ajanskamu @ gmail.com

ZİHNİYET MESELESİ/2023 EĞİTİM VİZYONU FELSEFESİ-4 (SON)

 

Eğitim sistemimizdeki temel sorunumuz bir zihniyet meselesi midir? Bence de evet, öyledir. Eğitim meselemize yaklaşımımızda zihniyet sorunumuz dışında başkaca bir engel olmadığını da alıntıladığımız aşağıdaki paragrafta görmekteyiz. Vizyonun Felsefesindeki şu bölüme katıldığımı söyleyebilirim.  

 "İnsan doğasını, savunduğumuz şekilde çift kanatlı ele alabilmek temelde bir medeniyet ve zihniyet konusudur. Türk eğitim sistemi için felsefi temelli sistematik bir paradigmaya ne kanunlar ne bütçe ne de alt yapı engeldir. Temel sorunumuz bir zihniyet meselesidir. Bu mesele çözülmeden, insan tasavvurumuzun paradigmatik muhtevası anlaşılmadan dünyayla rekabet şöyle dursun, geleceğe yönelik belirlenen hedeflerin ve politikaların başarı şansı da çok düşüktür. Zihniyet meselesi çözülmeden insan ve toplum meselesi çözülemez.”

 Zihniyet meselemizin hakikati parçalama girişimi ve insanın evrendeki yerini putlaştırma düşüncesi olduğunu açık seçik bir şekilde vizyonun aşağıdaki şu cümlesi dikkatlerimize sunmaktadır:

 “Hakikati parçalama çabasına girişmeyen, insanın evren içindeki muazzez yerini putlaştırmayan çift kanatlı bir varlık ve bilgi anlayışı, bahsettiğimiz zihniyet sorununa çözüm getirebilir.”

 Batı’da üretilen her türlü izm’lerin cazibesine kapılmış, bu izm’lerin perde arkasını araştırmadan popülist söylemlerine kulak verip aldanarak esir olan bir anlayışla daha fazla yol alamayacağımız görülmelidir artık.  

 Eğitim sistemimizi evrensel bir zemine oturtup daha sonra millileştirmek bana tehlikeli bir girişim gibi geliyor. Bu da batılılaşma serüvenimize benzeyebilir. Bir parça da olsa beni rahatlatan bölüm evrensel zeminin ön şartı olarak “hakikatin bütünlüğüne saygı duyma”nın sunulmasıdır. Aşağıdaki cümleden kasıt şu ise herhangi bir itirazım da olmaz: Kendi boyamızla tüm insanlığa teklifte bulunacak bir eğitim sistemi kurgulamak.

 Yukarıda bahsettiğim ifadeler vizyonda şu şekilde kendisini bulmaktadır:

 “Hakikatin bütünlüğüne saygı duyan bir eğitim sisteminin her şeyden önce evrensel bir zemine gereksinimi vardır. Daha sonra bulunduğu toprağın boyasıyla boyanır ve millîleşir. Edip Cansever’in bir şiirinde de ifade ettiği gibi:

 İnsan yaşadığı yere benzer

O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer

Suyunda yüzen balığa

Toprağını iten çiçeğe…”

           Rasim ÖZDENÖREN, Kafa Karıştıran Kelimeler kitabında kültürü şu şekilde tanımlıyor: “Kültür, insan ihtiyaçlarının giderilmesi ve onun yaşama tarzının kolaylaştırılması için icat ettiği donatılar, araçlar ile insanın tavır ve davranışlarının bütünüdür.” Bu alıntıyı vizyondaki şu ifadeleri okurken içerisinde geçen “kültür” kavramını yerli yerine oturtmak için yaptım.

 “Sonuç olarak bir topluma yapılabilecek en büyük kötülük, o toplumu kendi kültüründen mahrum etmektir. Daha büyük bir kötülük ise onu kendi kültürüne mahkûm etmektir.”

 Bir toplumu kendi kültüründen mahrum etmenin ne anlama geldiğini yaklaşık iki yüz yıldır yaşayarak gördüğümüzü sanıyorum. Kendi kültürüne mahkûm etmeninse Dünya’nın başka diyarlarındaki güzelliklerden mahrum olma anlamına geldiğini düşünüyorum.

  “Kültürün uygarlığa dönüşümü evrensel olana bağlantısıyla gerçekleşir. Evrensel bakış, sağlam bir eğitim sistemi için temel şart olan toplumsal mutabakatı kolaylaştırır. Mutabakat olmadan zemin olmaz. Zemin olmadan şekil olmaz. Diğer bir ifadeyle eğitim de dâhil birçok konu, zemin olmadığı takdirde sadece şekilde kalır.”

 Yukarıdaki ifadelerden toplumsal mutabakatın çok önemsendiğini bunu kolaylaştırıcı olarak da evrensel bakışa ihtiyaç duyulduğunu anlamaktayız. Yani eğitimin artık bir devlet politikası haline dönüştürülmesi gayretine girişildiğini müşahede etmekteyiz. Aşağıdaki bölümde de toplumun değişik kesimlerinin kendi anlayışlarını tüm topluma kabul ettirme ve hatta dayatma yaptığına dair bir tespit yapıldığını görmekteyiz.   

 “Eğitim sistemimizin zemin bulamamasının en temel nedenlerinden biri, eğitimi herkesin haklılığını savunduğu bir zemin üzerinden tartışma geleneğidir. Toplumun her bir parçası, kendi anlayışını tüm topluma hâkim kılmaya çalışmaktadır. Böylelikle gerçeği bölmeye çalışarak beşerden insana yolculuğun olgun bir şekilde seyretmesi sekteye uğratılmış olur.”

 Vizyonun eğitim meselesine ideolojik bir pencereden bakmaktan vazgeçilmesi gerektiğini haykıran cümlesi ise şu şekildedir:

  “Dolayısıyla yaşadığımız çağın meydan okumalarına karşı gerekli tüm hazırlıklarımızda, eğitim meselesinin ideolojik olmaktan çıkartılması ve pedagojik zemine oturtulması şarttır.”

 Vizyonun Felsefesi aşağıdaki şu çağrıyla sona ermektedir:

 “Güçlü Türkiye’nin hedefleri düşünüldüğünde kaybedecek zamanımız olmadığı açıktır. Şimdi tüm enerjimizi, eğitimde belirlediğimiz yeni yol haritasını hayata geçirmek için harcama zamanıdır. Bugünden başlayarak 21. Yüzyıl Talim ve Terbiye Modelimiz ile 2023 Eğitim Vizyonu’nun temel hedefi, ahlak telakkisine dayalı ve insanı merkeze konumlandıran bir varlık ve bilgi anlayışına hayat vermektir.”

 Unutulmamalıdır ki; modüler bir sistem olan eğitim sistemi, her bir alt sistem görevini tam ve zamanında yerine getirdiğinde sorunsuz işler. Bu nedenle 2023 Eğitim Vizyonunun sahiplenilmesi ve herkesin bulunduğu konumda üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirmesi çağrısında bulunuyor, sorumluluk alan herkese şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum.

 

 Baki selam ve saygılarımla…