23.07.2021, 21:19

Telafiden Kalanlar

Geçen yazımızda “telefide ben de varım” adlı uygulamanın neden ölü bir proje olmaya aday olduğunu gerekçeleri ile anlatmaya çalışmıştık.

Özetle, “Türkiye’de yazın okula girme kültürünün olmadığını, hatta son yazılı ile okulların fiilen kapandığını; öğretmenlerin istekli olsa bile öğrencilerin bu programa gelmeyeceğini, gelenlerin ise kısa sürede bırakacağını; okulların yazın eğitim-öğretim yapmaya müsait alt yapılarının olmadığını; aşılamanın tamamlanmadığı bir ortamda uygulamanın yanlış olacağını, zaten öğretmen ve öğrencilerin uzaktan eğitim nedeni ile zihinsel olarak yorulduklarını; eğitim programlarımızın sarmal yapıda olması nedeni ile telefinin sene içinde yapılabileceğini” belirtmiştik.

Söylediklerimizin doğruluğunu bir öğretmen arkadaşım şöyle anlattı;

“Okul idaresinin teşviki/zorlaması ile bütün velilerimi aradım. Yalnızca 12 öğrenci katılım sağladı. Çalışmanın süresi 5 gün ve günde 40 dakika olacak şekilde planladık. Gelin görün ki okulda tenis masası yok. Bir okuldan bulup getirttik. Onun da filesi yokmuş. Başka bir okulda görev yapan arkadaşımdan istedim. Sağ olsun verdi. Derse başladık.  Ortada 12 öğrenci, bir raket takımı ve 40 dakika süre var. Bir öğrenci en fazla 5 dakika raketi eline alabiliyor …”

Birçok okulun internet üzerinden açtıkları kurslara baktım. Çoğunun göstermelik olduğu o kadar belli ki. Okul 5-6 program açmış ama hepsinin süresi 1 gün. Yani 06.07.2021’ de başlıyor, 07.07.2021’de bitiyor. (Bir günde hangi beceri kazandırılacakmış gerçekten çok merak ediyorum.)

Şimdi soralım,

  1. Her açılacak program için 12 öğrenci sayısını en asgari kabul etmek ne kadar doğru?
  2. Okulların malzeme ve derslik alt yapısı kurslara uygun mu?
  3. Kurs süresi beceri kazandırmaya yetecek kadar mı?
  4. Gönüllü öğretmenler seçtikleri kursu verebilecek bir eğitim almış mı?
  5. Programın adının “telafide ben de varım” olması ile uygulanmak istenen programlar arasında bir ilişki var mı?

Yaz aylarında okul mekanlarının âtıl beklemesi yerine bir programın uygulanması çok doğru bir yaklaşım. Ancak öncelikle okulların alt yapı ve malzeme olarak hazırlanması, öğretmenlere verecekleri kurs ile ilgili eğitim verilmesi, programın okulda akademik ders yapılıyormuş izlenimi veren adının değiştirilmesi, okullara programlar için bütçe gönderilmesi, her program için öğrenci sayılarının ayrı ayrı belirlenmesi, kurs sürelerinin bir gün, beş gün gibi göstermelik süreler yerine beceri oluşturmaya yetebilecek en az ve üst sürelerinin belirlenmesi ilk yapılması gerekenlerdir.

Kırtasiyeciliği kurban edilen değerler eğitimi

Türkiye’de büyük umutlar belenerek kurgulanan ve uygulamaya konan her proje neden kısa bir süre sonra fiyaskoya dönüşüyor, önemini yitirip sıradanlaşıyor. Değerler eğitimi de bu projelerden biri. Bir öğretmen arkadaşım değerler eğitimi çalışmalarının nasıl evrak boyutuna indirildiğini, göstermelik hale getirildiğini üzülerek anlattı. Zaten değerler eğitimi diye müstakil bir ders yok. Her şeyden önce bir ders programını, ana dersin yanında aperatif olarak vermeye çalışırsanız başarı olamazsınız. Çünkü birçok öğretmen, hemen derse geçecek ve değerler eğitimi ile ilgili kısma bakmayacaktır bile. Bulunsun diye bir iki evrak hazırlayıp dosyasına koyacaktır. Alın size kırtasiyecilik.

Yorumlar (0)
22°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
6.Dönem Toplu Sözleşmeyi Başarılı Buluyor musunuz?
6.Dönem Toplu Sözleşmeyi Başarılı Buluyor musunuz?
Namaz Vakti 25 Eylül 2021
İmsak 05:18
Güneş 06:43
Öğle 13:02
İkindi 16:28
Akşam 19:11
Yatsı 20:31