05.01.2022, 07:53

Muhteşem Bir Şahlanış Mücadelesi

Dünya Liderimiz, Cumhurbaşkanımız, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, geçtiğimiz aylarda verdiği bir röportajda söylediği;

"Batı’nın üstünlüğü anlayışının sonuna geldik. Yeni bir uluslararası sistem oluşuyor. Batı hegemonyası bitmiştir” 

cümlesi, bu topraklardan yükselerek  dünyanın dört bir yanına yönelen en güçlü sözdür ve yeni bir dünya düzeninin kurulduğunun, bu yeni dünya düzeninde, Büyük Türkiye'nin aktif olarak sahada olduğunun da açık mesajıdır. 

Cumhurbaşkanımızın bu sözü, aslında; “Coğrafi Keşifler” adı altında başlatılan “sömürgeciliğin” artık sonlanmak üzere olduğunu, “modern kolonyalizm”in(1) tarihe karışacağını, ikinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan ve vahşi bir sömürüye dayanan dünya düzeninin çöktüğünü haber veriyor.

ABD’nin, kendisini oluşturan eyaletler arasında bağımsızlıklık fikirlerinin tartışıldığı bir süreçte içine kapanması, Afganistan'dan ve Irak'tan çekilmesi, Ortadoğu başta olmak üzere, dünyanın birçok yerinde askeri gücünü azaltmaya başlaması, Avrupa’nın ise, “Birlik” ruhunu kaybetmesi ve sosyo-ekonomik iç sorunlarına yoğunlaşması, yüzyıllardır dünya düzenini şekillendiren Batı’nın gücünün erimesi, buna karşın “Türkiye'nin Yükselişi”, tarihin yeni dönüm noktalarından birinden geçtiğimizin  işaretleridir. 

Batı, bugün, artık sömürmek için savaşlar ve işgaller yapmaktan çekilip, ‘savunma’ya geçmiştir. Batı’nın sömürü, kan ve gözyaşı ile elde ederek kullandığı güç, bugün artık başka alanlara, başka ülkelere kaymaktadır. 

Türkiye ise, tarih yazmış ve coğrafyalar yönetmiş kadim bir akıl ile hareket ederek, 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde, yeniden uluslararası arenada boy göstermeye başlamıştır. Dünyaya adalet ve merhamet ile yüzyıllarca nizam vermiş bir medeniyet geleneğini, süper güç geleneğini, derin devlet aklını, yeniden dünya sahnesinde tecessüm ettirmeye başlamıştır. 

İngiltere’nin Avrupa Biriliği'nden ayrılması, Batı'nın çöküşünün başladığı ile ilgili bir mesaj veriyordu. Dünyayı dizayn etmeye çalışan küresel şer güçler, aslında bu ayrılığı hiç istememişlerdi. Hatta bu sebeple İngiltere'nin başına gelmeyen de kalmamıştı. Terör, salgın, gıda tedarik zincirinin çökmesi gibi bir çok hadise ile, İngiltere köşeye sıkıştırılmaya çalışılmış, ancak yolundan dönmemişti. 

ABD ve İngiltere’nin Avrupa'da ve Pasifik’te Fransa’yı dışlaması da öyle.. Avrupa için bölünmenin derinleşmesinin ve gücünün erimesinin alametlerinden biriydi.. 

Irak'tan, Afganistan'a, Libya’dan, Suriye’ye, Bosna ve Kosova'dan, Sudan ve Somali'ye, Karabağ’dan, Akdeniz'e, dolar operasyonundan, terörle mücadeleye kadar tüm mücadelemiz, Küresel şer ittifakının kuklaları olan Batı’nın, içimizdeki vesayet odağı haline gelmeye çalışan uzantılarını sona erdirmeye dönüktü. Diğer yandan da, aslında Türkiye’nin, kurulan yeni dünya düzenindeki rolünü de haber vermekteydi. 

Peki, neydi bu haber? 

Türkiye ne yapmaya çalışıyordu? 

Cumhurbaşkanımız neyi anlatmak istiyordu?

Türkiye; Osmanlı'nın tarih sahnesinden çekilişinden yüzyıl sonra, Batı'nın sömürge düzeninin ayakta duramadığını, dünyadaki yeni güç dağılımlarının neler ve kimler olduğunu, dünyada kimlerin gerilediğini, kendi yükselişinin yeniden nasıl olacağını, kendisiyle tarihi bağları bulunan gönül coğrafyalarında kendisine açılan alanları ve büyük desteği gördü ve tüm bunları çok iyi okudu. 

Tarihin, kendisine, yeniden “süper güç kapısı”nı açtığını gördü. Selçuklu’dan, Osmanlı’dan sonra, yeniden “coğrafyalara hükmederek yükselme” yoluna girdi. 

Sığınılan bir liman gibi, bir yardım kuruluşu gibi, müşfik bir anne gibi, savaş coğrafyalarına, mazlum coğrafyalara, insani yardımı, himayesini, barışı ve selameti götürerek, nüfuz etkisini çok geniş alanlara yaydı. 

Bin yıllık birikime sahip büyük devlet aklının rehberliğinde ve hücre hücre bağrında taşıdığı iman gücüyle, yeni dünya düzeninde “güç inşası”nın mümkün olduğunu biliyordu. ABD ve Avrupa, güç kaybederken, Türkiye, bunu toplamaya başlamıştı. Sadece, Doğu Akdeniz’de ve Afrika’da, Fransa ve bileşenleri ile girdiği ve apaçık kazandığı güç hesaplaşması bile, neleri başardığını anlamaya yeter. 

Türkiye’nin Uzak Doğu'da, Ortadoğu’da, Afrika’da, Balkanlar'da ve Orta Asya’da kurduğu yakınlıklar, sosyo-ekonomik ilişkiler, stratejik ortaklıklar, yeryüzünün ana eksenini sarsmıştı.

Dünya, Doğu ve Batı diye ikiye ayrılmışken, Türkiye, yeryüzünün ana ekseninde çok etkili bir “üçüncü süper güç” olarak yükselişinin mümkün olduğunu gösterdi.

Dünyayı paylaşarak sömüreduran ve  okült(2) örgütlerinde şeytani ritüellerle sapkın inanışlarını hayata geçirerek dünyayı ifsad eden küresel üst akıl, bu çıkışı, Türkiye'den hiç beklemiyordu. Hemen harekete geçtiler. 

Bu küresel çetenin barkodlu beslemeleri olan Batı'nın liderleri, efendilerinden aldıkları talimatlarla, Türkiye'de, fonladıkları taşeronları ve işbirlikçileri vasıtasıyla bir '‘intikam cephesi' kurdular.  Ülkemizdeki bazı siyasi partiler, bazı sivil toplum kuruluşları ve terör örgütleri üzerinden “Türkiye’nin yeniden dirilişini durdurma cephesi” inşa ettiler. 

Peki, bu yeni süper gücün yükselişini, dışarıda durduramayanlar, içeride durdurabilir mi?

Geçtiğimiz günlerde Rahmet-i Rahman'a kavuşan Milli Şairimiz Üstad Sezai Karakoç'un dizeleri ile cevap verelim bu soruya:

"Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır,

Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır!.."

Türkiye'yi durdurma cephesini kuranlar, zaten kaybediyorlar. Hiç bir hile, tuzak, operasyon, bu derin akıl ve sağlam iman ile her gün daha da hızlanan büyük yükseliş karşısında  tutunamayacak biiznillah! 

Büyük Türkiye, 20. yüzyılda ara verdiği yürüyüşüne, yeniden başlatmıştır! 

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, hem Türkiye’nin, hem de coğrafyalara hükmetmenin gücünü keşfetmiş ve harekete geçirmiştir:

“Verdiğimiz mücadele, temsilcisi olduğumuz medeniyeti ortadan kaldırmak isteyenlere karşı yeniden bir şahlanış iradesi mücadelesidir!” 

Bu diriliş, küresel ölçekte sarsıntılara, derin değişikliklere ve yepyeni bir dünya düzenine yol açacak kutlu bir devrimdir! 

Mübarek olsun! 

Bahtı açık olsun, ayağına taş değmesin! 

  1. Kolonyalizm: Kolonicilik, sömürgecilik, bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması. 

  2. Okült: Gizli, saklı, hiç bir din ve bilime uymayan gizli örgüt. 

Yorumlar (1)
muro 8 ay önce
keşke herşey dediğiniz gibi olsa ama önce şu gençliği sosyal medya bağımlılığından kurtarmak lazım çocuklarımızın yüzde 60 ı oyun bağımlısı şahlanan ülkede geçim derdi olmaması lazım işsiz mesleksiz olmaması lazım her çocuğu ortaokul hayatındayken bir meslek sahibi yapmamız lazım da lazım yani
Günün Anketi Tümü
Şu an seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?
Şu an seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?
Namaz Vakti 14 Ağustos 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı