cvtykgm @ gmail.com

SEN SAĞ /LIK/ OL (SUN)

 

Sorunları çözmeye çalışırken,

o sorunları yaratırken kullandığımız

düşünce yapısını kullanamayız.

Albert Einstein

Sendikacılık hiç bir yerde kolay olmamıştır. Hele hele sivil toplum örgütü tanımlamasının aslında bizim gibi kendi kültür ve irfanıyla pek te bağdaşmayan bir ülke söz konusu olunca işler iyiden iyiye karışabiliyor. Alanda farklı zamanlarada ve birbirinden oldukça farklı sosyal çevrelerde sendikacılık ta yapmış olan bir kardeşiniz olarak şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. Sendikacılığın değer / itibar kaybında en büyük sorumluluk ilk dönemlerde özellikle çalışanın haklarını temin etme görevini kötüye kullanan ve kendi üyesi üzerinde varlık gösteremeyen çapsız ve hırslı sendikacılar olmuştur.

Bunu biraz açmak gerekirse paranın para olduğu ve vatandaş hele de çalışan kesimin pek te büyük banknotları tanımadığı dönemde lüks otellerde sefahat süren ve çalışanın menfaatini kendi siyasi yaklaşımına yakın olan iktidarlar karşısında korumaktan aciz kalan ya da koruma vazifesini duygusal bağla ihmal eden sendikacılar olmuştur. Daha sonra ve yakın dönemlerde gündeme Jaguarlı sendikacılar bomba etkisiyle düşünce iyiden iyiye sarsılan bir sendika varlığı söz konusu oldu. Bunu üzerine bir de gelmiş geçmiş iktidarlar içerisinde en yüksek zammı veren bir iktidara karşı hem de topyekün bir tavır alışın ortaya çıkışı tuzla biber ekti bu itibar kaybına.

Özellikle gündemi etkileyen, ciddi ve gerçek sendikacılığın örneği olan Memur Sen ortaya çıkıncaya kadar süren bu itibar kaybı; onunla hem işçi hem memur sendikaları adına bir toparlanama sürecine girmiş oldu. Bu hakkı teslim için aynı adresin son zamanlarda sadece ulusal ve uluslar arası sendikal faaliyetlerine bakmak yeterli olacaktır. Elbette herkesi her anlamda memnun etmek imkan dahilinde değildir. Ve dahi her şeye rağmen nihai mükemmeliyet seviyesi iddiasında da değiliz ancak sadece bir iş ya da hizmet olarak baktığımızda değer üreten ve üyesine haklar ve kazanımlar dışında da bir kimlik yükleyen bir sendika olması bakımından kıymeti bilinmelidir diye düşünüyorum.

Gelelim son zamanlarda yaşanan özellikle Sağlık Sen merkezinde dönen ya da yaşanan çeşitli hedefler ve belki de geçerli sebepler dolayısıyla hem bu camiaya hem de genel anlamda sendikacılığa çok yakıştırmadığımız sürece. Bu arada hem eski genel başkan hem de yeni genel başkan benim için yaşları büyük olmak ve sendikacılıkta öncü olmak bakımından ağabey konumunda olabilir. Ancak böyle olsa da Memur Sen bizim aile ocağımız olmaklığı bakımından üzülerek izlemek zorunda kaldığımız süreci son derece yakışıksız bulduğumuzu ifade etmek isterim.

Sendikacılığı sokaktan alıp sendikal değer üretilebilecek düzeyde nezih bir ortama taşımış olan bu camiaya karşı yapılmış bir haksızlıktır şu yaşananlar. Bazen hiç beklemediğimiz bir zamanda omuzlarımıza bu görev tevdi edilmiş olabileceği gibi bazen de hiç beklemediğimiz bir anda bu vazifeden el çektirilmiş olabiliriz. Bu durumun biz müslüman kimliği taşıyıcıları açısından basit bir izahı da vardır. Asla kaderci bir anlayışa sahip olmasam da tevekkül dediğimiz bir değeri hayatımızdan çıkarmadan kısmetimize rıza göstermek ya da üzerimize yüklenmiş vazifenin ağırlığının şuurunda olarak son derece dikkatli davranmamız gerektiğini hatrılatmak isterim.

Hem sendikanın mensubiyeti ile iftihar edip hem de olduğumuz konumu yadırgamamız asla doğru bir yaklaşım olamaz. Görev tevdi edenler de görevden alanlar da aynı insanlar, aynı delegelerdir. Görev verildiğinde eski tecrübelerimizi alana ve işimize yansıtmamız nasıl gerekli ise görevden ayrılma vb durumlar içinde olduğumuz zaman da inceliğimiz yine kurumsal kimliği taşıdığımız zaman ki sorumluluk çerçevesinde olmalıdır. Ne benden sonrası tufancılık ne de ben olmazsam olmazcılık ya da sadece delegeler aracılığıyla tarafına bir ateşten gömlek giydirilmiş bir sorumluluk şuurunu ihmal kabul edilebilir değildir.

Netice de yapılan son derece açık bir seçim olmuş akabinde önce ki ile sonra ki arasında bir bayrak değişimi olmuştur. Önce ki değerli de sonra ki kıymetsiz ya da tam tersi bir durum dillendirilirse muhataplar ya da üyeler bunun tam aksini iddia etmekten ve her ikisinin de değerini inkar hakkını kendinde bulabilecektir. Ben özellikle haber yapan medya organlarını bu işte tamamen bir kenarda tutuyorum. Çünkü onun ahlakı işinin gereği bir form kazanmıştır. Yani kimse için ahlaki bir değerlendirme yapmak niyetinde değilim ( buna hakkım da yok ) ama sonuçta habercilik biraz da bulunan haberi yayınlamaktır.

Normal şartlarda bir kişiyi kamera ile takip ayıp olsa da iş paparazziye gelince durum değişir. Herkes kabullenmiştir artık bunu. Dolayısıyla kimseye haber yapmayın denemeyeceğine göre habere malzeme olmamak / vermemek te kişilerin kendi sorumluluğudur. Yaşananlar ne eski ne de yeni başkana yarar sağlamadığı gibi üyelerin ve hatta camianın sevenlerinin yüreğini burkmaktadır. Memur Sen bir kurumdur. Memur Sen bir manevi iklim merkezidir. Onun değerine halel getirmek ise büyük bir mesuliyettir. Özelde Sağlık Sen ama genelde Memur Sen camiasına zarar vermekte olan bu sürecin sonlandırılması için gerekirse camianın ileri gelenleri devreye girmelidir.

Ne kullanılan araç ne alınan maaş ne de seçim süreçlerinde yaşananalar şahsileştirilmeden ve gerekli doğru adımlar takip edilmeden asli meseleler zaviyesinden bir yarar temin edilemeyecektir. Aslında kimin ne kazandığına değil kimin ne kadar değer ürettiğine odaklanmak gerekmektedir. Emek verenlere şükran ve minnet hissi an itibariyle bu vazifeyi deruhte edenlerin de günü gediğinde veda etmeleri halinde isteyecekleri vefayı saygın bir halef selef ilişkisi çerçevesinde ummaları mümkün olacaktır.

Öncekiler, öncüler değerli olmadığı taktirde sonrakiler hem eskilerin birikiminden yararlanma hem de kendilerini köklü bir camiaya mensup olma bahtiyarlığından mahrum bırakacaktır. Bu ise kadük ve zamanla kuruluş değerlerinden kopuk bir yeni kimliğin ortaya çıkmasına vesile olacaktır. Netice itibariyle ne olduğundan daha çok ne olması gerektiğine odaklanmak zarureti herkes için söz konusudur.

Göreve gelmiş / getirilmiş olanların tıpkı öncekiler gibi hem kurumsal aidiyet hem de dava şuuru ve sorumluluğu gereği desteklenmeli, yapabilecekleri hataları düzeltmelerine imkan tanınmalıdır. Neticede her konumun ilk olmaklığı ve tecrübe süreçleri de söz konusudur. Hataları fırsta çevirme anlayışı ve delegeye ya da üyeye selam çakan mesajlar hiç te makul karşılanmayacaktır.   

Sen sağol başkanım / sağlık olsun başkanım gibi bizlik cümleler ile birbirine sarılmak zarureti ya da vazifesi için herkes gayret etmelidir...

Sorunları çözmeye çalışırken, o sorunları yaratırken kullandığımız düşünce yapısını kullanamayız. Albert Einstein

Vesselam

Cevat YEK

29.10.2019 01:51