dumanselehattin @ hotmail.com

     

 

 

       Adım gibi eminim MEB’in açıkladığı vizyon belgesini basından duyduğu miktarın dışında yüzde doksan öğretmen okumadı bile. Bu çalışmaların ne kadar doğru, iyi, gerekli olduğunu herkes bilir ama içerik hakkında bilgi edinmek için bile maalesef açıp okumaz. Elbette birileri okusun istenir ama okunmayınca da neden yapılmıştır ki bu denmez. Yapılmalıdır, yapılacaktır ve hatta yapılmaya devam edecektir, etmelidir. Bu konuda başta sayın bakanımız olmak üzere tüm bakanlık çalışanlarını tebrik ediyoruz.

        Hatırlayacaksınız yıllar önce yayınlanmış olan Vizontele filminde bir replik vardı. Zaki Müren de bizi görecek mi? diye. Vizyon belgesi, bakan değil gören olacağım ifadesi ve buna benzer bir çok güzel cümleler umutlandırsa da alanda büyük değişim beklenmemesi öğretmenlerin vizyon belgesini okumamalarını biraz izah ediyor gibi.

         Hala daha hizmet edenin görülmemesi, çalışanın cezalandırılması, canı isteyenin istediğine kötü muamele etmesi, okulu & kurumu dışlaması, istediğini yüceltip dilediğine zalimlik yapmasına rağmen vazifesinde devam ettirilen yöneticiler varken bazı şeyler görülüyor gibi durmuyor sanki.

         Sessiz devrimin yüz karası olabilecek kadar işinde beceriksiz yöneticilerin hala makam işgalleri acınası bir tablo çıkarıyor ortaya. Gelen gideni aratır sözü falan yüksek düzeyde hafif kalıyor bu durumu izah için. Giden en azından bir dava iddiası olmayan sırada bir adamdı derken gelenin de davasının önceki ile aynı olduğunu fark ediyoruz maalesef. Dert / Dava nefs imiş meğerse. Ben varken sen nasıl olur, ben istemezken sen nasıl gelirsin, hatta ben istemediğim halde nasıl yaşarsın, nefes alırsın dercesine insanın tüm alıcıları ile oynama merakı.  

          Hastalık derecesinde uğraşarak başarısız kılma hedefi okul, kurum, veli, öğrenci vb. Hiçbir değeri ve muhatabı ciddiye almayan bir tutum. Rahmetli Erbakan on bir ay başbakanlık yapmıştı. Bu sürede onu başarısız kılmak için on bir ayda on üç soru önergesi verilmişti, Sırf hükumeti yıpratmak veya mümkünse düşürmek uğruna. İyi de bunu ülke düşmanları yaptırıyordu. Peki bir yılda bir dünya sorun, sorgulama hatta soruşturma yaptırdığınız kurumun çalışmasını engelleyince vatanı mı kurtarıyorsunuz acaba denmez mi?

          Allah'ın sadece kendi Allah'ı olduğunu düşünen sapıklardan ne farkınız var. Allahın kudretini anlamayan cahillerden ne farkınız var. Ahiret diye bir inancı omayan inançsızlardan ne farkınız var. Öfkeyle islam beldelerini işgale gelenlerin sınır tanımaz ve ahlaksız ca saldırılarını kopyalarken müslüman ecdada hala hangi yüzle ceddim dersiniz. Adalet tüm insanlık için yitiktir fikrinin öncüsü nesiller ile zerre ortak yanınız kalmamış olmasına rağmen ne yüzle aidiyet iddia ediyorsunuz.

        Yalan söyleyerek sahtekarca yüze ayrı arkadan ayrı konuşarak işlerinizde her türlü katakulliyi yaparak hangi değerin savunculuğunu yapıyorsunuz. Sahi hangi camiadandınız siz. Belki de islamın sancaktarı olacağını iddia ettiğiniz ve dünyanın tek doğru cemaatine mi mensuptunuz? Ya da mikro dinci üç beş kişilik bir oluşumun bir silik şahsiyeti mi idiniz? Yoksa tüm cihanı işgale niyet edecek kadar sözümona büyük bir yapının paraziti mi idiniz?

         Kendi başına var olamamış ne kadar kifayetsiz muhteris varsa hepsi Milli Eğitim camiasında mı toplandı yönetici olarak. Vizyonunuz ne olursa olsun kafa aynı kafa ise işiniz zordur. Atadığınız bir yöneticiyi işi ile değil de çapsız bir tandığın şikayeti ile değerlendiriyor ve bir şeyler sorarken ne yaptın kardeşim diye değil de ne yapmadın diye soruyorsanız, ya da ne yaparsan yap benim istediğim gibi neden yapmadın diyorsanız vizyon kaç para eder bilemem. Bir kuruma doğru yanlış demeden her şeyden hesap sorup diğerinin tüm günahlarını örtüyor ve hatta o günaha ortak oluyorsanız ne anlamı kaldı eğitim etiği'nin.

          Mutlaka Hipokrat gibi bir yemin metni olmalı eğitim camiasında ama özellikle yöneticiler için yazılmalı bu metin. Hatta hazır gündemde iken ant içilmeli adam gibi çalışacağıma, adam olup adam kalacağıma, milletim ve mukaddesatımın gereği gibi iş yapacağıma vb. Kimse sesisini çıkar/a/mazsa hakikat kendi isyan çığlığı basacaktır. Ama o zamanda tüm kulaklar bu feyadın şiddeti ve vicdan çatlamasıyla duymayacaktır hakikati. Çünkü takat kalmayacaktır artık ve arş yere serilecektir.  

           Zulüm ile abad olunmaz ama nedense anlamak istemeyen bir yapınız var. Tıpkı bir zamanlar ekmeğini yediğiniz yerler gibi. Onlar da hala vaz geçmiş değiller. İnanç mühimdir ama sapık bir inanış olsa da bağlılık böyle bir şey anlaşılan.

          Her ne kadar Zeki Müren görmese de bir gören var Elhamdülillah. Ve o görenin hesabında şaşma olmaz.

           Vesselam

           Selehattin DUMAN

           31.10.2018 01.22