ufukdilekci @ gmail.com

        Eğitim sistemimiz son zamanlarda dünyayla yarışır duruma geldi. Okullarımız tam teşekküllü laboratuarlar ve teknolojik aletlerle donatıldı. Sportif ve sosyal kültürel faaliyetler de tüm okullarımızın spor salonları ve konferans salonları öğrenci ve veliler tarafından hıncahınç doldurulmakta. Okullar öğrenciler için okuldan çok bir mükemmel bir evi andırıyor. Eksiksiz öğretmen kadrolarıyla okullarımız öğrencileri geleceğe hazırlıyorlar.

         Güzellemeler, güzellemeler...

        Eğitim sistemimiz ve okullarımızın hali ortadadır. Allahtan okul idarecilerimiz okulların fiziksel yapıları için gece gündüz çalışıyor da bir şeyler düzgün gidiyor. Hani şu her zaman ifade edilen idareciliği siz seçtiniz kimse zorlamadı denilen okul idarecileri. Adamlar okul idarecisi olduktan sonra tesisatçılıktan, boyacılığa kadar her mesleği öğrendiler.

      Canımız sıkıldıkça eğitim hatalarının faturasını öğretmenlere kesiyoruz. Suçluyu bulmak kolay nasıl olsa bu zamana kadar yapılan bütün eğitim hataları da öğretmenler ait. Eğitim sistemimiz dünyayla yarışırken, eksik kalan tarafımız hep öğretmenlerdi. Onun için de çoğu yerde sınıflarında kadrolu öğretmen olmayan öğrenciler ve velilere öğretmenlere not verdireceğiz. Öğrenci ve velinin notuna göre de öğretmenin performansını değerlendireceğiz. Her zaman ki gibi eğitim paydaşlarına, eğitim sendikalarına, kendi çalışanına sorma gereği duyulmuyor. Her şeyi herkesten çok bilen bir mercii var. Yapacak hiç bir şeyimiz yok.

         Bir türlü anlayamadığımız şey nesnel anlamda öğretmen performansı ölçmenin imkânsız olduğudur. Öğretmenin ortaya çıkaracağı ürün bir ağaç değil insandır. İnsanlar ağaçlar gibi sulanarak yetiştirilemez, insan gelişiminde birçok etken vardır. Çevresel, psikolojik vs. gelişim etkenlerini ölçmeye katmazsak, ilkokul seviyesinde olan bir öğrenci için ölçme sonuçları en az yirmi yıl sonra tutarlı olacaktır.

         Yirmi yılda beklemezsek eğer bilimsel literatürde çokça karşımıza çıkan ölçme hatalarının en büyüklerini öğretmen performans sistemine ekleyeceğiz. Ölçme sonuçlarını değerlendirirken de geçerliliğini ve güvenirliğini her zaman tartışacağız. Sonuç olarak da öğretmenleri hep ötekileştireceğiz.

      Uygulamaya koyacağımız öğretmen performans değerlendirmesini kısa bir örnekle açıklayalım.

         Öğrenci gelişimi için çoğu zaman ücretini cebinden verdiği etkinlikler yapan ve öğrenciler tarafından çok sevilen X adlı öğretmenimiz biten eğitim öğretim yılında öğretmen performans sisteminden öğrenci, öğretmen ve velilerinden tam not almıştır. Yeni bir yere tayin olur ve göreve başlar. Bu okulda da başarılı çalışmalarına devam etmek ister. Ama bir sorun vardır. Sınıf da ki bazı veliler ve çalışmalarından rahatsız olan bazı öğretmen arkadaşları X adlı öğretmenimizin kaşından gözünden rahatsız olmuşlardır. Öğrenci ders notları da istenilen düzeyde gelmeyince velilerin çoğu isyan eder. Veliler öğretmenleri ve diğer velileri de örgütleyerek öğretmenin notunu hep beraber düşük verirler.

          Soru 1. Öğretmenin performansı düşük müdür?

          Soru 2. Öğretmen kötü bir öğretmen midir?

Soruları cevaplayabilenlere ne mutlu. Her zamanki gibi bütün bilimsel literatürü es geçip kendi ürettiğimiz çıkışı olmayan labirentlere öğretmenlerimizi sokacağız. Çözülemeyen bütün sorunları öğretmenlere bindireceğiz ve eğitim sistemimizi iyi bir hale getireceğiz. Öğretmeni öğretirken dış etkenlere bağlı olarak artık öğretemeyen ilan edeceğiz. Keşke bürokrasi de daha ileri bir rol model belirleyebilsek de çalışanlar kendi amirlerine de not verebilse. O zaman başarısızlık ve başarının kimlere ait olduğu ortaya çıkar. Performans sisteminin eğitim sistemine fayda yerine zarar getireceği ortadadır. Öğretmenin bir toplumun asaleti olduğunu unutmadan, yol yakınken performans sisteminden vazgeçilmesi dileğiyle tüm okuyucularıma selam eder saygılar sunarım.

 

      Ufuk DİLEKÇİ