beycosan @ gmail.com

AB, Türkiye ile yürütülen müzakereleri askıya alma kararını alırken açık açık "Ayasofya cami yapılırsa Türkiye, AB’ye giremez” mesajını da verdi, durup dururken nereden çıktıysa, ne alakaysa…

İsrail Başbakanı Netanyahu'nun oğlu Yair, sosyal medya hesabı Twitter'dan Türk milletini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan küstah bir açıklama yaptı tıpkı babası gibi. Babasının sözlerini alıntılayan Yair Netanyahu şu ifadeleri kullandı: 

"Ona, İstanbul'un adının Konstantinopol olduğunu ve Türk işgalinden önceki bin yıl boyunca Bizans İmparatorluğu'nun ve Ortodoksların başkenti olduğunu hatırlatırım. Türkler, Yunanlara, Süryanilere ve Ermenilere soykırım yapmış, Anadolu'daki tüm Hristiyanlara etnik temizlik uygulamıştır. Onlar etnik olarak bütün hristiyanları küçük Asya'dan temizlediler."

Ardından Yeni Zelanda'da iki camide 50 müslüman kardeşimizi acımasızca katleden Brenton Tarrant adındaki yaratık katliam öncesi bir manifesto yayınlayarak şunları yazmış:

 
-"Topraklarınızda huzur içinde yaşayabilirsiniz, size zarar gelmeyecek. Boğaz'ın Doğu yakasında. Ama Boğaz'ın Batı yakasında bir yerde yaşamayı denerseniz, Avrupa'ya gelirseniz sizi öldüreceğiz.  Konstantinopolis'e gelir, tüm cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak edildiği gibi tekrar Hristiyan şehri olacak."


Sapkın katilin Türklere ve Müslümanlara olan kinini dışa vurduğu manifesto ve silahına kazıdığı tarihin derinliklerinde unutuldu gitti zannettiğimiz Osmanlı Tarihine ait dipnot kabul edilebilecek bilgiler bir gerçeği ortaya koydu: "Biz unutsak bile onlar asla unutmazlar.”

Tarihçi Murat BARDAKÇI diyor ki: "Silâhların ve şarjörlerin üzerindeki böyle bir listeyi Tarrant misali caniyi bir tarafa bırakın, en baba bir tarihçinin bile tek başına hazırlaması imkânsızdır!

Bir terörist düşünün: Tâââ sekiz asır önce Selçuklu ordusunu hangi Gürcü kralı ile kumandanının mağlûp ettiğini bilecek, Sırplarla ve Macarlarla 14. ve 15. asırda tutuştuğumuz muharebelerdeki Hristiyan kumandanların isimlerini ard arda rahatça sıralayacak, Osmanlı Ordusu’nun 1683’te Viyana önlerinde bozguna uğramasında ikinci, hattâ üçüncü derecede rolü olan Avrupalı generallerin adlarını tek tek yazacak, Kıbrıs’ın fethinde esirleri öldürdüğü için idam edilen İtalyan generali bile unutmayacak… Üstelik geçmiş yüzyıllarda yaşanmış olaylarla da kalmayacak, bugünlere gelecek, son senelerde ırkçı teröre bulaşmış ne kadar katil varsa hepsini hatırlayacak, bunların isimlerini silâhları ile şarjörlerine işleyecek!

Dahası var: Bu isimleri tüfeğine ve şarjörlerine öyle Lâtin alfabesi ile değil, ait oldukları dillerin alfabeleri ile, yani Gürcü’yü Gürcü, Ermeni’yi Ermeni, Sırp’ı da Kiril harfleriyle yazacak!

Brendon Tarrant bütün bunları hakikaten kendi başına yaptı ise tarihçi değil de katil ve terörist olmayı seçiği için dünya önemli bir bilim adamından mahrum kalmış demektir ama işin böyle olmadığı artık apaçık ortadadır!”

Yine Fransa'da bölge meclis üyesi Catherine Blein, Yeni Zelanda'daki katliama dair paylaştığı mesajı da aynen şöyle: "Yeni Zelanda’daki öldürme olayı : göze göz…"

Batı medyası ise yine böyle büyük ve her şeyiyle ortada olan bir terör saldırısını bile geçiştirme yolunu tercih etti, katili bir terörist değil de "melek yüzlü çocuk saldırgan” olarak nitelemeyi yeğledi.

Bütün bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde karşımıza apaçık şu acı gerçekler çıkıyor:

Tarihimize ve geçmişimize biz ne kadar ilgisiz ve duyarsız isek onlar o kadar ilgili ve duyarlılar. Unutmamışlar, unutmayacaklar.

Batılıların zihin dünyasında zaten var olan ve diri olan Türk ve İslam karşıtlığı artık alenileşmiş ve eyleme dönüşmüştür. Bunu saklama gereği bile duymamaktadırlar, dünyayı cehenneme çevirme pahasına bunu yapmaktadırlar.

Tarihimize ve Osmanlı’ya karşı inancımızdan kaynaklanan bir nefret psikolojisi ve ruh hali yaşadıkları gün gibi aşikar, baksanıza biz tarihimize ne kadar ilgisiz ve uzak isek, onlar tam tersi daha dün yaşanmış gibi yakından ve derinden hissediyorlar tarihi gerçekleri.

Şu çok açık, müslümanlara özellikle de biz Türkler'e karşı kin ve nefret duyguları besliyorlar...

Ama öyle yağma yok, bu millet tarihte nasıl ki İslam'ın bayrakatarlığını yaptıysa bugün de aynısını yapacak, geçmişte nasıl mazlum ve mağdur İslam Coğrafyasının sözcüsü olduysa yine öyle olacak.

Yeter ki, birlik olalım, yeter ki bilinçli olalım, yeter ki güçlü olduğumuza inanalım.