
Üniversitede merhum hocamız Çetin ALPERin tahlilini yaptığı şiiri hatırladık tekrar bu günlerde. Taksim Taşkışladaki 4. Avcı Taburu ile başlayan 31 mart vakası sonrasında II. Meşrutiyet ilan edilmişti. II. Abdulhamit tahttan indirilmişti. Daha sonrası İttihat Terakki ile birlikte I. Dünya savaşına girmiştik. İşte o II. Meşrutiyet sonrası İstanbulu Mehmet Akif Süleymaniye Kürsüsünden adlı şiirinde tasvir ediyor;
SÜLEYMANİYE KÜRSÜSÜNDEN
Bir de İstanbul'a geldim ki: bütün çarşı, pazar
Naradan çalkanıyor, öyle ya... Hürriyet var!
Galeyan geldi mi, mantık savuşurmuş... doğru:
Vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru.
Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının;
Kafalar tütsülü hülya ile, gözler kızgın;
Sanki zincirdekiler hep boşanır zincirden,
Yıkıvermiş de tımarhaneyi çıkmış birden!
Zurnalar şehr ahalisini takmış peşine;
Yedisinden tutarak ta dayanın yetmişine!
Eli bayraklı alaylar yürüyor dört keçeli,
En ağır başlısının bir zili eksik, belli!
Ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük.
Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük!
Kim ne söylerse, hemen el vurup alkışlayacak
-Yaşasın
-Kim yaşasın?
-Ömrü olan.
Şak! Şak! Şak!
M. Akif ERSOY
( II. Meşrutiyetin ilanından sonra -1909)
Bugün ilk günkü masumiyetinden uzaklaşmış bir Taksim olayları ile karşı karşıyayız. M. Akifin 31 Mart Vakası sonrasındaki İstanbulu ile bugün ki Taksim olayları arasında benzerlikleri görebiliyor muyuz? O gün 4. Avcı Taburundan çıkan isyancılara yardım eden büyükelçilikler vardı. Şimdi de olaylara öğrencilerini gönderen yabancı okullar, yazılı görsel medyası ve ajanları.
Emparyalistlerin avuçlarını ovuşturdukları bariz olan olayların sakinleşip bitmesine değil de büyümesine katkı sağlamak için çaba sarfedenlerin arasında anti emperyalist olarak kendilerini adlandıranların da bulunduğunu görmek bizleri şaşırtıyor. Kimin ekmeğine yağ sürdüklerini göremiyorlar mı acaba?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.