cekapan @ gmail.com

Meb orta vadeli programda da yer alan ikili eğitimden tekli eğitime geçiş kapsamında çalışmalarına devam ediyor. Kitabın ortasından konuşursak bu doğru bir adımdır. Peki ya uygulanması?

İkili eğitim öğrencilerin bilgiyi sindirmesini engelleyen, sıkıştırılmış bir eğitimdir. Bu sistem hem öğretmen, hem öğrenci hem de veliyi yani tüm paydaşları bezdirmiş durumda.

Henüz altı yaşında bir öğrenci sabah okula gelmek için 6'da uyanmak zorunda kalıyor. Kimileri ise çok geç saatlerde evine dönüyor ve güvenlik sorunları ortaya çıkıyor. Normalde 10 dakika olan teneffüs saatleri bazı dönemlerde 5 dakikaya çekiliyor.

Çocuğun uykusunu alabilmesi ve sağlıklı bir beslenme düzeni olabilmesi için tekli eğitim sisteminin birçok olumlu yönü var. Fakat tekli sisteme geçebilmek için binlerce yeni dersliğe,  yüzlerce yeni okula ihtiyaç var.

Yeni uygulanan LGS sınav sonuçlarına göre %10'luk öğrenci nitelikli okullara geçecek, kalanı adrese dayalı sisteme göre yerleşecek. Tam da burada dananın kuyruğu kopuyor.

Bakanlık bürokratları belirli oranlar belirliyor ve örneğin “Her mahallede %35 Anadolu Lisesi olması gerekiyor, il ve ilçe milli eğitimler bu konuda çalışma yapsın “deniyor.

Yani hazır kalıp kıyafet hazırlıyor ve tüm Türkiye bu kıyafete uysun isteniyor.

14 bin nüfuslu Adalar ilçesi ile 700 bin nüfuslu Pendik'e aynı oran tutturulması söyleniyor. Peki, böyle olunca yani hazır kıyafete uydurulmaya çalışınca ne oluyor? Ya fermuar patlıyor ya da düğme kopuyor. Tam seçim öncesi öğrencisi, öğretmeni, idarecisi, velisi huzursuz oluyor.

Yine Pendik'teki uygulamaları ele alırsak; Pendik'te E5'in altındaki tüm meslek liseleri bu %35' lik oran tutturulabilmesi için karnelerden bir hafta önce Anadolu Lisesine dönüştürüldü. Birçok okulun müdürünün dönüşümden haberi bile olmadı. Son dakika tebliğ edildi. Her okulda ortalama 500 öğrenci olsa x2 veli x5 okuldan 5000 veli yapar.50 öğretmen olsa x5 okuldan 250 öğretmen yapar. Lise son sınıf öğrencilerden de bir sürü oy kullanma yaşına gelmiş öğrenci var, kısaca seçimler öncesi bir oyun bile bu kadar önemli olduğu bir ortamda daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum.

Yapılan eksikliklerin en başında -Pendik geneli için konuşuyorum- tüm Meslek Lisesi müdürleri ile toplantı yapılıp “ Bakanlık tarafından böyle bir uygulama yapılması gerektiği, bu konuda fiziksel şartları uyan meslek liselerinden gönüllülük, boş derslik ve uygunluk esasına göre dönüşmek isteyen olup olmadığı?” sorulmalıydı. Çünkü bu meslek liselerinde yüz binlerce liralara hazırlanan atölyeler mevcut. Diyelim ki bir yıl sonra bu uygulamadan da vazgeçildi, o zaman bozulup dersliğe dönüştürülen bu atölye ve laboratuarlar ne olacak?

Bu okullar ÇPL( Çok Programlı Lise) ye dönüştürülebilir ya da ikili öğretime devam ederek sorun giderilebilir.

Amacımız suçlu aramak değil, bağcı dövmek hiç değil. Amacımız bir an önce varsa mağduriyetlerin giderilmesidir.

Teknik olarak bakanlıktan İl Mem'e, İlçe Mem'e, oluşturulan komisyonlara kadar herkes verilen görevi yerine getirmiştir. Öğrenci sayıları, okul sayıları, okulların birbirinden uzaklıkları, çeşitleri birbirinden farklı bir sürü İlçe Milli Eğitim, Hazır kıyafeti bünyelerine uydurmuşlarıdır. Kimisine bol gelmiş kısalttırmış, kimisine dar gelmiş karnını içine çekmiştir. Fakat özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde birçok sıkıntıyı beraber getirmiştir.

Kesin çözümü istiyorsanız, bence liseler için 4 yıl çok uzun, liselerde 4 yıl eğitim süresi kısaltılıp eskiden olduğu gibi tekrar 3 yıla indirilse ihtiyaç olan derslik sayısı azalabilir.

Ya da ne bileyim istatistiklerden bahsediyorsak%100 değil de  %98 tekli öğretime geçtik kalanı da birkaç yıla geçireceğiz desek, acele etmesek ne olur?

Meslek Lisesi memleket meselesi değil miydi?

Öğrencilerin %35’inin Anadolu Lisesinden mezun olması demek diplomalı işsiz demek değil mi? 18 yaşına gelmiş elinde lise diploması olan ancak hiçbir becerisi olmayan öğrenciler…

Oysa meslek liseleri açısından Yüksek Öğretime devam etmeyenlerin iş bulmaları ve mesleklerinde ilerlemeleri daha kolay olmaktadır.

Öğretim süresi dört yıl olan meslekî ve teknik orta öğretim kurumlarını bitirenlere 3308 sayılı kanuna göre Ustalık Belgesinin yetki ve sorumluluklarına sahip İŞ YERİ AÇMA BELGESİ verilir. Eğitimleri süresince iş hayatını yakından tanıyacaklarından kendi işyerlerini kurup çalıştırabilirler.

KPSS sınavlarında düz lise mezunları için girebilecekleri memur unvanlarına bakarsak, ambar memuru gibi sınırlı sayıda ve düşük maaşlı yükselemeyecek bölümlerdir. Ama meslek lisesinden mezun olan bir kişi için KPSS başvuru kılavuzuna bakıldığında birçok istihdam yeri, daha fazla eleman sayısıyla beraber işe girme olanakları da yükselmiş oluyor.

Meslek liselerinde öğrenciler; Hastalık, iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigorta edilirler.  Son çıkan kanunlara göre  devlet tarafından 10. sınıfta okuyan öğrencileri de sigorta yapılmaya başlandı. 

Öğretmenler açısından bakılırsa örneğin muhasebe bölümü bir öğretmenin tayin isteyebileceği bütün İstanbul’da kadrosu boş bir okul yok. Okula yakın evini almış, düzenini kurmuş, 20 yıllık bir öğretmene, il içi tayinler geçtikten sonra “Biz sizin okulu Anadolu Lisesine dönüştürdük, sen de başının çaresine bak” demek, seçim öncesi zamanlamasıyla bir sürü mağdur oluşturmak demektir. İyi ve doğru niyetle yapılmak istenen fakat sonuçta mağdurlar oluşturan bu uygulama ancak inisiyatif alınarak düzeltilebilir.

Çözüm öyle ya da böyle bulunmalı, kafa yorulmalı…