ajanskamu @ gmail.com

       Yalnızlık paylaşılmaz kimi zaman.Hele duvarında asılı sazınız, yüreğinizde hasret türküleri,bir de, memleketin toprağı kokuyorsa odanız,yalnızlık paylaşılmaz işte o zaman…..

    Paylaşılmaz yalnızlık, bir yanınız Karacadağ’a ,bir yanınız Nemrut’un o muhteşem sivriliğine bakıyorsa.Bakıyorsa bir yanınız gözünüzün alabildiğince uzanan buğday tarlalarına, başakları eğik memleketimin ……

    Bakıyorsa bir yanınız gelincik çiçekleriyle süslü, kavunlu, karpuzlu ovalara baharda, bir de susuzluktan çatlamış topraklarıma, yalnız değilsiniz işte bunca zenginliğin içinde .....

    Körpe kızlar, taze gelinler, süt sağıyorsa Karacadağ’ın eteklerinde dura-kaçışa. Hele bir de karanlık odanızda akşamın gelişini köye dönen koyunların,kuzuların çıngırak seslerinden anlıyorsanız, yalnız olamazsınız ki zaten bu zifiri karanlıklar ortasında..

    Gün olur, güneşin o kızgın batışını izlerim, yalnız lojmanımda, hüzünlü bir ölüm akşamında.Uyanırım güneşin sancılı doğumunda, çocuklar oynaşır yanı başımda. Kuzular meleşir karşımda. Uzağımda  yorgun düşmüş bir kağnı  erkenden susuzluğuma su taşır.

     İşte o an soğuk taş  mektebinin yalnızlık kokan lojmanında durmadan hayaller kurarım daha güzel yarınlara dair,ta ki güneş, kızıl bir ateş olup yeniden dağların ardında süzülüp kaybolana dek..…..

     Ardından bu hoyrat bakışlı çocukları severim, sevebildiğim kadar..

 

“Köy Öğretmenliği” güncemden….

İbrahim KAYA