28.04.2019, 08:10

MEMURLARA SİYASET YAPMA HAKKI ARTIK VERİLSİN

Her insanının, inandığı doğrulardan kaynaklı bir siyasi görüşünün olması ve bir siyasi partiyi kendine yakın hissetmesinin yadırganacak bir tarafı olmasa gerek. Buna rağmen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu memurlara siyasi konularda “devlet memurlarına” bazı kısıtlamalar getirmiştir.

657 sayılı DMK’nın tarafsızlık ve devlete bağlılık başlıklı 7. maddesi; “Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bir devlet memurunun, kamu hizmetlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayrım yapması kabul edilemez. Ancak memurun iş hayatı dışında siyaset yapmasının, bir siyasi partiye üye olmasının kime ne zararı olur. Demokrasi yaşayarak öğrenilen bir rejimdir. Siyasi düşünce farklılıklarına tahammül süreç içerisinde öğrenilmektedir. 12 Eylül dönemi öncesi, farklı siyasi görüşten insanların bir araya gelerek karşılıklı oturup bir konuyu tartışması hayal bile edilemezdi. Bugün, madeni vasıfları gelişmemiş, toplumsal hayata intibakta zorlanan zorbalar dışında her insan, birbiri ile medeni bir şekilde bir konuyu tartışabilmektedir. Birbirlerine şiddet uygulayarak fikirlerin değişmediğini askeri darbeden sonra öğrendiler. Ama bunu sağlayan darbe değil demokratik hakların verilmesidir.

Deneme ve öğrenme fırsatı vermezseniz, insanlara yapay sınırlar çizerseniz gelişmelerine de engel olursunuz. Toplumsal düzen için kuralların gerekip gerekmediğini tartışalım demiyorum. Sadece kuralların gerçekten gerekli mi gereksiz mi bunu tartışmalıyız.

Bugün kamuda çalışan bir işçi siyasi bir faaliyetin içinde yer alabilirken memurun alamaması çok anlamsızdır. Memura siyasi kısıtlamalar getirilmesi, memurları siyasilerin tahakkümü altına sokmaktadır. Denge mekanizması ancak siyasi hakların memurlara da verilmesi ile olur. Memurların siyaset yapması ile ilgili kısıtlamaların kaldırılması durumunda, ilk zamanlar bir takım sorunlar çıkma ihtimali olsa da bu sorunlar zaman içinde hallolacaktır.

Bugün, siyaset ile uğraşanların üst katmanını, esnaf, sanayici, tacir, sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve bir kısım akademisyenler oluşturmaktadır. Alt katmanda ise ev hanımı, emekli ve işsizler gibi boş zamanı bol kesimlerden meydana gelmektedir. Yani bürokrasiyi, devlet gelenek ve göreneklerini bilen, eğitimli bir kesim siyaset ile uğraşması engellenmektedir. Bu devletimiz için büyük bir kayıptır.

Anayasa mahkemesi ve Danıştay katı sınırları olan 657 sayılı Kanunun, gereksiz bir katılığa sahip olduğunu bir çok kararında vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesinin, “Bir okulda öğretmen olan ve aynı zamanda bir sendikanın şube sekreteri olarak görev yapan bir öğretmen hakkında, bir platformun çağrısı üzerine bir siyasi partinin (HDP) düzenlendiği basın açıklamasına katılması ile ilgili, hakkında siyasi parti faaliyetine katıldığı gerekçesi ile disiplin soruşturması başlatılması sonrası, 1 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesinin Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesi ile yeniden yargılama yapılması için kararın bir örneğinin İdare Mahkemesi’ne gönderilmesi” kararı buna güzel bir örnektir. AYM, gerekçeli kararında, “Serbest seçimlerin bulunduğu bir ortamda bireyin gerek siyasi tercihlerini yapabilme amacının doğurduğu ihtiyacı gerek siyasal ve toplumsal olaylarla ilgili bilgi edinme merakı göz ardı edilemez bir durumdur.” diyerek memurun dinleyici olarak basın açıklamasına katılmasını meşru görmüştür.
Danıştay Onikinci Dairesinin 15.02.2017 tarih ve E.2016/8859, K.2017/321 sayılı bozma kararında; Başbakan'ın konvoyu geçerken yumurta atan ve küfürlü sözler söyleyen Devlet memurunun, memuriyetten çıkarılmasının ağır bir ceza olduğuna karar vererek; "Soruşturma kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Başbakan'ın konvoyu geçerken "............. şeklinde bağırdığı hususunun sübuta erdiği anlaşılmakla birlikte, davacının eyleminin memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak nitelendirilmesi suretiyle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan fiil kapsamında görülerek meslekten çıkarılmasının ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır." demiştir.

Bunlar gibi onlarca Danıştay ve AYM kararı önümüzde durmaktadır. Demokratik bir toplum olabilmemizin yolunun yasaklardan değil özgürlükten geçtiğini anlamamız gerekir. Ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi vb. durumlar dışında herkese ayrım yapmadan aynı özgürlüklerin verilmesi, iki yüzlülük tuzağına düşmemizi engelleyecektir.

Yapılması gereken memurlara siyasi faaliyette bulunma yasağı getirmek değil “dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi” farklılıkları işlerine karıştırmamalarını sağlayıcı ve pekiştirici düzenlemeler yapmaktır.

 

 

Yorumlar (0)
banner51
29°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Namaz Vakti 05 Ağustos 2020
İmsak 04:15
Güneş 05:57
Öğle 13:15
İkindi 17:08
Akşam 20:23
Yatsı 21:58