. Onu değerli hale getiren Fethi Sekin gibi aynı değer uğruna can vermesidir. Ya da diğer birçok kahraman gibi vatanı, namusu, bayrağı için şehit olanlar gibi.

          Millet her bir reyinin vatan sınırlarına dikilmiş birer kahraman nefer olacağının farkındadır. Millet her bir oy için can vermeye teşnedir. Vatandaş her bir reyinin birer ‘’İHA‘’ birer ’’SİHA‘’ olduğunu şuurundadır. Her bir oy günümüzün şartlarında vatan savunması için Patriyot'tur, düşmana gözdağı veren S400 dür. İşte tamda bunu için yarın analar ilk oyunu kullanacak gençlerin eline, başına kına yakmalıdır. Kınalı Hasan’lar mağdur olmaktan usanmış ama mağrur olan Fatma analar ve kendi çocuklarının geleceği için her yaştan vatan evladı sandığa gidecekler. Biliyorlar ki bugün sahip çıkılan sandık yarın en büyük orduların başaracağı işi erkenden zafere taşıyacağı en mühim araçtır. Nasıl ki Kıbrıs harekatında beş parmak dağlarına çıkan topun hayreti hala bitmediyse bu seçimlerin sandık bereketi de yıllarca konuşulacaktır.

,         Haydi şerefli Türk Milleti…

          İşte beklediğin gün bu gündür…

          Osmanlının bakiyesi bir toplum olduğunu yeniden haykırma günüdür. Düşmanların gözlerinin önünde hedef olmak dahi, senin vatan aşkına engel olmayacak ve bu necip millet üzerine düşeni yapacaktır. Yaparken ne kendi, ne yakınlarının menfaati için, ne aş ne de iş için yapmayacaksın. Ama bileceksin ki ekmekte, aşta, işte sadece ve sadece huzurlu bir vatanda değerlidir. Onun temini ise sadece senin elinde olacaktır. Ülkene sahip çıkma bilincinin en temel nüvesi istiklal savaşında kaleme alınmış marşımızda vücut bulmuştur. Bu marşı bugün yarın tekrar tekrar oku ve okut. Yeniden vatan aşkını alevlendir ve bayrağına sahip çık. Akif’ten bir mısra ile söze son verelim.

          Sahipsiz vatanın batması Haktır

          Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.

          Vesselam

          Selehattin DUMAN

          23.06.2018 11:22