27.09.2020, 18:35

SENDROMLU HAYATLAR (III)

İnsan kusurları, hatalarıyla insandır. Hata yapmayan, her şeyi ile mükemmel olan insan olamaz, olsa olsa melek ya da bir bilgisayar programı olabilir. İnsan unutur, öfkelenir, korkar, ihanet eder, yarım bırakır, kendini beğenir, isyan eder, göremez, pişman olur yine aynı hatayı yapar, sever, kızar, acır, mutlu olur, sadakat besler. Bu konudaki atasözü ve özdeyişlerin çokluğu iddiamızı destekler niteliktedir.

Ancak hiçbir şey yapmayan insan hata yapmaz (Peter Kropotkin). Hatasız dost arayan dostsuz kalır. Hata yaptığından şüphe eden kişi, daima doğru yoldadır. Sırf kendi aklına dayanan, hatalardan kurtulamaz (Mansur bin Ammar). Hata yapmaktan korkan insan, hiçbir şey yapamaz (Abraham Lincoln). İlk hata saflığın, fakat sonrakiler suçun ürünleridir (Oliver Goldsmith). Yaşam yalnızca hatalardan oluşur, ölüm bilgidir (Friedrich Schiller) ….

Bir sendroma sahip insanın delirdiğini ya da hasta olduğunu söylenemez. Benzer yönde birçok davranışın bir araya gelmesi ve normalin ötesine geçmesi durumunda sendromlardan bahsedebiliriz. Sonuç itibari ile sendromlar kişi ve çevresine zarar ve rahatsızlık gibi durumların ortaya çıkmasına neden olur.

Medea sendromu (art niyetli anne/baba sendromu): Dr. Richart Gardner tarafından ilk kez tanımlanan bu sendrom, ayrıldıkları eşlerine karşı duydukları kızgınlık, öfke ve nefretten dolayı çocuklarını bilinçli olarak diğer ebeveynden uzaklaştıracak davranışlaralar sergileyerek intikam alma durumundan hareketle tanımlanan bir rahatsızlıktır.

Bu tür intikamcı davranışlar örgütlerde de görülmektedir. Üstleri ile arası bozuk olan çalışanın, üstleri ile arası iyi olan çalışanlara yönelik davranışları bu kabildendir. İlçe Milli Eğitim Müdürü ile arası iyi olmayan bir okul yöneticisi, ona duyduğu kızgınlığını, öğretmenlere baskı yaparak dengelemeye çalışabilir. Bu yolla güçsüz olmadığını, mevcut yetkilerini kullanabileceğini göstermeye çalışır.

Titanik sendromu: Bu sendrom adını, Tatanic adlı transatlantik geminin hüzünlü batış hikayesinden alır. Zamanın en büyük yolcu gemisi için hiçbir şekilde batırılamayacağına ilişkin, bu geminin “kaptanı dahil” herkeste bir inanç hakimdir. Bu ziyadesi ile abartılı özgüven, geminin buzdağına çarparak batması cezalandırılmıştır.

Özellikle büyük örgütler, başlarına gelebilecek durumlar ile ilgili geleceğe yönelik gerekli adımları atmadıklarında, ortamın hep aynı kalacağına, kendi durumlarının değişmeyeceğine inanmaya başladıklarında Titanik benzeri bir sendromla karşı karşıya kalabilirler. Zamanın en büyük telefon üreticisi Nokia, gelecek olan felaketi göremeyerek, akıllı telefon konusunda gerekli adımları atmadığından piyasadan silinmiştir. O anki durma bakarak, biz en büyüğüz, en yakın rakibimizden bile on kat büyüğüz, bize hiç bir şey olmaz anlayışı felakete giden yolun kapısını açmıştır.

Lima Sendromu: Peru’nun başkenti Lima şehrinde, Aralık 1996’da, 14 gerillanın, Japon Büyükelçiliği’nde düzenlenen bir resepsiyonu basarak birçok diplomat, iş insanı ve askeri dört ay boyunca rehin alması olayına izafeten bu sendroma Lima sendromu denilmiştir. Bu dört aylık bu kriz boyunca militanlar, rehinelere sevecen davranmış ve ihtiyaçlarını karşılamışlar, rehinelerin büyük bir kısmını da salıvermişlerdir.

Stockholm sendromundan daha önceki yazımızda bahsetmiştik. Lima sendromda Stockholm sendromunun tersine, rehin tutanlar bu sefer kurbanları ile duygusal bağ kuruyor. Süreç empati kurma ile başlıyor ve ötesine geçiyor. Kurbanı için endişelenen, mantıksızda olsa bütün ihtiyaçlarını karşılayan bir pozisyon oluşuyor. Örgütlerde de benzer durum görülebiliyor. Yönetici, emri altında çalışanlar için ailesinden biriymiş gibi kabul edip onun için endişelenebiliyor. İzin, iş, sağlık, aile yaşantısı ile ilgili fazlaca müdahil olabiliyor.

Aşırı empati sendromu: Her şeyin fazlasının zararlı olduğuna yönelik inancımızı pekiştirecek bir sendrom. Empati, muhatabımızı anlamak, uygun tepkileri vermek noktasında iyi bir duygudurumdur. Ancak sınırlarını bilmek kaydıyla. Empati yapma durumunuz, kendi kişiliğinizi silerek, sizi karşınızdaki kişinin istediği şekle sokuyor ve bu durum sizde iç sıkıntısına, strese, depresyona neden oluyorsa aşırı empati sendromuna yakalandığınızı söyleyebiliriz. Böyle bir durumdaki kişinin en büyük derdi, ilişki içinde olduğu şahsın ne düşündüğü olacaktır. Bu takıntısı yüzünden davranışlarını, o anda bulundukları ortama ve kişilere göre değiştirme ihtiyacı duyarlar ve bu nedenle dışarıdan bakıldığında tutarsız davranışlar sergilerler.

Hayatın her alanında beklediği takdiri alamayan, adeta görülmediğine inan kişi, kendini yalnız hissediyor ve çevresi tarafından dışlandığını düşünüyorsa, çevresiyle bağ kurabilmek için aşırı empati kurma halini geliştirir ve bilinçsiz olarak bu yolla kabul göreceğine inanır. Bu durumda kendilerini göstermek için çevrelerindeki insanlara karşı aşırı bir duygusallık geliştirir ve kendi öz duygularını ikinci plana iter. Diğer insanlara aşırı empati göstererek ulaşmak istedikleri öz saygı ve sevgidir aslında.

Yorumlar (6)
Ali YAYCI Adıyaman 1 ay önce
Yazınızdan faydalanma imkanı buldum. Herkese sendromsuz bir yaşam dilerim.
Kibele 4 hafta önce
Her türlü kötülüğü yapıp bir de iyilik yaptım deyip işin içinden çıkmayı nasıl da becerirler. Neyseki biraz olsun şanslıyız bu Maskeli Balo ve onun sahte yüzleriyle karşılaşmayacağımız için .Daha fazla kötülüklerine maruz kalmayacağımız için kısmen de olsa şanslıyız...Dileğimiz bu fenalıklarının fersah fersah kendilerine dönmesi Yüce Adaletten dileğimiz bu!
Biteviye 1 ay önce
Bunlar sendrom filan değil.Gerçekler!..Yapılanlar, yaşanılanlar. Yedikule Zindanları’ında boğulduk biz. Yanlışı , tazmin etmek yerine daha beter yanlış ile karşılık verdiniz.Vahşet karşısında susmayı ve susturmayı çözüm olarak seçtiniz.Suçlular yeni maceralara atılırken bizler hiç hak etmediğimiz bedeller ödedik.
Sezar 1 ay önce
Humeyniler mutlu olsun diye Titanic batırıldı.
Sezar 1 ay önce
Titaniği batıranların gerçek renklerini biliyoruz artık! Ve üzülüyoruz, güvene olan inancımızı sarstıkları için. Çok üzgünüz! Ve bir daha asla güvenemeyeceğimiz için...
Sezar 1 ay önce
Ve artık yüzlerini bile görmek istemiyoruz.
banner51
16°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
24 Kasımda 60 Bin Öğretmen Ataması Gelmeli mi?
24 Kasımda 60 Bin Öğretmen Ataması Gelmeli mi?
Namaz Vakti 31 Ekim 2020
İmsak 06:01
Güneş 07:27
Öğle 12:53
İkindi 15:41
Akşam 18:09
Yatsı 19:29