ajanskamu @ gmail.com

Seçimler nedeniyle eğitim mevzusu biraz gölgede kaldı. Diğer taraftan eğitimi ele alış biçimimiz zaten mevzuyu çok sınırlı ve tali yönden tartışmamıza neden oluyor. Oysa özellikle Haziran-Temmuz ayları hem okulların bitimi hem merkezi sınavların yapılışı, sonuçların açıklanışı ve tercihlerin yapılıp yerleştirmelerin açıklanışı vs. gibi uygulamalar nedeniyle eğitimin doğrudan veya dolaylı konuşulduğu önemli dönemler. Bu nedenle eğitime ilişkin kavrayışın Namık Kemal'in çok beğendiğim ifadesiyle 'güneşe kaside söylemek' hükmünde olduğu ülkemizde sorunu eleştirel bir yaklaşımla gündemde tutmak başlı başına önem arz ediyor.

Eğitime ilişkin eleştirel bakış hem yürürlükteki uygulamaları, hem eğitimi kuşatan egemen söylemi hem de eğitim-öğretim bahsinde tartışmasız/sorgulanmaz kabul edilen zorunlu eğitimin kendisini hedef almalı. Bu eleştirel bakışın varlığı ve derinliği eğitim bahsinde dert yandığımız nitelik meselesinin karşılanmasıyla doğru orantılıdır. O yüzden egemen yaklaşımın mevzuyu makyajlayan kandırmacasına değil tersine makyajı söküp gerçekliği deşifre eden radikal okumalara ihtiyacımız var. Örneğin geçenlerde LGS sonuçları açıklandı. 'Şu öğrenciler birinci oldu', 'şu iller ilk sıralarda yer aldı’ şeklinde bir kaç verinin sansasyonel şekilde kullanıldığı bu okuma karşısında kamuoyu kendisine aktarılan örtük mesajın etkisinde meseleyi geçiştirirken buldu. Demek ki neymiş? Suriyeli Muhammet bile bütün soruları doğru cevaplayıp Türkiye birincisi oluyorsa, olabiliyorsa, bütün o savaşa, yıkıma, ülke terk etmeye rağmen bunu başarabiliyorsa sen de başarabilirsin, başarabilirdin, başarabilmeliydin. Gerçekten de bu şartlar içerisinde olan bir çocuk bu 'mucize'yi gerçekleştirdiyse ben de pekala başarabilirdim! Okuma bu şekilde yapıldı, bize sunumu böyle yaptı, bu şekilde bir mesaj almamız istendi veya mesajı bu şekilde almamıza neden olundu. Bu okumadan sansasyon arayışında olan, toplumun ilgi ve merak duygularını mıncıklama peşinde olan basının memnun olmasını anlayabiliriz. Suçluyu kendisi dışında gören her türlü okumayı baştan meşru ve makul gören MEB'in memnuniyetini de anlayabiliriz. Meseleyi neyi, ne kadar, ne şekilde ölçtüğü izaha muhtaç olan bir sınavda dereceye giren öğrencileri ve illeri üzerinden bir piar çalışmasına döndüren yetkililerin memnuniyetlerini de anlamak mümkün.

Yazının Devamı İçin TIKLAYIN