10.12.2018, 07:43

Türkiye'nin Maarif Davası Üzerine

Bu yazımda Türkiye’nin Maarif Davasından bahsetmek istiyorum sevgili dostlar. Daha doğru bir ifadeyle maarif (eğitim sistemimiz) üzerine esaslı bir dokunuş ve gerçekçi tespitler yapan mütefekkir Nurettin TOPÇU ve "Türkiye'nin Maarif Davası" adlı kitabından bahsetmek istiyorum. Onca zaman geçmesine rağmen eğitim sistemimize dair sorunlarımızın değişmediğini aşağıdaki çarpıcı tespitleri okuyunca daha iyi anlama ve üzerinde düşünme imkanımız olacaktır şüphesiz...

Nurettin Topçu felsefe, sosyoloji ve psikoloji eğitimleri almış, millî bir mefkûre oluşturmak için çabalamış, yazar, akademisyen ve fikir adamıdır.

İncelediğimiz bu kitabın içeriğini Nurettin Topçu’nun 1939-1973 yılları arasında çeşitli dergilerde yazmış olduğu yazılar ve vermiş olduğu konferanslar oluşturmaktadır.

Ön söz olarak alınan yazısında Topçu, milletimizin son üç asırdan beri geçirdiği buhranların sebebinin kültür ve maarif sahasında aranması gerektiğini vurguluyor.

Ön sözün ardından kitap üç ana bölümden oluşmakta. Birinci bölümün ilk yazısı "Beklenen Gençlik”te Topçu gençliği geleceğin tohumu olarak tanımlamaktadır. Tarihî süreç içerisinde dünyanın en heybetli gençliğini çıkardığımızı ama o muhteşem gençliğin zamanla kaybolduğunu söylemektedir. Topçu bu durumun sebeplerini; ahlâk yerine siyasetin tercih edilmesi, taze fikrin yerini taklitçiliğin alması, gençliğin aşağılık karmaşasına girmesi, çabalamadan bir kurtarıcı beklenmesi, kadercilik ve sınırsız özgürlük arayışı olarak görmektedir Topçu. Bunun önüne geçilebilmesi için ise yazısının sonunda şu çarpıcı ifadeyi dile getirmiştir: "Bu iş bir maarif işidir ve bir neslin kurtuluşunu ancak maarifinin yükselmesinde aramak lâzımdır.”

Topçu, Millet Maarifi yazısında milletin ruhunu oluşturanın maarif olduğunu söylemektedir. Fakat maarifimizin Fransız, Alman, İngiliz kültür ve maarifine sığındıktan sonra Amerikan maarifine teslim olduğunu belirtiyor. Teknik ve ticaret üstüne kurulu bu maarifin milletimizle bağdaşmadığını ve maneviyatımızı bu sistemle yitirdiğimizi dile getiriyor. Topçu yazısında, bundan kurtulabilmenin ise şu şekilde olabileceğini söylüyor: "Kendimiz için yepyeni bir maarif sistemi kurarak işe başlamak zorundayız. Bu maarifin ilkokulundan üniversitesine kadar bütün basamaklarında bin yıllık millet iradesiyle bin dört yüz yıllık millet karakteri yaşatılırsa bizim olacaktır.”

Türk Maarifi adlı yazısında Topçu, özellikle 17. yüzyıldan sonra maarif sistemimizin temel taşı olan medreselerde bozulmaların meydana geldiğini ve medreselerin İslam kültürünün özünü kaybettiğini söylüyor. Softa din anlayışı ile ona karşı çıkan maddecilik anlayışlarını eleştiren Topçu, millî maarifin mana ile maddeyi birleştiren bir sistem ile teşekkül etmesini ve okullarında buna göre düzenlenmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle maneviyatımızı, özümüzü unutturmayan bir mektebi şu şekilde ifade ediyor: "Bir mektep ki bizi kendi ruhumuza kavuştursun, her hareketimizin ahlâki değeri olduğunu tanıtsın, hayâya hayran gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin…”

Muallim bölümünde Topçu, muallimin bilen, öğreten, irşat eden, yol gösteren, terbiye eden, veli, mürebbi ve emin vasıflarına sahip olması gerektiğinin altını çiziyor.

Muallimin gençlere bilmediklerini bir nakledici, tüccar, sade bir memur olmadığını dile getirerek şu sözleri sarf ediyor: "Muallim sadece bir memur değildir, belki genç ruhları kendilerine mahsus manadan bir örs üzerinde döverek işleyen bir demircidir.”

Topçu, Muallimin Mesuliyetleri bölümünde muallimin vazifelerini sıralamakta ve onu toplumdaki davranışların sorumlusu olarak görmektedir. Muallimin insanlar üzerindeki mesuliyetini de şu şekilde ifade ediyor: "Âdemoğlunu, beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden, dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan muallimdir.”

Kitabın en uzun yazısı olan Maarif Davamız adlı bölümde Topçu, gençlerin ideallerinin, inançlarının, ıstırabının olmadığını; gülmek, eğlenmek için yaşadıklarını dile getiriyor. Bu sebeple maarifin gençlere bir ideal aşılaması gerektiğini vurguluyor. Bunu yapabilmek için talebenin de muallimin de "İlim Zihniyeti”ne sahip olması gerektiğini belirtiyor. Maarifimizin Batı maariflerini taklit yoluna giderek millî bir maarif oluşturamadığını ifade ediyor.

İlkokullarda Ahlâk Eğitimi yazısında Topçu, çocuğa ilk olarak hürmet duygusunun öğretilmesi gerektiğini hürmet duygusu ile çocukta merhamet ve hizmet duygularının uyanacağını söylemektedir. İlkokul çocuğu bilgin adayı olarak değil, olgun insan ve ahlâklı insan adayı olarak ele alınmalıdır diyen Topçu, ahlâk eğitiminde çocuğa, öğretmenin örnek teşkil edeceğini vurguluyor. Yazının sonunda Âkif”e ait şu mısra ile konuyu özetliyor: "Bırak tahsili evlâdım, sen ilkin bir hayâ öğren!”

Liselerde Din Dersleri yazısında liselerdeki din derslerin insan ruhunu, hakikat sahalarına teslim ettirerek kaynağını hayatın içinden alması gerektiğini vurguluyor Topçu. Din derslerine bakış açısını dine dair şu sözlerle ifade ediyor: "Din her şeyden önce insan ruhu için bir idealdir.” Okullarımızda Din ve Ahlâk Eğitimi bölümünde Topçu, din öğretiminin kademelere göre programlandırılıp maneviyatı kudretli nesiller yetiştirebilecek şekilde olması gerektiğini vurgulamaktadır. Nurettin Topçu bunu bu kadar önemli görmesinin nedenini şu şekilde ifade ediyor: "Mukadderatımız, yarını hazırlayacak olan genç neslin ahlâk ve din yapısına bağlı bulunuyor.”

Öğrencilerin yeteneklerine göre üniversiteye alınması gerektiğini de söylüyor. Millî Eğitim ve Muhtar Üniversite bölümünde millî eğitimin millî olabilmesi için millî tarihimize ve maneviyatımıza yönelmemiz gerektiğini belirtip şu öz eleştiriyi yapıyor: "Hevesler ve hırslar bizi helâk ediyor!”

Din Eğitimi yazısında "Din nedir? Ne değildir? Din eğitimi nasıl olmalıdır?” soruları üstünde duruyor. Dinin hayatın her alanına taşınması gerektiğini belirterek dinin ticaretinin yapılmamasını vurgulayıp din eğitiminin tanımını şu şekilde yapıyor: "Din eğitimi her şeyden önce bir kalp eğitimidir.”

Ahlâk Terbiyesi adlı yazıda Topçu, medeniyet olabilmek için toplumun bir nizama sahip olması gerektiğini, nizamı ve geleneği sağlamanın da iyi bir ahlâk eğitiminden geçtiğini vurguluyor. İyi bir ahlâk eğitimi için tam bir tarih eğitimi, maddecilikten kurtulma, yabancı dilde eğitimden vazgeçilmesi, millete yönelik üniversitelerin varlığı ve idealist bir estetik kaygısı gibi unsurları sıralıyor. Ayrıca Topçu, ahlâk eğitimi için idealist öğretmenlerinin önemine de dikkat çekiyor.

Okulda Ahlâk yazısında öncelikle ahlâk eğitiminde başlıca görevin aileye düştüğünü fakat okulunda burada ciddi payı olduğunu vurguluyor. Ahlâk eğitiminin esasının örnek olmak olduğunu belirten Topçu, muallimin talebeye aşılaması gereken duyguların başında merhamet ve adaletin geldiğini belirtiyor. Gençlerin kalplerinin korkuyla değil sevgiyle terbiye edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Nurettin Topçu’nun eğitim sistemimize dair derin bir bakış açısı sunduğu kitap üzerinde çokça düşünülecek fikirler barındırmaktadır.

 (Kaynak: Türkiye Eğitim Dergisi / 2016)

Yorumlar (0)
banner51
banner49
16°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Taşerondan Kadroya Geçen İşçiler Ne Zaman Toplu Sözleşmeye Dahil Edilmeli?
Taşerondan Kadroya Geçen İşçiler Ne Zaman Toplu Sözleşmeye Dahil Edilmeli?
Namaz Vakti 25 Mayıs 2020
İmsak 03:39
Güneş 05:31
Öğle 13:06
İkindi 17:04
Akşam 20:31
Yatsı 22:15