10.09.2020, 13:58

Bir Yerlerde Yanlış (ım) mı Var?

İnsanız ve mutlu olmak istiyoruz, huzur bulmak istiyoruz. Ne yaptıysak arzuladığımız bu mutluluğa kavuşamıyoruz bir türlü.  Huzur ve mutluluk vereceğini düşündüğümüz şeyler hep Allah katında bir sineğin kanadı bile etmeyen dünyalıklarda oldu.

Salgın hastalığın kol gezdiği bu günlerde doktorlar, sağlık çalışanları seferber oldu, eczaneler ilaç dolu lakin bu illete ŞİFA bulamıyoruz.

Bizi mutlu edeceğini düşündüğümüz, Ev, araba, arazi, mal, mülk, evlatlar vs. her ne varsa elde ettik ama MORAL ve MOTİVASYONumuzu, HUZUR ve mutluluğumuzu bulamıyoruz.

Dünyanın en kaliteli kilitlerini, kepenklerini, en sağlam kasalarını ürettik ama GÜVENliği bulamıyoruz.

Her gün 24 saat, tam olarak 1440 dk zaman ücretsiz olarak hesabımıza yatıyor ama hayırlı işler yapmaya ZAMAN bulamıyoruz.

 İnternet çağında, bilgisayarlar, telefonlar, veri akışları anlık  sel gibi akıyor ancak bize hayat verecek BİLGİ’yi, İLİM ve İRFAN’ı bulamıyoruz.

Peki, şunu hiç düşündük mü? Bu kadar imkânlara, nimetlere kavuştuğumuz halde neden her şey tersine tersine gidiyor, aradığımız huzur ve mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz.  O zaman bir yerlerde yanlışımız, ters giden bazı şeyler var demektir.

Temel otoyolda ters yöne girer. Temel'i gören trafik polisi, sürücüleri uyarmak için radyodan anons yapar: "Dikkat ters yönde ilerleyen bir araç var." Bu anonsu duyan Temel bağırır: "Ne bir tanesi hepsi hepsi..."

Ters yola girmiş olan biz olabilir miyiz? Eksik olan ve yanlış olan şeyleri hep dışarda mı arayalım. Sıkıntı ve dertlerimizin çarelerini hep parada, malda, mülkte, varlıkta mı arayalım. Farklı farklı dertlerin çaresi aslında basit bir çözümde olamaz mı?

Hasan Basri’ye bir gün birisi gelir ve “şu kadar zaman oldu, çocuğumuz olmadı” der. O, “istiğfara devam et” der. Bir başkası gelir, geçim sıkıntısı çektiğini söyler. O, “istiğfara devam et” der. Bir başkası gelir, “ekinlerimize zararlı böcekler musallat oldu” der. O, “istiğfara devam et” der. Böyle belki on kişi, on değişik derdi ile Hasan Basri hazretlerine gelir ve ondan manevî destek ve dua talep ederler. Hasan Basri hazretleri ise onlardan her birine hep aynı tavsiyede bulunur: İstiğfar. Bu durum, orada hazır bulunan bir müridin dikkatini çekmiş ve demiş ki: “Efendim; Derdi ayrı on kimse geldi. Siz devayı hep aynı söylediniz. Bu bir delile istinat eder mi? Yoksa bu tavsiyeniz kendiliğinizden mi?”

Hasan Basri hazretleri şöyle der: “Estağfurullah, Kendimden bir şey söylemekten Allah’a sığınırım. Rabbimiz, Nuh Peygamber diliyle Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurmuyor mu?”

“(Hz. Nuh) ve dedim ki: Artık Rabbinizden mağfiret (bağışlanma) dilediğinizi söyleyin. Muhakkak ki O; Gaffar’dır (mağfiret edendir). (Bağışlanma dileyin ki) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin. Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.” (Nuh: 10-12).

Belki de onlarca dert Allah’ın peygamberine ulaştı ama hepsine İSTİĞFAR önerdi. Günahlarınızla yüzleşin ve artık bunlardan vazgeçin dedi. Çünkü günahlarında ısrar edenler Allah’ı unutmuş demektir. Allah’ı unutanları Allah’ta unutur dertlerle baş başa bırakır ve yüzleştirir.

Hz Peygamber sav’de “Ey insanlar! Allah’a tövbe edip ondan af dileyiniz. Zira ben ona günde yüz defa tövbe ederim.” (Müslim, Zikir 42) buyurmadı mı?

Ne dersiniz, bir yerlerde yanlışımız olabilir mi? Kendimizle yüzleşsek ve İSTİĞFAR ile işe başlasak mı acaba?...

Hasan DEMİRCİ

Hasandemirci1@hotmail.com

Yorumlar (0)
banner51
20°
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 21 Eylül'de Açılmalı mı?
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 21 Eylül'de Açılmalı mı?
Namaz Vakti 19 Eylül 2020
İmsak 05:16
Güneş 06:42
Öğle 13:03
İkindi 16:30
Akşam 19:14
Yatsı 20:34