dumanselehattin @ hotmail.com

          Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi çok önemli bir yönetim biçimi olarak ülkeye yeni bir takım heyecan dalgaları oluşturacak gibi duruyor. Öyle ki kurulalı beri parlementer sistem ile iyi kötü yönetilmeye alışılmışlığı eğlenceli olarak atlatacağız gibi. Kısa bir süre önce ‘’ Siyasi İttifak Fikri İttifak ‘’ diye bir yazı kaleme almış ve seçim öncesi yapılması planlanan sağ ittifakın nihayi fayda ya da zararı kim açısından ne kadar olabilirliği üzerine kafa yormuştuk. Ancak şu hakkı teslim etmek gerekir ki bu ittifak en nihayetinde ülke menfaatine hizmet edecektir. Çünkü yapılan birliktelikte ne tür pazarlık söz konus olursa olsun ya da detaylarla ilgili yoğun çalışmalar yapılıyor olsa da en son Sayın Bahçeli’nin şu ifadesi mühim olmalı… ‘’ Ne zaman katılırsan ona göre sana sunulanlara razı olursun ‘’ cümlesi ittifakın genişleme istidadında ve istikametinde olduğunun işaretlerini taşıyor.

          Yeni süreçte gelecek olan ya da gelmesi beklenen partiler BBP ve SP olduğuna göre ve sağda dışarıda neredeyse kimse kalmamışta oluyor böylece. Bittabi sonra gelen önce ki anlaşma ile sınırlı bir anlaşma yapmak durumunda olacaktır. Bu arada siyasette ciddi tecrübe sahibi olmuş Bahçeli ile Destici ve Karamollaoğlu’nun kıyası kabil olmadığını önce ki seçim dönemlerinde test etmiştik zaten. Mesela referandumda MHP Evet dedi seçmeni Hayır dedi ama evetçi oldu ve yoğun bir takdir topladı. Sp Hayır dedi seçmeni Evet dedi ancak millet nazarında öfkeleri topladı ve hala eleştiriliyor. Kurt siyasetçi ifadesi ile Bahçeli’nin aynı karede bir araya gelmesi sadece bozkurt işareti bağlamında ve dahi tesadüf olarak ele alınmamalıdır. Yıllar insana az şey öğretmiyor anlaşılan.

          İnanılmaz olan ise kilit parti olma özelliği de sanki Milli Görüş partilerinin ortak kaderi gibi duruyor. Türkiye siyasetinde anahtar amblemi ile baş gösterdiği günden bu yana inanılmaz bir biçimde bir çok dönemde kilit parti durumda olma adeti varmış gibi duruyor. Ancak küçük ortak olduğunda bile dik duruşu ve cesur icraatları ile hep büyük ortak kazanımlarına ulaşmış, büyük ortak olduğunda ise doğal rolünü yine muzafferen icra etmiştir. Ancak bu olayların tamamına yakını hatta tamamı Rahmetli siyaset dehası Hoca’nın döneminde olmuştur. Onun için bugün ki yöneticiler bu bilgilerden ancak istifade edebilir, bu başarılarla övünebilir hatta aynını başarmak için çabalayabilir ancak hiç biri Hoca değil maalesef.

          Misafir misafiri istemez, eve sahibi hiç birini istemez kabilinden aslında tek başına mutlak kazanma şansı olamadığı için ittifaka razı olan Ak Parti ile ittifakın gerçekleşmesinde başarı hikayesi MHP ’nin dir. Dolayısı ile sonradan gelen önceden bir arada olanların şartlarına uymak zorundadır diye bir açıklaması düştü haberlere Bahçeli’nin. Ancak iş SP açısından öyle bir açmazda ki neredeyse ittifakı bu birinci taife ile yapmaya mecbur imişçesine bir değerlendirmenin baskısı geçen seferlerde olduğundan daha fazla mevcut alanda. Ve kendi şartlarını kabul ettirememek ve diğer iki partinin taleplerine itiraz edecek takatı kalmamak pahasına anlaşma yapmaya zorlanacaktır. Sonuçta direnç göstermesi halinde en büyük ve beklenmedik o hatayı yaparak çok istekle kendisini bekleyen İYİ ve CHP’nin insafına terk edilecek hale gelecek gibidir.

          İlginç olan SP her tür siyasi işte kendilerini diğerlerinden farklı bir noktada görme alışkanlığının pazarlıklarda pek bir etkisinin olamayacağının ve ayrıca ısrarın mutlaka kazanç sağlayacağı yanılgısını bir an evvel terk etmelidir. Bir de her iki tarafın ısrarlı davet ve beklentileri eklenince pazarlık biraz daha çetin olacağa benzer. Diğer taraftan her hangi bir partiden diğer bir parti ile yapacağı her hangi bir anlaşmada ‘’ Ğassal elinde meyyit ‘’ olmasını beklemek ise siyasetin ruhuna aykırıdır. Tam teslimiyet tarzında bir yakLaşım beklemek bayağı saf dillik olur. Böyle iken karşılıklı pazarlığın çetin olacağını tahmin etmek pek te zor olmasa gerektir. Bu pazarlık bir önce ki seçimde işbirliği görüşmelerinin gelip tıkandığı yer olduğu söylenen boyutu akıllara getirmektedir.

          Rivayet odur ki Yedi Haziran seçimlerinde yaşanan ciddi fiyaskonun sonucunda bir kasım öncesi tedbiren bir ittifak arayışı söz konusu olmuş ve o görüşmede Oğuzhan Asiltürk Bey en az grup kuracak kadar vekil olan yirmi vekil konusunda ısrarcı olunca Reis hayır demiş. Ak Parti ise on vekillik düşünceye sıcak bakar imiş. Netice ortada. Reisin tepesi ne zaman atsa hem kendisine hem partisine yarıyor. Yine ufka bir bakış attı anlaşılan ve o görüşmelerden bir şey çıkmayacağını anlayıp meydanlarda soluğu aldı. E iyi de oldu yani. Tek parça olarak ve güçlü bir iktidarı millet yine kendisine verdi.

          Piyasanın, sosyal hayatın, siyasi ve fikri yaklaşımların beklentisi ne olursa olsun Saadet Partisi güçlü bir akışa sahip olan mevcut iktidarın ne psikolojik ne de ezici tesir gücünün karşısında tarumar olmaması neredeyse imkansız. İttifakı yapsa da yapmasa da bu seçimin de fiziksel kaybedeni Saadet olacak maalesef. Çünkü ittifak için geç kalınırken herkesle görüşebiliriz sözü bile sanki diğer tarafla bir anlaşma yapılmış ve milli duruşa karşı bir reaksiyon geliştirmiş gibi eleştiriye ve hatta hakarete bile uğrayacak hale geldi maalesef. Artık seçimin yapılmasına ne kadar çok zaman olursa olsun her geçen gün aleyhte propaganda artarak devam edecektir.

          Saadet partisine düşen ne yapıp yapıp bu süreçten daha fazla yara almadan kurtulmaya bakmalıdır. Çünkü artık Afrin operasyonu ile ayyuka çıkan azılı dış düşmanların her hareketi ve içeride ki işbirlikçilerin her ihanetinin faturası otomatikman Saadet’e kesilecektir. Ve nihayet bir gün gelip Milli görüşün alternatif olması ihtiyacı ortaya çıktığında bu yaraların o gün ne kadar acıtacağını hep beraber göreceğiz zannımca. Bir millet için en acı olan alternatifsizliktir. Türkiye bunu o kadar çok yaşadı ki bazen alternatif bir yapı gerçekten olmadı bazen de olanı millete ya göstermediler ya da kötü göstermeyi başardılar. Ve yine millet kaybetti. Şu günlerde en ilginç ve hatırlanası cümle önce şu olsa gerektir derim ben acizane:

Ey kahvede oturan kasketli Hasan, bakkal mehmet bir kez olsun sen düşmanlardan önce anla!

          Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın diyen Akif’in sözlerine benzeterek

          Allah bir daha bu milleti alternatifsiz bırakmasın yada alternatif olanları görecek şuur versin…

          Vesselam

          Selehattin DUMAN

          Eğitim Bir Sen İst. Bir Nl. Şb. Bşk. Yrd.