25.07.2022, 07:09

Nereye Bu Gidiş? Mücahidlikten Müteahhitliğe

Her maddi gelişme beraberinde manevi değişim getirir. Bu değişim bazen olumlu yönde olurken bazen de olumsuz yönde olur. Bazen insanın dünyasına olumlu yönde etki ederken ahiretine de olumlu etki eder. Bazen insanın dünyasına olumlu yönde etki ederken ahiretine olumsuz etki eder. Bazen de insanın dünyasına olumsuz etki ederken ahiretine de etki eder. Ve bazen de insanın hem dünyasına olumsuz etki eder hem de ahiretine... Lakin gafil insan makam, mevki, para, kadın, rüşvet, rehavet, dünyevileşme, siyasileşme, afakileşme ve hırs yüzünden ahiretini heba eder.

Zor zamanlar insanın kendini aciz hissettiği ve Allah'a dayandığı zamanlardır. Bu zamanlarda iman, ihlas ve gayret artar. Tıpkı dindar camianın 28 Şubat dönemi gibi... Bu üç şey artınca da Allah muvaffak eder. Muvaffak olan bir kısım insan ise varlığın getirdiği dünyevileşme ile imanı zayıflar, ihlasın yerini menfaat alır. Ve gayretini mevcut makam, mevki ve sahip olduğu dünyevi varlığı korumaya sarfeder. Taviz verdikçe verir. Gittikçe maneviyattan kopar lakin dünya namına şahsı için yaptıklarını sanki ahiret hesabına hizmetmiş gibi algılar ve yansıtır. İşte bu aşamada nasihati dahi reddeder. Mücahit artık müteahhit olmuştur. Hasta artık hastalığının farkında dahi değildir ki hastaneye gitsin...

Yokluk imtihanı zordur 

Malum bir duadır "Allah kimseyi gördüğünden aşağı düşürmesin..." Varlıktan sonra yokluk ise daha zordur. Alışmak gerek. Alışmak ise kabullenmemek, direnmeyi gerektirir, bazen psikolojik bunalıma sürükler. İşte tam burda "iman kuvvetini sağlam elde etmişse, başedebilir. 

Yokluk imtihanı zordur. Lakin zaman gösterdi ki "Varlık imtihanı, yokluk imtihanından daha zordur."

Nitekim "Yokluk imtihanını yendik lakin varlık imtihanını kaybettik."

Yokluk imtihanını yendiğimiz dönemde;

Siyasi iktidar bizde değildi,

Sivil toplum kuruluşlarımız mimli ve engelliydi,

Ticaretimiz kısıtlıydı,

Biz fişlenmiştik,

Din en büyük irtica, dindar en tehlikeli insandı,

Sendikalarımız bir avuç inanmış insandan oluşuyordu,

Bindiğimiz arabalar, oturduğumuz evler hep eskiydi... vsvs.

Sonra...

Siyaseten iktidar olduk!,

 Sivil toplum kuruluşlarımız birnevi sivil devlet kurumu oldu, proje parası almadan hizmet etmez olduk,

Ticari anlamda en büyük paralar kazandık,

Mimli olmaktan çıktık lakin biz bizi fişlemeye ve harcamaya başladık,

Din artık irtica değil lakin biz dini dünyaya alet ettik,

Sendikalarımız en yetkili ve dışardan üye olan yani bizden olmayanların bizimkileri harcayıp yönetimi ele geçirdikleri, makam ve maddi menfaat kuruluşları oldu,

 Maddi anlamda en iyi arabalar ve en iyi evlere sahip olduk... 

Ve...

Dava şuurumuzu kaybettik, 

Davaya hizmet ediyorum zannıyla kendimize hizmet etmeye başladık,

Evimizi, ailemizi ihmal ettik, neslin itikadı, inancı, şuuru ve hatta cinsel kimliği dahi bozulmaya başladı, ama biz gayet elimizden geleni yapıyoruz zannettik,

Varlık imtihanı bizi öyle kör etti ki;

Kızlarımızın ve hanımlarımızın fotoğraflarını sosyal medyada paylaştık. Biri bizi uyarınca da kusurumuzu itiraf edip tövbe edeceğimize bizi uyaranı engelledik. Böylece daha rahat günah işler olduk.

Mini etek giyenlerle fotoğraf çektik sosyal medyaya attık, bizi uyaranları hayatımızdan çıkardık, eleştirdik, hakaret ettik. (Uyardıklarımın beni en çok engellediği konu bu, akletseler ya, Allah onları engellemiş)...

Heyhat... peygamber zamanında gelsek bu şuurla Ebu Cehil tarafında mı yer alacaktık? 

Makamlar ve mevkiler gözümüze perde indirdi, hakikati görmez olduk. Batıl da olsa kendi doğrumuzu hakikat zannettik. 

Bir zamanlar mücadele ettiğimiz fikirlerle birlikte yol alır olduk buna da "saygı" kılıfı uydurduk. Allah'ı ve peygamberi sorgular olduk, oysa bizi varlık ile imtihan eden de Allah idi. 

Avazım çatlarcasına çağa ve çağdaşa seslenmek istiyorum!

Nereye bu gidiş?!?

Durun kalabalıklar, bu sokak çıkmaz sokak...

Ey müteahhitleşenler! Siz mücahid idiniz... Ölüm var, hesap var... Durun gitmeyin... Hem kendinizi hem neslimizi ateşe atıyorsunuz...

Ya Rabb!

İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme...

Kusurumuzu affet, bizi kendine kul kabul et, emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi ematinde emin kıl. Ruhumuzu cesedimize, aklımızı midemize, kalbimizi nefsimize hakim eyle...

Bizi sıratı müstakimden ayırma.

Nesli ihya medeniyeti inşa etmeyi bize nasip eyle.

Bizi ve evlatlarımızı ahir zamanın cazibedar fitnelerinden kurtar ve muhafaza eyle. Amin...

Adnan Kalkan

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Şu an seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?
Şu an seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?
Namaz Vakti 08 Ağustos 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı