08.05.2020, 16:31

Ramazandı Çocukluğumuz

           Vakit gece yarısını epey geçmişti. Kaldırılan bir iki yatağın yerine uluorta bir sofra açılmıştı. Etrafında bütün aile iştahla sahur yapıyordu.  Hüzünlü yüzünde büyük sevinç var babamın. Başıyla gel gel işareti yaparken gülüyordu. Çocukluğumdaki ilk ramazandı. O zamanlar anne- babalar, küçük çocuklarına oruç tutmayı sevdirirlerdi. İtiraf etmeliyim ki ilk günlerde zorlanırdık. Fakat küçük yüreğimizle dayanmaya çalışırdık açlığa susuzluğa. Bir çocuklarla dalaşmaya son verirdik. Biri kavgaya çağırırsa ben oruçluyum diye öğütlerdi.  Büyüklerin takdirini kazanmaktan hele övgü dolu sözlerden mutluluk duyardık. O yıllarda ilçede oruç tutmamak büyük ayıp sayılırdı tâbi. Oruç tutmayan kimi gençler, mahalledeki yaşlıların, kınanmasından korkarlardı.

           Akşamları çocuklarla sözleşir, mahallemizdeki gösterişsiz mescidlere koşardık. Cami avlusunda, yeşil sarıklı, ak sakallı tombul bir amca beklerdi.

-Söyleyin bakalım en fazla duayı kim ezbere biliyor diye yoklardı. Hep birden el kaldırırdık sevinirdi yaşlı adam. Bazen şeker verir, bazen de güzel kokular sürerdi avuçlarımıza. Camide imamın tam karşısına geçer, büyükler gibi bağdaş kurardık. İmam mihraba geçer, rahlesinden seslenirdi. Medrese tahsili görmüş ellisini çoktan aşmıştı. Kırmızıya çalan sakalıyla, sürekli tebessüm ederdi. Sesi cennetten gelirdi adeta. Çocukları da sever, heyecanlı vaaz verirdi. Aramızda muziplik yapan bir çocuklara amcalar, döner yüzünü ekşitirlerdi. Anlatılanlardan Reyyan kapısından cennete uzanır, çağlayan ırmaklara koşardık. Bal ve süt nehirlerinden geçerdik. Çağlar ötesinden gelen muştuya bağlıydı yüreklerimiz.

           Çok fazla nasibimiz olmasa da 80’li yılların ortasında bereketi yaşıyordu ilçemiz. Suruç o yıllarda terörden, ideolojik çekişmelerden uzaktı. Güneydoğunun en bereketli ovasıydı. Baharda eşsiz bir güzelliğe kavuşurdu. Yeşilin morun sarının her tonuyla süslenir nazlı bir geline dönüşürdü. Sabah serinliğinde, tarlalardaki su motorlarının sesleri yüreğinizi mutlulukla doldururdu. Üzüm bağları, nar, erik ve kayısı bahçeleri gibi nice meyveler yetişirdi. Sebze bahçeleri, bostanları, karpuz ve kavun tarlaları.. En çok da cömertliği ve yiğitliğiyle nam salmıştı ilçe. Suruç ovası yiğitlerin yuvasıydı. İnsanlardaki yardımseverlik ve dayanışma duygusu daha fazlaydı.

          O yıllarda ilçede müstakil olarak ilk açılan ortaokula devam ediyorum. Mübarek ramazan ayı mercimeklerin hasadına denk gelmişti. Güneydoğu'da baharın sonuna doğru yakıcı sıcaklar başlardı. Fazla arazimiz olmadığından üç kilometre uzaklıkta bulunan mercimek tarlasında rençperlik de yapıyorduk. Kalabalık ailenin geçimi de zor olurdu. Götürü usulüyle anlaşmıştı babam. Yörede bu tarz anlaşmaya kabalayla almış derlerdi. Yaklaşık altmış dönüm arazinin tamamı elle yolunacaktı. Evde tek otorite babamdı ve iş zamanı oruçtan muaf tutardı çocukları. Merhametliydi fakat çocukları kucağına almaz uzaktan severdi. Bana yaptığı iltiması kabul etmemiş zorluğu tercih etmiştim. O da gönülsüz kabul etmişti.

         Ovada hayat, erkenden başlardı. Sahur sonrasında çocuklar, biraz daha kestirirdi. Büyüklerin namazlarını eda etmeleriyle seher vakti yollara düşerdik. Alacakaranlıkta patika yollardan tarlaya uzanırdık. Babam önde hızlı adımlarla ilerler, peşinden annem ve çocuklar. O sıralar tarlaya ulaştıracak bir vasıtamız yok. Ayağımızda lâstik pabuçlarla, arazilerin arasından kıvrıla kıvrıla ilerliyorduk. Sabah serinliğinde ovada rüzgâr tatlı tatlı eserdi. Yüzümüzü en çok da ruhumuzu okşardı. Güneş tepelerin ardından tam yükselmeden tarlaya varırdık.

          Mercimek tarlası doğu tarafına düşerdi. Biz sabahları güneşe doğru yol alırdık. Masmavi gökyüzü yer-yer beyaz bulutlarla örtülüydü. Kuşların koro halindeki şarkısını muzip kargalar bozardı. Uzaklarda karaltı halinde görünen çobanların, yanık türküleriyle yankılanırdı ova.

            Buğday ve arpa başakları seher yeliyle nazlı nazlı salınırdı. Mercimek tarlası rengarenk çiçekler karşılardı konuklarını. Bismillah deyip başlardık. Serin toprağa çömelir, çıplak ellerle altın renkli mercimekleri deste deste yolardık. Yorulduğumda dizlerimin üstnde sürünür ilerlerdim.

            Ovada öğleye doğru hava  kızışırdı. Yüzümüzde damla damla terler boşalırdı toprağa. Kavurucu güneşin sıcaklığına inançla sabırla direnirdik. Babam beyaz poşuyla başını özenle sarar nasırlı elleriyle biçmeye çalışırdı. Annem ve ablam tozdan korunmak için yüzlerini başörtüleriyle kapatırlardı. Güneş tam tepedeyken bakışlarımızdaki canlılık kaybolurdu. Gözlerimizde fer, kollarımızda derman kalmazdı. Yorulurduk. Uçuşan tozlar ve kuru havadan dudaklarım çatlardı. Sabahki zindelik yavaş yavaş uyuşukluğa dönüşürdü. Güneş kızışınca esmer topraklar bile ateş gibi yanardı. Babam işaret eder çalışmaya ara verirdik. Toprağa dikilen lataların üstü kalın bezle kapatılarak gölgelik meydana getirilirdi. Çalışmaya ara verdiğimizde orada dinlenirdik.

            Öğleden sonraki dilimde babam güzel sesiyle Arapça ezgiler mırıldanırdı.  Söylenen kimi ilahilerle cezbeye gelirdi. Onu görünce biz de gayrete gelirdik. İkindiye doğru kızgın güneşin yakıcılığı azalır, tarlada hafiften meltem eserdi. Gözlerimizi kapatır bütün serinliği içimize çeker, ferahlardık. İkindi sonrası babam ayağa kalkar üstündeki kaba tozları silkeler ve mutlu sesi yükselirdi;

-Eveeet bu günlük bu kadar yeter, derdi. Yarın sabah kaldığımız yerden devam ederiz. Yüzümüze neşe gelir, yüreğimiz sevinçle dolardı. Babam bana bakar tebessümle sorardı;

-Nasıl geçti genç adam. Açlık susuzluk var mı?

-Susuzluk mu dedin. Ciddi olamazsın baba. İnan oruç olmasın, kocaman bir kovayı mideye indirebilirim şu an. Gülüşürdük.

Paydostan sonrası iftar sevinciyle yorgunluğum geçerdi. En öne geçer koşardım. Arazilerin arasındaki patika yoldan eve geri dönerdik.  Buğday başaklarını arasına gizlenmiş kırmızı lalelerden deste yapar iftara koşardım.  Akşama doğru ova sessizliğe gömülürken, şehirden selalar salavatlar yükselirdi.

Yorumlar (2)
ÖNDER YAŞAR 3 hafta önce
Duygu dolu çok az bir farkla aynı hayatı çocukluğu aynı ramazan-ı şerifi yaşamışız. Hocam severek takip ediyorum .ağzınıza yüreğinize sağlık kaleminiz her daim haktan yana aksin
ALİ ŞAHİN 3 hafta önce
BİZLERİ ESKİ ZAMAN DİLİMİNE GÖTÜRÜP GÜZEL BİR YOCULUK YAPTIRDIN.HEPİMİZİN DUYGULARINS TERCÜMAN OLDUN.TEŞEKKÜRLER HOCAM...
banner51
17°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Taşerondan Kadroya Geçen İşçiler Ne Zaman Toplu Sözleşmeye Dahil Edilmeli?
Taşerondan Kadroya Geçen İşçiler Ne Zaman Toplu Sözleşmeye Dahil Edilmeli?
Namaz Vakti 28 Mayıs 2020
İmsak 03:35
Güneş 05:29
Öğle 13:06
İkindi 17:05
Akşam 20:34
Yatsı 22:19