07.07.2020, 20:43

Mavi Vatan varsa Dijital Vatan da olmalı

Kara, hava ve deniz sınırlarımız var. En son Libya ile bir kıta sahanlığı anlaşması yapıldığında öğrendik ki ana karamızın denizin altından devam eden kısmının üzerinde, uluslararası sözleşmelerin uygun gördüğü mesafelerle belirlenen bir deniz sahası var ve orası Mavi Vatan diye adlandırılmakta. Yani vatanımız yalnızca 783 bin 563 kilometrekare ile sınırlı değil.

Ancak çağımızın teknolojileri geliştikçe “Vatan” kavramı giderek çeşitlenmek durumunda kalıyor. Yakın gelecekte bir “Uzay Vatan”ımızın olmasını da beklemeliyiz.

Ve tabii dijital çağın içindeyiz. Dünyamızı biçimlendiren ve yeni bir toplum düzeninin kapılarını açan, internetten nano teknolojiye, sosyal medya ağlarından çok geniş sektörel katmanlara dek uzanan yeni bir alan.

Gelişmeye sunduğu katkılarla hayatımızı kolaylaştıran ve toplumu dönüştüren Dijital teknoloji, aynı zamanda sınırları ortadan kaldıran yapısıyla ülkeler için bir tehdide de dönüşebilmekte.

Yapay olup olmadığı hâlâ kanıtlanamayan Covid-19 Pandemisiyle mikroçiplerle ve uzaktan kumanda edilecek nanitlerle dünyanın nasıl kontrol altına alınmak istendiği tartışıladursun, yakın tehditlere odaklandığımızda bile tehlikenin büyüklüğünü anlayabiliyorsunuz.

Hemen bir örnek verelim.

SOSYAL MEDYA YALAN HABER MERKEZİ

Zeytin Dalı Harekâtı yapıyoruz, bir bakıyorsunuz FETÖ ve PKK’lı teröristler “yayın” mecralarında dünyanın bilmem hangi ülkesinde savaşta öldürülen bebeklerin fotoğraflarını yayınlayıp “Zeytin Dalı operasyonunda siviller ve bebekler öldürülüyor” diye uydurulan bir “haber”Twitter, Facebook, YouTube gibi mecralarda viral hâle getiriyorlar. Bunları yaymak için bekleyen HDP’li ve CHP’li vekillerin ismi sır değil zaten. Sonra gelsin algı operasyonu...

Bu yalanların amacı dünya kamuoyunu harekete geçirtip operasyonu sonlandırtmak.

Yalan olduğu birkaç saat içinde ya da bir-iki gün sonra ortaya çıkan bu fake haberlerin ardı arkası kesilmemekte. Doğru ortaya çıktıktan sonra da büyük ölçüde iş işten geçmiş oluyor, yalan, dünyada 7 tur atıyor...

Tüm terör operasyonlarında böyleydi bu. Gezi Vandalizminde, Hendek Kalkışmasında, Barış Pınarı Operasyonunda, İdlib’de…

DEVLET NE YAPMALI BU DURUMDA?

Devlet Vatan’ı ilgilendiren bu hayati meselede eli kolu bağlı beklemeli mi? Her bilginin ışık hızıyla yayıldığı sosyal medya mecrasında yalanın, yalan olduğunu söylemek yeterli mi? Yalan haberleri yapanlar eğer Türkiye’deyse gözaltına alındığında işler bitiyor mu?

Aslında iş muhatapta. Devletin bir MUHATABI olmalı. Onlar da bu türden yalanların yayıldığı Twitter, Facebook, You Tube, İnstagram ve internet sitelerinden başkası değil.

Mevcut mevzuatımıza göre yazılı ve görsel medyamız için muhataplar belli.

Sosyal medya muhatapları ise dünyanın pek çok ülkesinde ofisler açmış, o ülkelerin yasalarına tabi olarak çatır çatır vergilerini ödemekteler ama Türkiye’de yoklar. Çünkü Türkiye’yi sallamıyorlar.

Kimin sayesinde?

Anayasa Mahkemesi üyeleri sayesinde.

Hatırlayın, daha yakın geçmişte Twitter’da millî güvenlikle ilgili sırlarımızı ifşa eden paylaşımlar oldu. O devrin sulh ceza hâkimliği Twitter’ı erişime kapattı.

Kıyameti kopardılar.

Oysa devlet Twitter’dan iki şey istedi:

1-Güvenlik sırlarımızı paylaşan hesapları kapatıp IP numaralarını ve kim olduklarını bize bildir.

2-Fransa, Almanya, BAE, İngiltere gibi ülkelerde nasıl ofis açıyorsan, Türkiye’de de aç, sorumluluk üstlen ve vergini öde.

Hemen Anayasa Mahkemesi’ne müracaat edildi. AYM anında öne çekti bu mecraları düşünce ve ifade özgürlüğünün teminatı görerek kapatmayı iptal etti.

Kabul edin ki ortada “düşünce özgürlüğü” adı altında millî güvenliğine yapılan saldırıların, yalanların, hakaretlerin, itibarsızlaştırmaların ve her türlü çirkefliğin yapıldığı bir sosyal medya aygıtı var ve bu aygıtın merkezi ABD’nin bir eyaletinde.

Sözü geçen ülkelerin her yaptırımını söke söke kabul et, ama iş Türkiye’ye gelince “koyver rahvan gitsin” havasında ol.

Millî güvenlik sırlarımızın ifşa edildiği hesapları koru, terörü öven paylaşımları engelleme, trol çetelerine, haysiyet cellatlarına, küfürbazlara, bir kişinin elinde 100 hesap tutarak sahte gündem ve algılar üretmesine göz yum, Cumhurbaşkanı’nın kızına, AK Partili kadın milletvekiline istediğin kadar hakaret edenlere elleme ve sonuçta tüm bunların herhangi bir yaptırımı, muhatabı olmasın!..

Zoofili bir sapığın gözaltına alınmasını “14 yaşındaki çocuk Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alındı” diye yalanın dibini bulanlar ellerini kollarını sallayarak dolaşsınlar.

Yok öyle yağma!

Bu yüzden Vatan, Mavi Vatan varsa, Dijital Vatan da olacak.

Başımızın belası çok başlı basın mevzuatı

Şimdi sosyal medya için bir yasal düzenleme yoluna gidiliyor.

Ama böyle yapılacaksa, yani yalnızca SOSYAL MEDYA için bir yasal düzenleme olacaksa bir sıkıntı var demektir.

Düşünün, Türkiye’de bir haber, işleyişi, hükümleri yani yaptırımları birbirinden farklı dört farklı yasaya tabi.

Böyle bir şey olmaz.

O hâlde önce Türkiye’deki mevzuat karışıklığı giderilmeli.

Bu yüzden basın-yayın alanındaki dağınıklığı ve günümüz şartlarına cevap vermeyen dört ayrı kanunu birlikte ele alıp, pratikteki sorunlara hızlı ve etkin çözümler getirecek düzenlemeye ve kodifikasyona(*) ihtiyaç var.

Size Hukukçular Derneği tarafından düzenlenen bir konferansta konuşan Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren’in sözlerinden birkaç örnek paylaşacağım karışıklığı anlatabilmek için.

1-Basın Kanunu’ndaki bir hükmü internetteki bir haber için kullanamıyorsunuz.

2-Televizyonda çıkmış bir haberi Basın Kanunu’na tabi tutamazsınız.

3-TRT’de çıkan bir haberi düzeltme hakkınızı 7 gün içinde, özel televizyonlarda çıkan bir haber için düzeltme hakkınızı ise 60 gün içinde kullanabiliyorsunuz. İnternette ise hiç süre sınırı yok.

4-Gazetede çıkan bir haber için öncelikle gazetenin sorumlu yazı işleri müdürlerine müracaat etmeniz gerekir düzeltme hakkınızı kullanabilmek için. Yani ona başvurmadan Sulh Ceza Hâkimliğine başvuramıyorsunuz. İnternetteki bir haber için ise doğrudan Sulh Ceza Hakimliği’ne müracaat edebiliyorsunuz.

5-Bu yazının konusu olduğu üzere SOSYAL MEDYA için yasa yok.

Şimdi hükûmet bir taslak hazırlıyor ama bilmiyorum ne olacak?

Esasında kriterler çok net.

Güncel bir olay üzerinden giderek açıklamaya çalışalım.

Zoofili sapıkla ilgili gözaltı haberini “Cumhurbaşkanı’na hakaret etti diye gözaltına alındı” diye yalan haber yapan Meral Danyıldız adlı Birgün muhabiri hakkında ne karar verildi bilmiyorum. Gazetesi haberi sildi ama onun bu alçaklıktan dolayı asla özür dilemediğini de not olarak düşelim.

Peki, şimdi Meral Danyıldız’ın yalan çıkan bu haberine bakalım.

Bu “haber” suç mudur, değil midir?

Daha doğrusu bir haber hangi durumda suçtur, hangi durumda değildir.

Anayasa’da, basın mevzuatımızda yazılı, görsel ve internet basını ile ilgili hükümler var. RTÜK’ün etki ve yetki alanları ayrı. Bu arada bizi de bağlayan Avrupa İnsan Hakları Maddesi’nin 10. Maddesi ile İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. Maddesini unutmayalım. Son olarak da bunları bir araya getiren AYM ve Yargıtay’ın içtihatları.

Buna göre bir haber hangi durumda suçtur?

Bir haberde dört kriter olmalı:

1-Haber gerçek olmalı

2-Güncel olmalı

3-Haberin verilmesinde kamu yararı olmalı

4-Haberin veriliş şekliyle özü arasında düşünsel bir bağ olmalı.

Bu unsurlardan biri bile yoksa haberle ilgili bir suç işlenmiş oluyor.

Birgün muhabirinin “haber”inde bırakın birini, bu unsurlardan hiçbiri yok.

Yani “haber” de evrensel hukuk normlarına göre de açık ihlal ve suç var.

Sonuçta ne oldu?

Haberi internet sayfasından yayınlayan Birgün gazetesi yöneticileri ve muhabiribu kepazeliklerinin sosyal medyada yayılmasını seyrettikten sonra tepkiler çoğalınca geri çekip silmek zorunda kaldılar.

Tabii atı alan Üsküdar’ı geçti bu arada.

O hâlde devletin karşısında vergisini ödeyen bir muhatap ve ona uygun düzenlenen bir basın mevzuatı olmalı.

Kimse yaygara koparmasın. Fransa’da yapılan da bu, Almanya’da yapılan da...

.....

(*) Kodifikasyon: Hukuki bir terim. Dağınık biçimde parçalara ayrılmış yazılı ya da görsel alandaki tüm hukuk kurallarının bir araya getirilerek sistem içerisinde yeniden düzenlenmesi ve daha kapsamlı, tek bir Kanun’un hazırlanması.

FUAT UĞUR'UN İKİNCİ YAZISINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

Yorumlar (0)
banner51
25°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Namaz Vakti 10 Ağustos 2020
İmsak 04:21
Güneş 06:01
Öğle 13:15
İkindi 17:06
Akşam 20:18
Yatsı 21:51