dumanselehattin @ hotmail.com

 

Tek parti Türkiye’sinden senede dört ya da beş siyasi partinin kurulduğu günlere geldik. Neredeyse her küskün bir parti kuruyor hem de sağlı sollu. Kurulan partilerin bir çoğu tarih çöplüğüne malzeme olmaktan öteye gidemiyor maalesef. İkinci bir partinin kurulması bile yıllar almış bir ülkede önceleri yokluğunun sıkıntısı çekilmiş olsa da şimdilerde bolluğunun dertleri ile başbaşayız. Kim ikinci bir partiye engel olmuşsa şimdi de çok parti ile istediği hedefine ulaşıyor. Çünkü parti enflasyonu sadece kafa karışıklığına sebep olmakla kalmıyor önüne gelenin iler tutar yanı olmayan hatta siyasi bile olmayı başaramayan bir takım söylemlerle adeta ya bir yerlerin sözcülüğünü yaparak ya da bir çeşit güç devşirmek amacıyla bunu kullanarak siyaseti kirletiyor.

Alt tarafı belli miktarda bir bürokratlık tecrübesine kısa süreli bir vekillik eklenince ne oldum delisi olanı mı dersiniz, genel başkanının isteklerine kulak tıkadığı ve kendi seçim bölgesinde istediğini yapamadığı için mi dersiniz, sahip olduğu para ya da çevresinde ki üç beş insanla oluşturduğu cemaatini oya tahvil etmek isteyen mi dersiniz hasılı önüne gelenin parti kurduğu ve seçime girdiği hatta giremeyecek kadar teşkilatlanmayı bile başaramamış ucube partiler dünyası oldu ülke. Şimdi bir de patisini içerden düzeltemediğini iddia edenlerle Fetö / Gezi meselelerinde duracağı yeri bilemeyenlerin kuracakları ayrı iki parti doğum sancısı çekiyorlar.

Yeni bir siyasal argüman geliştirmekten bile aciz olup daha kurulmadan kimlerle ittifak yapılacağı üzerinden bir takım konuşmaların gündeme geldiği bu kadük çalışmaların toplum nezdinde nasıl bir karşılık bulacağı ise muamma. Ak Parti’nin kuruluş değerlerinden saptığı iddiası ve bunun düzeltilmesi veya daha önce verilen makamların artık verilmiyor oluşu vb meseleler vatandaşın ne kulağına girer ne de umurunda olur. Öncelikle huzur, güven ve para ister halk. Sonra değerleri gelir ama o da risksiz olmalıdır. Ne kadar değer merkezli siyaset yaparsanız yapın ağzının tadının bozulmasını istemez.

Hangi seviyede propaganda yapılırsa yapılsın, milletin istediği bir siyasi oluşum için ne kadar operasyon çekilirse çekilsin on sekiz yıldır iktidarda tuttuğu bir siyasi partiyi kolayca yem etmeyecektir. Ancak kendi değerleri dedikleri milletten aldığı gücü millete karşı kullanmamak ve milleti unutmamak şartıyla. Yani yeni oluşan ya da oluşturulan siyasi partilerin millete ne vaat ettiğinden çok Ak Parti’nin vaadleri ve bundan sonra ki icraatlarının ne olacağı belirleyici olacaktır. Elbette siyasi tecrübe olarak en ileri seviyesinde olan bir RTE’nin ağır hatalar yapması gerekecektir. Tıpkı belediye seçimlerinde olduğu gibi.

Bu arada şunu da hatırlatmakta fayda var. Bir önceki seçimde iktidar yaptığı bir partiyi meclise bile sokmamış bir siyasi birikimi olan bir milletten söz ediyoruz. Türk milletinin siyasi öngörüsü gerçekten çok yüksek. Meseleleri okuma ve sandığı kullanma konusunda inanılmaz bir becerisi olduğunu ifade etmek isterim. Bu hususta bir örnek vermek gerekirse yapalım.

Sanıyorum Amerika’da yapılan bir belgeselde uzmanlar mı daha isabetli karar verir yoksa kalabalık halk topluluğu mu diye bir araştırma yapılıyor. Bu belgeselde uzmanlar kendilerine gösterilen bir boğanın kilosu üzerinde fikri beyan ediyorlar. Tahmini olarak verilen rakam toplumun verdiği tahminlere göre daha geride kalıyor. Uzmanlar 597 kg derken halktan gelen cevaplarda 200 kg dan 1500 kg lara varıncaya kadar tuhaf bir çeşitlilik arz etmesine rağmen 589 rakamı elde ediliyor. Netice 591 ile halkın tahmini ortalaması daha yakın bir sonuç veriyor.

Görünürde bu meselenin belki siyaset ile alakası yok gibi gelebilir bir çok kişiye. Ama toplumun kararlarının doğruya en yakın isabet konusunda ki durumunu gözler önüne sermesi bakımından önemli bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Özellikle kurulduktan sonra ilk seçimde büyük bir başarı göstermiş olan partilerin sırasıyla DP, ANAP, ve Ak Parti oluşu onların hem kuruldukları dönemde ki hassas ortam hem de yeni bir paradigma geliştirmiş olmaları dolayısıyla bir olumlu netice söz konusudur. Ve bu partilerin ömürlerini tamamlamalarının da DP hariç genel olarak kurucu başkanlarının ayrılığı ve ciddi değişimler olduğunu da görüyoruz.

Şimdi kurulacak partiler açısından ne olağan üstü bir durum söz konusu ne de mevcut güçlü ve bir çok açıdan başarılı bir parti olan Ak Parti’nin tükenmişliği söz konusu. Üstelik diğer partilerin tükenişini sağlayan önce belediyelerin el değiştirmesi durumu onların aleyhine olmuş iken şu an itibariyle kaybedilen belediyeler henüz bu anlamda bir aleyhte sonuç gösterecek gibi durmamaktadır. Çünkü belediyeleri kazanaların bir iktidar alternatifi oluşturmaktan çok uzak oldukları da maalesef bir gerçek. Üstelik kırk yamalı bohça olarak kazandıkları belediye başkanlıklarının iç çekişmeleri de kamuoyuna yansımaya başlamış durumda.

Diğer taraftan yeni kurulan partiler her hangi bir belediye kazanarak ortaya koydukları bir başarı hikayesi örneğine de sahip değiller. Daha önce Ak Part’nin içerisinde iken yaptıkları başarılar Ak Parti’nin hanesine yazılmış olup bir çok açıdan başarısızlıkları ise kendilerine yazılmak durumdadırlar. An itibariyle CHP sözcülerinden birinin yaptığı açıklama da akıllardan çıkmış değil. Yeni bir parti kurmakla eski yanlışlarınızdan kurtulamazsınız mahiyetinde ki bu açıklama daha patileşmeden yapılacak eleştirilerin istikamet sinyalini de vermiş oldu.

Eğer üst bir akıl talimatla bu yeni oluşumlara diğer partilerden yapılacak olan eleştirilerin önüne geçmezse bu partilerin ölü doğması işten bile değildir. Bu arada ilginç bir gelişme yaşanıyor ki bunu da es geçmemek lazım. Cumhur ittifakının kazananı ve her geçen gün başarı grafiğini ilginç bir şekilde artıran MHP ve genel başkanı Bahçeli’nin Bayburt’ta yaptığı konuşmada Arınç’ı hedef alan sözleri eninde sonunda herkesin kendi partisinin başarısına odaklanacağı gerçeğini gün yüzüne çıkarır cinstendi. Her ne kadar Cumhur ittifakına sahip çıksa da özellikle yapılan operasyonlar ve benzeri bir çok işte milliyetçi bir tutumun ağırlığının hissedildiği bir çok kişi tarafından değerlendirilmektedir.

MHP ile ittifak dolayısıyla ciddi oy kaybı yaşadığı bilinen Ak Parti’nin elinde başka bir alternatif olmaması ve iktidarın değişimi neticesine odaklanmış olan iç ve dış fenomenlerin kurulan yeni partilerle Ak Parti tabanından bir miktar oy devşirme hesabı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Yaşanacak böyle bir seçimde eğer yeni kururlan partiler diğer cenah ile bir ittifaka gidecek olursa belki bir seçim kaybettireceklerini hesap edebilirler. Ancak ondan sonra kendi varlıklarını da ciddi bir tehlikeye atacaklarını da bilmelidirler. Çünkü ne şekilde olursa olsun millet ittifakına dahil olmaları durumda birliğin büyük partilerine hizmet ettikeri için yaşanacak tüm olumsuzlukların faturasını millet kendilerine kesecektir.

Yeni partilerin ne kuruluş süreçleri ne de kimlerin yer alacağı meseleleri ise bu açılardan hiç bir anlam ifade etmeyecektir. Onlar sadece kısa gündemler olarak kalacak ve nihayetinde yaşanan süreçlerden sonra tarihe karışacaklardır. Elbette yaşanacak gelişmeler bu seyri ve sonuçları farklı bir yöne çekme potansiyeline sahiptir. Elbette her iktidarın bir sonu olacaktır ama bu son yeni particilerin umduğu gibi olmayacağı kanaatindeyiz.

Vesselam 

Selehattin Duman

15.09.2019 01.25