FETÖ VE EVRİM TEORİSİ (DÖRT HARFLİLER)

Abone Ol

 

         Önce ki yazımızda bu garip üçlemenin ne denli manidar benzerlikleri olduğu üzerine epeyce söz söyledik. Bahis konusu yazımız hem bu sayfada hem de Akit Gazetesi internet sayfasında yayınlanmıştı. Önce onun bir gözden geçirilmesi yararlı olacaktır. Şimdi ise kısaca dört harfliler diye sohbet aralarında bahis ettiğimiz Fetö ve kurbanlarının (!) nasıl üç-dört hafrlileşerek evirildiklerine dair konuşacağız.

         Uzun yıllar boyunca az da olsa evrime inanan insanlarla karşılaştım ve onlarla bazen tartışmalarımız oldu. Prensip gereği kimseyi kırmamaya özen göstersem de onlardan özür dilemem gerekiyor. Evrime artık bende inanıyorum. Hem de şeksiz / gümansız. Nasıl olurunu izah edelim inşallah.

          Küçük bir nüansla. Ben ileri doğru değil geriye doğru bir evrimden söz ediyorum. Hatta bir çeşidi için paralel (!) bir evrim de diyebiliriz. Geriye doğru olanı zaten hepiniz bilirsiniz. Kuran da ‘aşağılık maymunlar olun dedik’ ayetini mutlaka işitmişsinizdir. İsyan konusunda aşırı giden bir topluluk (İsrail oğullarından bir grup) ya şeklen ya da ahlaken maymunlaştırılmış olduğu ayetle sabittir. Müfessirler şeklen ve ahlaken olduğu yönünde kanaat sahibidir çoğunlukla. Bu geriye doğru olan evrim.

          Paralel evrim ise bu güne kadar ne görüldü ne de işitildi. Yani kulluk ve sorumluluk itibariyle insan oğlu ile aynı durumda olan ve içlerinde mümini ile kafiri de olan üç harfliler taifesine dönüşüm. Bizim dört harfli FETÖ’cüler evrimleşerek cin taifesine karıştılar. Nerden bildiğimi sormayın. Sadece cümleleri takip edin siz de kolayca bulacaksınız izleri.

          O kadar dört harfli mensubu devletten atıldı da ne oldu? Atılmayanlar ya da tespit edilemeyenler öyle bir gizlendi ki neredeyse kendileri bile bir zamanalar orada olduklarını unutacak hale geldiler. Artık onları bulmak her babayiğidin harcı değil. Cinlerin önemli özellikleri bizim onları göremeyişimiz ve onların bizi görüyor olmalarıdır. Durum bire bir aynı ha üç harfli ha dört harfli. Biz onları görmüyoruz; göremiyoruz. Onlar bizi hem görüyor hem gözetliyor!!!

          Cinlerin başka canlıları temessül edebiliyor olduklarını biliyoruz. Yani kedi, köpek ya da fare kılığına girebilirler. Çevremizde daha önce bu dört harflilerle beraber olduğu halde şimdilerde Mücahit, Muvahhid, Dava Adamı(!) kimliğine girmiş ve temessül yapan bir dünya alçak ve hain dolaşıyor gibi geliyor bana. Ben ecinnilerden olmadığım için net tespit edemiyorum ama bilenler var gibi geliyor bana. Daha doğrusu temessül edeni nerden bilecek ki insanlar. İt midir cin midir diye. Ne tür bir mAHLUK olduğunu hangi uysal koyunun postunun altında gizlendiğini ve ne gibi İnceayak oyunları yaptığını nerden bilsin ki millet. Ama bilen biliyor ya. Yaptığın iyiliği balık bilmezse Halık bilir ya kötülükte de durum aynı bilesiniz.

          Şimdilerde yine aynı temessül yöntemi ve Zübükzade filminde ki ZÜBÜK gibi bizim olan teşkilatlara sızarak, yönetimlerinde yer alarak ya da daha önceden sızdıkları yerleri garantiye alarak çevredeki sağlam mensupları yıpratma yolu ile hem kendi yerlerini garanti edecekler hem de üzerlerine gelebilecek dört harflilik şaibesinden kurtulacaklardır. Hatta en çok onlar bağırarak lanet okuyacaklardır / okumaktadır o meş’um kitleye. Ha sahi dört harflilerin atası Şeytanın temsilcisi beş harfli iblis; Pensilvanya kardinali öyle talimat vermişti değil mi?

          Zübük filmi yapılırken belki başkaca bir takım hoş olmayan niyetler içerisinde olunmuş olabilir ama bu dört harflileri en iyi anlatan film olacağı kimin aklına gelirdi ki. Zeybekzade adam kılığında ortalıkta dolaşan bir dolandırıcı iken kazara yolu düşer partiye. Ama orada konuşulanları anlamadan bile muhabbete bir dalar, en çok o konuşur, en çok o bağırır ve arkasından partinin başkanı olur. Sonra da çevrede ne kadar samimi partili varsa hepsini iki paralık eder. Kendi yükselirken sürekli çevredekilerin omuzlarına basmayı adet edinmiştir Zübük. Onlar da kabullenir bir süre sonra bu durumu ve ondan medet umar hale gelirler.

          İşte bu dört harflilerden ihraç edilenlere, atılanlara soruluyor ne yapıyorsunuz, nasıl bu kadar rahatsınız diye. Cevap biz hazırlıklıydık. Ama maalesef iki yüz elli şehit, iki bin beş yüz gazi ile geri kalan yetmiş milyon hazırlıklı değildi. Çünkü ne onlardan ne de bu ülkenin ekmeğini yemiş hiçbir kimseden böyle alçakça bir ihaneti kimse beklemiyordu. Beklenemezdi de zaten. Bu süreçte Fetö ortada pek yok ama içine Hdp kaçan Chp’nin yürüttüğü propagandanın Hayır işaretinin bile Pensilvanya çalışması olduğu çok belli. Hdp yurt dışını Chp yurt içini ele almış durumda. Çünkü güneydoğuda Hdp kan kaybediyor. Birebir zulmü yaşayanlar artık desteğini çekmiş durumda.

          Şimdi durumu kısaca bir özetleyelim. Daha doğrusu bu kadar laf ediyorsun ya kardeşim ne demek istiyorsun hele şunu da bir açık eyle. Öncelikle bu dört harfli musibet hiçbir zaman tamamen yok edilemez. Osmanlı da Avrupa’da ki ayrılıkçıları korumuş himaye etmiştir. Onlar da düşmanı olan bizler aleyhine kendi menfaatlerine uygun olanı yapacaklar ve buna devam edecekler. Tüm İslam ülkelerinin muhalif isimleri aslında yurt dışında kendi halinde sakin bir hayat sürüyor zannediliyor ya. Bilakis onlar günü geldiğinde kullanılmak üzere orada gözetim altında tutuluyorlar. Halen Afganistan, Libya vb. bir çok ülkede yönetici yapılan insanların bu tipler olduğu unutulmamalı.

          Mühim olan bizim ne yapmamız gerektiğidir. Daha doğrusu bu mücadelenin zahiri değil sadece; en deruni şekilde yapılması gerektiğinin altını çizmeliyim. Her kademede, her konumda, herkesi kapsayan dört başı mamur bir temizlik yapılmalıdır. Bu konuda bir umut belirdiği şöyle ifade ediliyor. Referandum sonrası her yerde özellikle siyasette de tam bir temizlik yapılacağı müjdesi veriliyor. Çünkü dört harfli çetenin daha önce referans olduğu siyasiler ve bürokratlardan büyük bir kısmı temessül yaparak paçayı kurtarmış gibi gözüküyor. Referandumun hala sokak sokak, ev ev yapılması gereken EVET çalışmasının neden yapılmadığını merak etmiyor musunuz sizde.

          Hala Fetö’ nün diğer terör örgütlerinden farkı olmadığını hatta onlardan bile tehlikeli olduğunu anlamayan ya da inkar edenler olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın şahsıyla özdeşleşen bir mücadele asla yeterli olamaz. Devletin tüm organlarıyla bu mücadele benimsenmez ise cumhurbaşkanı elbet bir gün emekli olur. Onlarda tıpış tıpış gelir / getirilir memleketin başına oturur / oturtulur. Zaten tek beklentileri bu kaldı. Ölsün; yıkılsın diye beddualar ettiler başlarına döndü. Şimdilerde GSM hattı gerektirmeyen Betternet kullanıyorlarmış. Better (!) olun inşallah. Bakın onlar ne kadar titiz ve dikkatli; her zaman olduğu gibi.

          Şu an için ciddi bir tehlike görmesem de boş bırakılmamaları gerektiğini ve en titiz dikkatin verilmesi gerektiğin söyleyebilirim. Referandum öncesi yapılabilecek olumsuz propaganda ve saldırılar konusunda uyanık olmak gerekiyor. Şimdiden başladılar; özellikle tesettürlü kadın üyelere karşı saldırılar düzenleniyor. Sonrası umutlarını biraz daha kaybedecekler ama asla ve asla vazgeçmeyecekler; onlar (sapık bağlıları) vazgeçse iblis vazgeçmeyecek. İblis vazgeçse iblisin sahibi vazgeçmez, bırakmaz işe yaradığı sürece. İşi bittiğinde ise çöpe atar o kadar.

Selehattin DUMAN

Eğitim Bir Sen İst. Bir Nl. Şb. Bşk.Yrd.

28.03.17 09:00