Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelerde yıllardır tartışılan ağır ders yükünü azaltmak ve müfredatları günün koşullarına uyarlamak için kapsamlı bir yenilenme sürecini hayata geçirdi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın çizdiği yol haritası; daha az ve daha sade dersi, yapay zekanın eğitime dahil edilmesini, mikro yeterlikleri ve iş yerinde öğrenmeyi öne çıkarıyor. Üniversiteler de bu çerçevede ders programlarını elden geçirmeye başladı.
Dönüşümün ilk örneklerinden biri Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nden (KOSTÜ) geldi. Üniversite, eğitim modelini baştan kurarak dönem başına düşen ders sayısını ortalama beşe çekti. Derslerde teorik anlatıma ayrılan süre ise en fazla üçte bir oranında tutuluyor.
Dersin Ağırlığı Anlatımdan Uygulamaya Kayıyor
KOSTÜ İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas’a göre haftada 8-9 ders ya da program boyunca 70-80 ders okutan yoğun müfredatlarla nitelikli mezun yetiştirmek mümkün değil. Elmas, bütün ders planlarını yapay zekadan destek alarak yeniden hazırladıklarını söyledi ve yeni düzenin işleyişini üç başlıkta anlattı:
- Derste yapılanlar: Bilgi aktarımı dersin en çok üçte birini kaplıyor. Geri kalan zamanda öğrenciler, yapay zekanın ürettiği vaka ve sorular üzerinde çalışarak analiz yapıyor, problem çözüyor ve tartışıyor.
- Ölçme ve değerlendirme: Çoktan seçmeli testlerin yerini; muhakemeyi, proje çalışmasını ve uygulamadaki performansı ölçen sözlü sınavlar ile performans değerlendirmeleri alıyor.
- Süre avantajı: Ders ve tekrar yükünün hafiflemesi, başarılı öğrencilerin kredilerini erken tamamlayıp lisansı üç yılda bitirmesine imkan veriyor.
Sanayinin Beklentisine Sahadan Yanıt
Elmas, sanayi ve iş dünyasının mezunların uygulama becerisindeki eksikliğe yıllardır dikkat çektiğini hatırlattı. Bu nedenle öğrencilerin bir ya da iki dönemi doğrudan iş yerlerinde geçirdiği modellerin artık kaçınılmaz olduğunu söyledi. Ders sayısındaki düşüşün öğrencinin yükünü hafifletmediğini belirten Elmas, asıl değişikliğin zamanın nasıl kullanıldığında yaşandığını, öğrencilerin sınıfta pasif izleyici olmak yerine projelerde ve saha çalışmalarında vakit geçirdiğini ifade etti.
Yapay Zeka Amaç Değil, Araç
KOSTÜ Rektörü Prof. Dr. Bekir İnce ise yapay zekanın hedef değil, doğru kullanıldığında güç katan bir araç olduğunu vurguladı. İnce, akademisyenlerin ve öğrencilerin bu teknolojiye uyum sağlaması için çalıştıklarını söyledi. Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Özbekistan’daki kurumlarla yürütülen iş birliklerinin Doğu ile Batı’nın bakış açılarını buluşturduğunu belirten İnce, bu sayede öğrencilerin hem daha fazla proje geliştirdiğini hem de uluslararası deneyim edindiğini anlattı.
Mikro Krediler: Sertifika ve Projeler Derse Denk Sayılıyor
Yeni modelin en dikkat çeken yanı mikro kredi uygulaması. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Suna Uysal Yalçın, işverenlerin artık yalnızca diploma notuna bakmadığını hatırlatarak sistemi şöyle özetledi:
- Öğrenciler, katıldıkları TÜBİTAK ve diğer araştırma projeleri, edindikleri sertifikalar ve takım çalışmaları sayesinde seçmeli derslerden muaf tutulabiliyor.
- Kazanılan yetkinlikler transkripte işleniyor; dijital cüzdan ve rozetler üzerinden iş başvurularında belgelenebiliyor.
Yeni düzeni deneyimleyen Hemşirelik Bölümü 2. sınıf öğrencisi Hafsa Gümüş de derslerde artık yapay zeka destekli grup çalışmaları yaptıklarını söyledi. Gümüş, hocalarının yönlendirmesiyle TÜBİTAK projeleri hazırladıklarını ve elde ettikleri sertifikaları AKTS kredisine çevirebildiklerini aktardı.