Bu Gün Biz Ne Yaptık

Abone Ol

Her ne yaptıksa iyi şeyler yapmadık.

     İki milyonu aşkın gencimiz bu gün YGS’ ye girdiler.

     Dile kolay.

 Yüzbinlerce evladımız hayatlarının dönüm noktası olacak bir sürece başladılar.

     Onlar içeride sınav çarkının dişlileri arasında ecel terleri dökerken bizler de dışarıda en az onlar kadar tedirgindik.

     Dışarıdakilerden biri de bendim.

     Çocuğumu sınav salonuna yönlendirdikten sonra önce ezberden sonra yüzünden Kuran-ı Kerim okudum. Çevremdeki velilerin durumu da aşağı-yukarı benim halim gibiydi.

     İçeridekiler de dışarıdakiler de aynı endişeyi yani milyonlarca vatandaş ortak bir kaderi yaşadık.

     Yaşadıklarımızın bir karşılığı yok.

     Ne yazık ki yok.

     Sahi bu gün yaşadıklarımızın karşılığında elimize ne geçecek?

     Çoğumuz için hiçbir şey.

     Çok çok küçük bir kesim istisna.

 Tek tercih yapacaklar müstesna kimse istediğini elde edemeyecek.

     Çok büyük bir çoğunluk istediğini kazanamayacak.

     Yaşanmış bir olayı anlatarak ne demek istediğimi daha anlaşılır bir hale getirmiş olayım. 

***

     Güzel Anadolu’nun şirin bir kasabasında mütevazı bir lisede iki öğrencinin hikâyesidir bu anlattığım.

 Yaklaşık otuz yıl kadar önce idi.

İki çalışkan ve zeki öğrencinin biri tombul ve biraz hırçın, kontrol edilmesi biraz güç biri.

Adı Nizamettin.

Diğer çalışkan ve zeki öğrencimiz oldukça zayıf, uysal biri.

Onun adı da Hüsamettin.

 Nizamettin ve Hüsamettin aynı okuldan aynı yıl mezun olmuşlar.

 Uysal ve muti olan Hüsamettin, bazı özel gerekçelerle okul birincisi ilan edilirken, Nizamettin kontrol edilemez olmanın ilk faturasını okul ikincisi olarak ödemek zorunda kalır.

     Her iki öğrenci iki samimi arkadaş olarak sömestre ve yılsonunda on beşer gün süren kısa dönem üniversite hazırlık kursu için aynı dershaneye giderler.

 Kurs başarılı geçmiş, başta test tekniği olmak üzere iki arkadaş sınav hakkında yeni yöntemler öğrenmişlerdir. Oturup kafa kafaya vererek ortak bir tercih listesi oluştururlar.

İkisinin de tercih sıralamaları tıpatıp aynıdır.

     İkinci sınavdan sonra ilk şok yaşanır.

     Özel gerekçelerle okul birincisi ilan edilen Hüsamettin, Nizamettin’den 16 puan daha düşük almıştır.

     Yerleştirme sonuçları iki arkadaş için ikinci şok olur.

     Tercih sıralaması tıpatıp aynı olan listede, özel nedenlerle okul birincisi ilan edilen ama sınavda okul ikincisi olan, arkadaşının on altı puan gerisinde kalan Hüsamettin, üçüncü sıradaki okula yerleşirken, Nizamettin ise on beşinci sıradaki okula girebilmiştir ancak.

     Sonuç itibariyle iki arkadaş da teneke kutunun azizliğine uğramışlar istedikleri okullara değil, bilgisayar denilen aletin tayin ettiği okullara gitmişlerdir.

     Garabet şu ki iki şoka maruz kalan kafadarlara üçüncü şok mezuniyetlerinden sonra yaşatılacaktır. Okul birinciliğinin verdiği ekstra puanla üçüncü sıradaki tercihine yerleşen Hüsamettin, eğitim aldığı alanın dışında bir sahada iş hayatına atılırken, okul idarecileri tarafından kontrol edilemez ve disiplinsiz diye okul birinciliği elinden alınarak ikinci ilan edilen Nizamettin de eğitim aldığı alanın haricinde meşguliyet bulmuştur kendine.

     Sonuç olarak her iki öğrenci de istedikleri alanda değil kompüter denilen aygıtın belirlediği bir alanda eğitim almışlardır.

     Her iki kafadar da eğitim aldıkları alanın dışındaki bir sahada eğitim aldıklarından dolayı meşgul oldukları sahada başarılı olamamışlar, sık sık iş değiştirmek zorunda kalmışlardır.

Ne yazık ki otuz yıldır aynı sıkıntılar devam ediyor.

     Küçük nüans değişiklikleri sadra şifa olmuyor.

     Çözüm ise çok basit.

     Sınavsız üniversite.

     Nasıl olur diyenlere bir başka yazıda cevap verilecektir.