Eğitim-Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığının devreye aldığı Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) Uygulama Kılavuzu'na ilişkin değerlendirmesini kamuoyuyla paylaştı. Sendika, sistemin öğretmenlerle yeterince konuşulmadan, sahada denenmeden ve öğretmenin omzuna yüklediği iş hesaplanmadan uygulamaya konulduğunu savunarak Bakanlığa altı maddelik bir çağrıda bulundu.
"Yeniliğe karşı değiliz"
Açıklamada, eğitimin kalitesini yükselten ve öğretmenin işini hafifleten her adımın desteklendiği vurgulandı. Özel okullarla devlet okulları arasındaki değerlendirme farklarının azaltılması, fırsat eşitliğine katkı sağlayacak verilerin toplanması ve hedeflenen becerilerin hangi sınıf düzeyinde kazandırılabileceğinin belirlenmesi olumlu adımlar olarak görüldü. Ancak sendikaya göre bu hedefler, istişareden uzak ve test edilmemiş bir uygulamayla yeni sorunlara dönüşebilir.
Sendikanın itirazları
Eğitim-Bir-Sen, itirazlarını beş başlıkta topladı:
İstişare eksikliği: Öğretmenlerin sınav hazırlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerini doğrudan etkileyen düzenleme, sendikalar ve öğretmenlerle yeterince görüşülmeden yürürlüğe girdi. Açıklamada, "Öğretmenin uygulayıcısı olduğu bir sistem, öğretmene rağmen tasarlanmamalıdır" ifadesi kullanıldı.
Mevzuat çelişkisi: Ölçme ve Değerlendirme Yönetmeliği, ilgili yönerge ve OYSS Kılavuzu arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekildi. Öğretmenlere ve alan zümrelerine tanınan yetkilerin bir kılavuzla daraltılmaması, soru değiştirme hakkının kısıtlanması ve merkezi sistemden gelen soruların doğruluğunun öğretmene onaylatılması gibi hükümlerin gözden geçirilmesi istendi.
Dar kapsamlı pilot uygulama: Denemenin yalnızca sosyal bilimler alanındaki iki derste yapıldığı hatırlatıldı. Okul türleri, bölgeler, sınıf mevcutları ve teknik altyapı farkları hesaba katılmadan ülke genelinde zorunlu uygulamaya geçilmesi doğru bulunmadı.
Artan iş yükü: Soru seçimi, puanlama anahtarı hazırlama, her öğrencinin her sorudan aldığı puanın sisteme girilmesi ve öğrenme çıktıları üzerinden ayrı veri girişi yapılması, öğretmenin yükünü ciddi biçimde artıracak işlemler olarak sıralandı. Kalabalık sınıflarda çalışan öğretmenlerin dinlenme hakkının zedelenebileceği, gelişim raporu girişleriyle birlikte öğrencilerle ilgilenmeye zaman kalmayacağı belirtildi. e-Okul'daki mükerrer veri girişlerinin kaldırılması ve başka okulların sınavlarının değerlendirilmesi gibi karşılıksız görevlerin önlenmesi talep edildi.
Mesleki yetkinin aşınması: Ölçme ve değerlendirmenin sadece teknik bir puanlama işi olmadığı, öğretmenin öğrencisini tanımasını sağlayan pedagojik bir faaliyet olduğu hatırlatıldı. Merkezi soru havuzunun öğretmenin takdir yetkisini ortadan kaldırmak yerine desteklemesi, havuzdaki soruların bilimsel ve teknik doğruluğunun sorumluluğunun da belirsiz bırakılmaması istendi.
MEB'den altı talep
Sendikanın Bakanlıktan beklentileri şöyle sıralandı:
OYSS Uygulama Kılavuzu'nun, eğitim sendikaları ve öğretmen temsilcilerinin katılımıyla yeniden ele alınması
Yönetmelik, yönerge ve kılavuz arasındaki hukuki uyumsuzlukların giderilmesi
Öğretmenlerin ve alan zümrelerinin mesleki takdir yetkilerinin korunması
Kapsamlı pilot uygulama ve etki analizleri bitmeden sistemin ülke geneline zorunlu olarak yaygınlaştırılmaması
Ek veri girişi ve bürokratik yük getiren düzenlemelerden vazgeçilmesi, dijital sistemlerin tek çatı altında birleştirilmesi
Teknik altyapı, hizmet içi eğitim ihtiyaçları ve okulların imkân farkları gözetilerek gerçekçi bir geçiş takviminin hazırlanması
"Başarı veri miktarıyla ölçülmez"
Açıklamanın sonunda, eğitimde dijitalleşmenin başarısının sisteme girilen veri miktarıyla değil, öğretmenin işini ne kadar kolaylaştırdığı ve öğrencinin öğrenmesine ne kadar katkı sunduğuyla ölçülmesi gerektiği söylendi. Eğitim-Bir-Sen, karşı çıkılan şeyin yenilik olmadığını; istişaresiz düzenlemeler, hukuki belirsizlikler, yeterince denenmemiş uygulamalar ve öğretmene yüklenen yeni iş yükü olduğunu bildirdi.