YANLIŞ KONAN İLK TUĞLA!

Abone Ol

Hadi kimsenin söylemediğini söyleyerek başlayayım. Eğitimle ilgili bir karar alınırken (doğru bile olsa) Cumhurbaşkanımızın ya da başbakanın direktifi ile olması doğru mudur? Kimse medet ummasın, Cumhurbaşkanımızın gönlümüzdeki yeri başkadır ancak Cumhurbaşkanımız hata yapmaz ya da yanlış yönlendirilmez diye bir şey yok. Eğitim politikaları akşamdan sabaha değiştirilemez, bir süreç işidir. Yarın bir başka devlet büyüğümüz “ Anasınıflarına sınavla öğrenci alınmalıdır” derse sorgusuz sualsiz uygulayacak mıyız? Eğitim bir şekilde (çok müdahale edildiğinden dolayı), hükümet politikası olmaktan çıkarılıp, devlet politikası haline getirilmelidir. 

Bürokratlarımız, danışmanlarımız ne iş yapmaktadır? Eğitimde başarısız olmamızın bir numaralı nedeni plansız olmamızdır. Her gelen bakana, müsteşara, talim terbiye kurulu başkanına göre sürekli yöntemler, yönetmelikler, uygulamalar değişmektedir. 5 yıllık, 10 yıllık planlarınız olur ve bu planları önce pilot bölgelerde uygular, eksikleri görür, düzeltir ve sonra genele yayarsınız, olması gereken budur.

Kısa vadede TEOG sınavının kaldırılması hususunda bence olması gereken, Eğitimle ilgili tüm tarafların katılacağı( bürokratlar, sendikalar, üniversiteler, özel eğitim kurumları temsilcileri, eğitimle ilgili STK’ lar) Televizyondan canlı yayınlanacak bir sempozyum ya da açıkoturum ile konuyu tartışılmalıdırlar. TV den olmasının nedeni velilerin kafasının karışık olması, veli her düşünceyi dinler böylece bilgi kirliliği ortadan kalkar.

Alınacak karar neticesi bu yıl ki 5. Sınıflar ve öncesini etkilemelidir. Bu yıl 8. Sınıf olan bir milyon iki yüz bin öğrencimiz ve velileri “Ne olacak?” şeklinde strese girmişlerdir.

Beni bilenler bilir. Uzun yıllardır TEOG, Üniversite sınavı gibi sınavların kaldırılması tarafındayım. Sınavlar, sınav stresi, çocuklardan daha da hırslı daha da stresli ebeveynler, çocukların çocukluklarını yaşamalarına müsaade etmiyor. Çocuklar evlerinden uzağa gitmek zorunda kalıyor bu da servis parası ve trafik tehlikesi anlamına geliyor. Köyler, ilceler boşalıyor. Aileler çocuklarını okutmak için şehir merkezlerinde ev tutmak zorunda kalıyorlar.

Türkiye’de öncelikli olarak yapılması gereken herkesi Anadolu Lisesi okutma sevdasından vazgeçilmelidir. 4+4 tamamda üçüncü 4 neden mecbur biri bunu bana açıklayabilir mi? Lise mecburiyeti kaldırılmalıdır.

Okumak istemeyen, özel eğitime muhtaç olan, öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler çıraklık eğitime yönlendirilmeli ve bu konuda 8. Sınıf Şube Öğretmenler Kuruluna yetki verilmelidir.

Fen Liseleri ve eşdeğer proje okulları hariç liseler 3 yıl olmalıdır. Sınav sadece Fen Lisesi gibi okullar ile kabiliyet ve yetenek isteyen Güzel Sanatlar Lisesi vb. Liseler için olmalıdır. Öğrencileri ilçesinden, ilinden, mahallesinden kopartmak aile, öğrenci için maddi ve manevi birçok sıkıntılar meydana getirdiği aşikârdır. Öğrencinin imkân ölçüsünde ailesine yakın yerde eğitim öğretim görmesi doğrudur.

Bakan Yılmaz'dan Fen Lisesi, Spor Lisesi, Meslek Lisesi Açıklaması
Bizim zamanımızda Anadolu Lisesi sınavı 5. sınıfta yapılıyordu kazanan gidiyordu, kazanamayan yakındaki ortaokula devam ediyordu. Fen lisesi sınavına da matematik ve fen dersleri 8’in üzerindeki öğrenciler katılıyor, kazanan fen lisesine gidiyor kazanamayan evlerinin yakınındaki liseye gidiyordu. Öyleyse şimdi de yapılması gereken Fen liseleri ve eş değer proje okullarının MEB denetiminde hazırlayacağı sınavlara 4 yılın başarı ortalaması 85 ve üzeri olan öğrenciler girmelidir. Geri kalanlar mahallesindeki liseye gitmelidir.

Notların şişirilebileceği endişesine gelince, MEB’in yapması gereken yazılılar için bir soru bankası programı oluşturmak olmalıdır. Kolay, orta ve zor diye ayrılan bölümlerden, öğretmenler ölçme değerlendirme standardına uygun yazılılar hazırlamalıdır. TEOG sınavlarında olduğu gibi yazılının yapıldığı gün tüm okul aynı anda o yazılıya girmeli ve öğrenci kâğıt üzerinde belirlenen yere adı, soyadı, sınıf ve numarasını yazdıktan sonra bu bölüm katlanarak yapıştırıcı ile yapıştırılmalıdır. Sınav bittikten sonra, o dersin zümresi komisyon halinde ismi belli olmayan yazılıları okumalı ve tükenmez kalemle kâğıdın üzerine puantajı yapmalıdır. O zümrenin dışındaki başka bir komisyon ise puanları toplayarak notu tükenmez kalemle rakamla ve yazıyla yazmalı, isim kısmı sonra açılmalıdır. Aynı gün komisyon, kâğıdı tarayıcıdan geçirerek (ÖSYM’ nin üniversite sınavlarında yaptığı gibi) sanal ortama aktarmalıdır. Öğrenci, ertesi gün şifresi ile gireceği e okul benzeri bir sanal ortamda yazılı kâğıdını inceleyebilmelidir. Böylece objektiflik sağlanmış olur. Ayrıca Matematik, Fen, Türkçe ve Sosyal dışındaki derslerde notla değerlendirme olmamalıdır. Ulusal ya da uluslar arası başarılar puana çevrilip öğrenci lehine puana dönüştürülmelidir.

Üst düzey okul sayısı o ilin ya da ilçenin nüfusu ile doğru orantılı olmalıdır. Her 100 ya da 150 bin öğrenciye bir Fen Lisesi ya da eşdeğer proje okulu açılmalıdır. Anadolu Lisesi sayısı azaltılarak %25’i geçmemelidir. %70 Meslek Lisesi olmalıdır. Türkiye öncelikli olarak mesleki ve teknik eğitimi özendirmek/güçlendirmek zorundadır. Meslek Liselerinin ortaokul bölümü derhal açılmalı, Mesleki ve teknik okullara hem istekli hem de başarılı öğrencileri yönlendirmeli, öğrenciler bilişim ve yabancı dille donatılmalıdır.

Aslında TEOG sistemini değil, yanlış konan ilk tuğlayı tartışmalıyız. Ak Parti 15 yıl boyunca eğitime bütçeden en büyük payı ayırmakla ne kadar doğru bir iş yapmışsa, öğretmen kökenli bir bakan getirmemekle o kadar yanlış bir iş yapmıştır. Yeni Türkiye’nin Eğitimde yol almak için artık ÖĞRETMEN kökenli bir bakana ihtiyacı var. Şimdi sıra, sınıf havasını teneffüs etmiş, tebeşir tozu yutmuş, en tabandan başlayarak, eğitimin bütün inceliklerini, sorunlarını ve ihtiyaçlarını bilen ÖĞRETMEN kökenli bir Milli Eğitim Bakanı’nda.

Artık, yeni Türkiye’ye yakışır, omurgalı, dik duran, Cumhurbaşkanına dahi hatasını çekinmeden söyleyebilen, özellikle eğitimde şahit olduğumuz hayal kırıklıklarını giderecek eğitim danışmanları, bürokratlar ve özellikle ÖĞRETMEN kökenli bir Milli Eğitim Bakanı atama vakti gelmedi mi sizce de?

Cemal KAPAN

Eğitimci