ajanskamu @ gmail.com

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yüz gün içinde hedeflediği çalışmalar arasında; “Eğitim Yöneticiliğinde Profesyonel Sisteme Geçilecek” hedefi, heyecan uyandıran bir hedef olarak tartışılmaya başlandı. Artık zamanı geldi ve eğitim yönetimini ciddiyetle yeniden dizayn etme zamanıdır. Daha önce onlarca defa dile getirdiğimiz hususları yeniden hatırlatalım.

Ülkemizde eğitim yönetimi denildiğinde, geneldeakla ilk gelen okul idarecileri oluyor. Hâlbuki eğitime şekil veren üst yöneticiler öncelikle akla gelmelidir. Bu sefer tartışmayı geniş tutmakta fayda var.Çünkü bugünlerde tartışılan bütün konular, bakanlık merkez teşkilatının yaptığı icraatlardır.

Mevcut eğitim yöneticileri amatör değil ve sistemi değiştirdiğinizde, akşamdan sabaha profesyonel de olmayacaklar. Ancak değişiklik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Çünkü mevcut sistem tıkanmış, eğitim yöneticiliği eski değerini kaybetmiş ve gözden düşmüştür.

Dört yıllığına görevlendirme, mülakatla atama, dört yıl sonra yeniden mülakata girme, ayrı bir özlük hakkın olmaması, iş yükünün her geçen gün artması, şikâyet hatlarının işkenceye dönen işleyişi, istikrarı yakalayamamış bakanlık yapısı, yeniden atanamayan idarecilerin boş öğretmen normu bulamayışları ve ikinci görev olarak düzenlenmiş olması ilk etapta sıralayacağımız problemlerdir.

Eğitim yöneticisi, liyakat ve kariyer esaslarına göre atanmalı, görevde yükselmeli, yer değiştirmeli, ayrı bir özlük hakkı olmalıdır. Eğitim Yönetimi profesyonel bir meslek olarak algılanmalı, düzenlemeleri öyle yapılmalıdır.Öğretmenlik meslek kanunu çıkarılmalı ve bu düzenlemeler, kanuni güvenceye dayandırılmalıdır.

Diğer yandan profesyonellik, duyguyu öldürmemeli, yöneticiyi öğrenciden, sınıf ortamından, veliden, tebeşirden uzaklaştırmamalıdır. Profesyonellik vurgusunu abarttığınızda ve yasal gücü artırıp, yetkiyi genişlettiğinizde, kendini çok önemli firmaların ceosu zanneden, ulaşılması güç müdürler türeyecektir. Gerektiğinde risk almayı bilen ancak itidali elden bırakmayan, dengeli bir duruşu olmalıdır yöneticinin.

Profesyonel eğitim yöneticisi deyince akla, eğitimci olmayan başka sektörlerde başarılı olmuş yöneticiler geliyorsa bu uygulama başka bir felakete sürüklenme olacaktır. Eğitimi, eğitimciler yönetmeyince başımıza neler geldiğini, birçok bedeller ödeyerek öğrenmiş olduk.

Profesyonel eğitim yöneticisi ne yapar? Öğrencileri mağdur etmez. Değişiklikleri zamanında planlar. Kendi yol haritası olur. Gazete haberleriyle, internet sitesi dedikodularıyla karar vermez. Kendisine emanet edilen bilgileri korur. Yanlış yapmaz, yaparsa telafi etmek için çaba sarf eder, gerekirse bedel öder. Görev yaptığı dönemin hassasiyetlerini, görevden ayrıldıktan sonra da gözetir ve korur.

Günümüzde, “Bir okul, müdürü kadar okuldur.” sözü anonim bir söz haline geldi. Gerçekten de yıllar içinde bu gerçeği çok defa tecrübe ettik ve gözlemledik. Her şeyi ile ivme yakalamış bir okulda, müdür değişince işlerin nasıl tersine döndüğü gördük.

Eğitim yöneticisi atamada yapılan yanlışlardan biri de sadece atama şekline yoğunlaşıp, atandıktan sonra iş başında yetişmeye, hizmet içi eğitime değer vermemektir. Kendini sürekli yenileyen bir süreç, sabit duran yöneticiyle yürütülemez.

Profesyonel eğitim yöneticiliği tartışması, doğru bir tartışmadır. Eğitimde başarı bekleniyorsa öğretmene yatırım yapılmalı, yöneticiler iyi seçilmeli, iyi yetiştirilmeli, başarısız olanlar elenmelidir. Çok karmaşık işler, gereksiz bir sürü proje, internet ortamında takip edilen gereksiz bir sürü boş etkinlik bir tarafa bırakılmalı, okullar rahatlatılmalı, okul idarelerinin inisiyatifi artırılmalı; öğrenci, okul, öğretmen merkeze yerleştirilmelidir. Veliler bir süreliğine okuldan uzaklaştırılmalıdır.

Talat YAVUZ

Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı