a.damar @ hotmail.com

Birgün Gazetesinden Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre; Milli Eğitim Bakanlığı, doğal afet, terör, göç, intihar, ölüm ve istismar gibi travmatik olaylar karşısında yürütülen önleme hizmetlerinin programlarını Nisan 2019’da yenilemesiyle, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü öncülüğünde yapılan çalışmalar kapsamında, “Psikososyal koruma, önleme ve krize müdahale ekipleri” kurulması kararlaştırıldı.

Bu kapsamda, MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan kitapta, “Cinsel İstismar” başlığı altında olumlu ve olumsuz davranışlara örnek olacak resimlerde, küçük yaştaki çocuğu muayene  eden başörtülü bir doktor, muayene olan çocuk ve ailesi mutlu şekilde yansıtılırken; “Doğrular ve Yanlışlar” etkinliği altında çocuğunu öpen, şefkatle sarılan anne görselinde, anne başörtülü şekilde yansıtıldı. Bir başka resimde ise çocuğu öpmeye çalışan başı açık yetişkin bir kadın ve bu girişim karşısında hoşnut olmayan çocuk anlatıldı. Bu resmin hemen altına ise çocuğunun başını okşayan kapalı bir annenin çizildiği resim yerleştirildi. Kitapta yer alan hikâyelerin birinde ise sokakta oynayan çocuğun yanına gelen komşusunun onu öpmek istediği ifade edildi. Bu hikâyenin görselinde de başı açık bir kadın tercih edildi.

Bu haber yirmi yıl öncenin Türkiye’sinde yapılsaydı, resimlerdeki başörtülü karakterlerle, başı açık karakterler yer değiştirmiş olurdu. Buna göre, çocuğu muayene eden başörtülü doktor ve çocuğunu şefkatle öpen anne başı açık; çocuğu öpmeye çalışan başı açık yetişkin bir kadın ve başka bir çocuğu öpmek isteyen başı açık komşu, başı kapalı olarak resmedilirdi.

Yazık, çok yazık!

Kamuoyunda; son yirmi yılda yaşanan onca gelişmeye rağmen; Cumhuriyet dönemi boyunca inançlarından, kıyafetlerinden ve yaşayışlarından dolayı mağdur edilen ve bu mağduriyetlerini toplumun bilincine çıkararak iktidar olma yoluna önemli done sağlayan muhafazakar siyasi hareketin; yürüttükleri bu mücadeleyi; demokratikleşme, din ve vicdan özgürlüğü adına değil, kendi gibi düşünmeyenleri hakir görme, karalama, aşağılama ve yok etme amacıyla yürütmüş oldukları kanısı hakim olmaya başladı!

O resimlerdeki toptancı anlayışın ardında yatan kin ve nefretin benzeri, son yirmi yıla kadar, muhafazakârları ötekileştiren laikçi anlayışın kin ve nefretinden farklı değil!

Al birini, vur ötekine!

Her iki anlayış da demokrasiden, hoşgörüden, empatiden, birbirinin inancına saygıdan, tevazudan, bir arada yaşama kültüründen ve insanlıktan bir nebze olsun nasibini almamış anlayışlardır!

Başörtüsünü yasaklayan, başörtülü kadınları küçümseyen, muhafazakâr insanları gerici-yobaz-örümcek kafalı olarak  etiketleyen ve daha da ileri giderek kıyafetinden dolayı insanları kamusal alandan bile dışlamaya çalışan hoşgörüsüz anlayışla; Avrupa İnsan hakları Mahkemesinin iptal kararlarına rağmen zorunlu din derslerini kutsayan, seçmeli din derslerini zorunlu hale getirmeye çalışan, dindar ve kindar nesil yetiştirmek için müfredatın orasından burasından sızmaya çalışan, dünyaca kabul görmüş bir teori olan evrim teorisini lise müfredatından çıkaran, kamu kurumlarına girmek için başörtülü olmayı, bürokraside yükselmek için başörtülü eşi olmayı gelenek haline getiren hoşgörüsüz anlayışın birbirinden ne farkı var?

Bugün, bu ülkenin ihtiyacı olan anlayış; her iki yasakçı ve dışlayıcı anlayışı reddeden, bu toprakların çok kültürlü, çok kimlikli, çok dinli ve çok  dilli anlayışına uygun; hem düşünce özgürlüğünü, hem de din ve vicdan özgürlüğünü temel alan; birbirinin inancına, inançsızlığına, kılık-kıyafetine, yaşayışına ve düşüncesine saygı duyan insancıl bir anlayıştır.

Kaynaklar

Birgün Gazetesi. Sembollerle Gericilik. 22.01.2020 tarihli nüsha. https://www.birgun.net/haber/sembollerle-gericilik-285076