1ilhamifindik @ gmail.com

Dünya kaosu yaşarken, ülkemizde bu kaostan kurtulmaya çalışıyor. Ortaçağda karanlığı yaşayan Avrupa Reform ve Rönesans yaparak bilim ve teknikte medeniyet olarak yeni bir çığır açtı. Maddi olarak yükseldiler. Yükseldikçe sömürgecilikleri arttı. Sömürdükçe daha fazlasını istediler. Şimdilerde dünyayı, ABD ve AB ,BM gibi devlet ya da örgütler değil bir avuç zengin yönetmektedir. Bugün dünya da sayıları yüzü geçmeyen zenginler şirketler üzerinden insanlığa yön veriyorlar. Tek dertleri var daha fazla kazanmak ve daha güçlü olmak. Güç dengelerini bozmuş, bozuk ruh halleri ile dünyayı kaosa sürüklemeye devam ediyorlar.

Eğitim sistemleri bir devletin vizyonunu gösterir. Gelecek nasıl olacaksa bu günden bir takım adımlar atılır. Yapılan her hamle sistemleri tamir etmek yerine sistemde yeni gedikler açıyorsa burada iyi niyetten söz edilemez. Ülke olarak son üç yüz yıldır kendimiz olamadık. Bize ait sandığımız ne varsa oradan buradan alınmıştır. Başkasının ayakkabısı ayağımızı vurmuştur. Artık kendi gömleğimizi dikme zamanıdır. Kendi kültürel kodlarımıza uygun olarak kuracağımız bir sistemle yetiştireceğimiz yeni kuşaklar ile özlediğimiz bir nesil inşa edeceğiz. Huzur ve barışın hâkim olmadığı bir dünyada yaşamak zordur. Dünyayı kırk haramilerden kurtaracak Ali Babalar yetiştirmek için iş bize düşmüştür.

Türkiye son yıllarda yaptığı tercihlerle karar alacak organların elini çabuklaştıracak değişikliklere onay verdi. Ayağındaki prangaları bir bir kırmayı başardı. Ancak her diriliş yeni saldırıların kapısını açtı. Öyle bir noktaya geldi ki içerden zannettiğimiz hainlerin saldırılarına maruz kaldık. Arkadan vurulan hançer yarasını da sardık. Şimdi içimizdeki ayrık otlarını temizlemekle meşgulüz. Korku üzerine kurulmuş tahtları sallandıkça kuduran kesimlere millet gereken hamleleri hep yaptı ve böyle devam edecek. Başkanlık sistemini deniyoruz. Bu yeni sistemde öne çıkan şey liyakat olmalıdır. İşi ehline vermek ve yanlış yapanı sistemden hemen çıkarmak. Milletimiz çok zorluklar gördü. Yeni dönemde hizmetin seri ve sürekli olması gerekiyor.

Toplumsal değişimin motor gücü eğitim olmalıdır. Eğitimi ise verecek öğretmenlerdir. Okullar yalnızca çocuklarımızı eğittiğimiz yerler olmanın ötesinde veliyi, servisçiyi, kantinciyi ,iş kur çalışanını ve okulla işi olan herkesi geliştiren yerler olmalıdır. Öğretmenlik yalnız sınıflarda değil, bahçede, sokakta, hemen her yerde yapılacak bir meslektir. Yaşamayı öğreten bize rehberlik eden öğretmenlerdir. Öğretmen toplumun ortak aklını, mahşeri vicdanını temsil eder. O yüzden çok iyi yetiştirilmeleri, en fazla itibar gören bir mesleğe dönüştürülmelidir. Üniversitelerde en yüksek puanla öğrenci alan fakülteler eğitim fakülteleri olmalıdır. Bunun için mezunlarının, çalışanlarının maddi ve manevi olarak en çok kazanan meslek yapılmalıdır. İtibarı arttıkça toplumsal dönüşümün hızı da artacaktır.

Öğretmenler işin mutfağında çalışırken kullandıkları malzemelere de dikkat etmelidir. Ders kitapları, içerik olarak sunulan metinler çok önemlidir. Okutulan hikâyeler, verilen örnekler öğrencilerin tercihlerinde çok etkilidir. Tilkiyi kurnaz, kargayı aptal olarak anlatan La Fontain masalları ile karakter olarak  kurnaz olabilmek için her yolu mubah sayan bir anlayışı kendimize alışkanlık yaptık. Karşıdakini nasıl olurda kandırabilirim? Aklı her türlü değerin önüne geçiyor. Bizi aldatan bizden değildir. Aldatılanların çoğaldığı bir yerde güven ve mutluluk olur mu?

Rutin olarak ölçülen ve değerlendirilen bir sistem kurmanın zamanı geldi ve geçiyor. Neyi yaptığımızın neyi yapamadığımızın bir kritiği yapılmalıdır. Buradan mevcut performans sistemini kast etmiyorum. Onun yerine daha somut ve adil bir denetim sistemi kurulmalıdır. Öğretmeni, eğitimcileri tartışmaya açan bir anlayış iyi niyetli değildir. Ne dersiniz? (1ilhamifindik@gmail.com)