İSTENMEYEN TÜY

Abone Ol

          Tavuklar ülkesi kendi halinde mutlu mesut yaşamın uzun yıllardır berdevam olduğu güzel bir ülkedir. Bu ülkenin farklı şehirleri olsa da biz bir şehrine yani başşehre misafir olacağız. Her ne kadar süregiden hayatta horozların sözü geçse de eninde sonunda tavukların gizli yönetimi hâkimdir aslında. Çünkü günlük hayatta ve işlerin deveranında horozların sesi gür çıksa da, ibikleri uzun ve afili olsa da evde yani kümeste tavuk gün yüzü göstermeyince işlerin karışacağını bilen akil horozlar tedbiri elden bırakmaz.

          Bu ülkeyi ötmesinde ki ses desibilitesi yüksek mi yüksek, duyan tavukları kendinden geçiren, yakışıklı, parlak tüylü Çilli horoz yönetirmiş. Gel zaman git zaman Çilli’nin ötmesinden rahatsız olan bir grup eşkıya horozlar türemiş. Eşkıya horozlar çilliye bir tuzak kurmak ve ondan kurtulmak isterler. Her gün kümesten en önde çıkan Çilli’ye haddini bildirmek ve parlak tüylerine zarar vermek için ne yapabileceklerini görüşmek üzere bir danışma meclisi kurarlar. Tavuklar ülkesinde en makbul şey parlak ve uzun tüylü horozlardır. Meclis bir düşünür bir taşınır işin içinden çıkamaz. En sonunda bilge bir tavuk olan komşu kümesin en güngörmüşü Kızıl tavuğa danışma kararı alırlar.

          Kızıl onlara bir çözüm bulmak için süre ister. Ama maksadı Çilli’den daha çok onun en sevdiği varlık olan; civcivlerinin anası Sürmeli Beyaz’a zarar vermektir. Öyle bir plan yapmalıdır ki Kızıl hem Çilli kendine yönelsin hem de Sürmeli’den kurtulsun. Aradan kısa bir süre geçer ve Eşkıya takımının ziyareti planlandığı üzere gerçekleşir. Sabah erkenden İhanet şebekesi gür sesiyle öten Çilli’ye aşağılayan bakışlarla yanından geçip diğer kümese yanaşırlar. Maksat nezaket ziyareti diye sağa sola da işittirilir. Kızıl;

          -Bakın evlatlarım ben sizi öz anneniz gibi severim bilirsiniz! Size vereceğim nasihati iyi dinlemeniz gerekir. Eğer dediklerimim harfiyen yapmazsanız bu işi unutun. Söz veriyor musunuz? der. Eşkıya takımı hep bir ağızdan;

          -Evet, elbette sen nasıl istersen Kızıl ana derler. Aslında her biri diğerinden habersiz sürmelinin hayalini kurarken; Çilli’den kurtulunca Sürmeli benim olur diye düşünürken Kızıl konuşmaya devam eder;

          -Eğer Çilli’ ye zarar vermek istiyorsanız; onun itibarını yok etmeniz lazım. Bu ise ancak Sürmeli’nin kümeste ki saygınlığını bitirmenize bağlıdır; der. Hepsi bir anda;

          -Olur mu öyle şey demeye kalmadan; Kızıl;

          -Vallaa siz bilirsiniz. Hem mesele benim değil sizin meseleniz. Çaresiz bu işe razı olan eşkıya takımı bunu nasıl yapacaklarını sorarlar. Kızıl;

          -Önce Sürmeli’nin yumurtalarını çalacaksınız. Eğer bunu yaptığınızda Çilli’nin tepkisi az olursa yumurtaları kıracaksınız. Fakat bunun sorumlusu Sürmeli gibi görünmeli. Eşkıya takımı önce yumurtaları çalmış. Bakmışlar ki Çilli bir sordu iki sordu vazgeçti. Yumurtaları kırıp suçu Sürmeli’ye atmışlar. Çilli öfkelenmiş ama bir müddet sonra yine sakinleşmiş. Çünkü Sürmeli’yi çok seviyormuş. Ama az da olsa o güne kadar yaşanmamış bir şey zuhur etmiş. Kümesin tadı tuzu bozulmuş, huzuru kaçmış. Eşkıya takımı bu sefer kümesin tenha bir yerini seçip orada buluşmuşlar. Tam da o esnada Kızıl iade-i ziyarete gelmemiş mi. Artık toplantıya onunla beraber devam kararı almışlar. Durumu bir bir anlatmışlar hırs ve üzüntü içerisinde. Kızıl gaga altından gülmeye başlamış. Devamla;

          -Evlatlarım demiş. Telaş etmeyin zaten bu planın hedefi buraya kadardı. Şimdi asıl planı uygulamaya koyacağız. Eşkıya takımı şaşkın dinlemeye başlamış. Yeni kumpas şöyle tezgâhlanacaktır. Ertesi gün içlerinden birinin yumurtası çalınmış gibi yapılacak ve suç Sürmeliye atılacaktır. Ama Sürmeli sürekli beyaz yumurtladığı için kuluçkasına sarı bir yumurta bırakmaya karar verirler. Tabi bu esnada çıkan arbedede hepsi birden Sürmeli’ye saldıracak güzelim yumuşak tüylerini yolacaklar. Kimi tırnağıyla kimi gagasıyla tırmalayıp yolacaktır. Böylece tüysüz kalan Sürmeli rüsva olunca Çilli hem itibarını hem de ona olan ilgisini kaybedecektir.

          Sabah kuşluk vaktini aşarken Çilli de kümesten uzaklarda olduğu sırada planı uygulamaya geçirilir Eşkıya takımı tarafından. Durum bilirkişi ve mahkemece incelendikten sonra Sürmeli suçlu görülür ama delil yetersizliğinden serbest kalır. Ama olan olmuştur artık. Hemen Eşkıya başı Sürmeli’yi hedef gösterir ve linç girişimi başarıya ulaştırılır. Tüyleri tamamen dökülen Sürmeli önce utanır, kümesin bir köşesine çekilir dışarı adımını atmaz. Çilli de onunla birkaç zaman ilgilenmez. Aslında hem Çilli hem de Sürmeli kümesin en akıllı üyeleridir. Ama gel gör ki plan yamandır. Netice üzücüdür. Sürmeli bu süre zarfında düşünür ve bir çözüm bulabilmek ve tekrar Çilli’sine kavuşmak için birkaç tecrübeli dostunu çağırır ve danışma meclisini kurar. Danışır fikir sorar. Onlar bu işin çözümünün olmadığını ve tahammül etmesi gerektiğini salık verirler. Sabır yani öylemi der Sürmeli. İçlerinde en güngörmüş olan Peri tavuğu sözü alır ve der ki;

          -Bu işten bir kurtuluş var ama çok çetrefil ve zorlu bir yol. Sonuçlarına katlanmak zorunda kalabiliriz hepimiz. Sürmeli;

          - Peri Allasen söyle der. Görmüyor musun yuvam dağıldı, sokağa çıkamaz oldum, üstelik kümeste de huzur kalmadı. Peri der ki;

          -Önce bu Eşkıya takımının başını bir bahane ile aynı hale sokmamız lazım. Daha sonra onu da meclisimize alacağız ve diğer adımı uygulayacağız. Bu arada yeni aşamada ne yapılacağını sormak kimsenin aklına bile gelmedi. Bir yolunu bulup Eşkıya başı ile dalaşan tavuklar onu da Sürmeli gibi yolunmuş hale getirirler ve çırıl çıplak kalır. Artık iki taraftan da bu işten zarar görmüş olanlar vardır ve şartlar eşitlenmiştir. Eşkıya başını da akşam ki çok özel ve çok gizli toplantıya çağırırlar. Söze Peri başlar.  

          -Bakın bu işi çözmenin yolu her ikiniz de taraftarlarınıza yolunmuş ve tüysüz halinizin ne kadar güzel, modern olduğu fikrini kabul ettireceksiniz. Onlar da etrafa propaganda yapacaklar. Öyle olacak ki herkes sizin gibi olmak isteyecek ve sizi örnek alacak. Hayranlıkla tüysüz ve çıplak olmaya heveslenecekler. Nihayet onlarda tüylerinden kurtulup sizin gibi olmaya çalışacaklar. Hem kümesimizde yeni bir sektör doğacak hem de ikinizde diğerleriyle aynı durumda olduğunuz için rahat rahat yaşayacaksınız. Perinin söyledikleri aynen yerine getirilmiş. Ve kısa sürede tüysüz tavuklar etrafı kuşatmış. Artık böyle bir moda başlayınca hem sektör gelişmiş hem de horozlar ve tavuklar artık eskisi gibi tüye önem vermemeye başlamışlar.

          Tüm bu yaşananları gören Kızıl hem hayalini kurduğu üzere Çilli’ye kavuşamamış hem de tavukluk haysiyetinin zarar görmesine sebep olmanın kederiyle kısa zamanda ölmüş. Ama tavuklar ülkesinde esen moda rüzgarından kendi kümesi de nasiplenmiş ve onlar da artık tüysüz olmaktan gurur duyar hale gelmişler. Her şeye rağmen tavuklar ülkesi mutlu olarak yaşamaya devam etmişler. Çünkü o afili tüylerin paha biçilemez değeri ve güzelliği unutulmuş, rengarenk tüyler girmiş çıplak ve çirkin bedenlere alışılmıştı artık.

          Ta ki komşu ülkelerde yaşanan bir darbe sonucu ülkesini terk edip buraya taşınan dünyanın en bilgin horozu Den İzli ve ailesi gelinceye kadar. O zaman kadar her şey güllük gülistanlıkmış. Bu olayın ardından yeniden kafalar karışmış ve toplumun huzuru kaçmıştı. Çünkü yani gelen aile horozu, tavuğu, civciviyle tüm üyeleri tüylüymüş doğal olarak. Çilli önde diğerleri arkada bu gelen misafirleri karşılamaya çıkmışlar. Namı gelmiş ya dünyanın en bilgin horozu diye; merak üzere yollara dökülmüşler. Ama gelenlere garip garip bakakalmışlar. Gelen aile de bunları görünce Den İzli hemen Tombul tavuğa işaret eder. Tavuk ta civcivlerin gözünü kapatır. Horoz;

          -Ben Den İzli. Ayıptır sorması nedir bu haliniz? deyince Çilli lider olduğu için atılır biraz da sinirli olarak;

          -Asıl sen kendine bir bak gerici. Biz de bir zamanlar senin gibiydik ama bak artık daha modern düşünüyor ve yaşıyoruz, hem moda böyle. Siz güya bilgin olacaksınız ama bayağı cahil kalmışsınız der. Den İzli eşi Tombul Tavuğa dönerek biraz da acı bir gülümsemeyle;

          -Hadi hanım bunları anlamak ta düzeltmek te imkansız. Ya kendimize yeni bir yurt buluruz ya da geri döner memleketimizde çile çeker ömür doldururuz.

          Onlar gider gitmesine ama bu olay Çilli’nin yüreğine oturur. Günlerce düşünür kederlenir kendi kendine. Eski günleri hatırlar. Ve özellikle küçük ve masum civcivlerin tüylerinin yolunması sırasında çektikleri çileler ve ağlayışlarına aldırış etmeyen aileleri geldi gözünün önüne. Bu bir zulüm dedi kendi kendine. Ve radikal bir karar alır. Ertesi gün resmi gazete, radyo ve televizyonlarda bir talimname yayımlanır Çilli imzasıyla.

          -Bundan sonra doğacak civcivler istediği gibi yaşayacak ve tüylerine asla zarar verilmeyecektir.

          ''Çoğunlukla bireyler ve toplumlar uğradıkları değişimin, bozulmanın farkında bile olmazlar...''

          Vesselam 

          Selehattin DUMAN

          Eğitim Bir Sen İst. Bir Nl. Şb. Bşk. Yrd.

          01:45 25/10/2015