24.01.2021, 00:31

TOPLUMSAL BÖLÜNMEDEN BİREYSEL AYRIŞMAYA

İnançtan düşünceye. İmgeden kavrama. Karanlıktan aydınlığa. İlkel toplumdan modern topluma.

Tarihsel süreç içinde insanın ve toplumun, inancın ve aklın, geleneğin ve modernliğin, eskinin ve yeninin, dünün ve bugünün evrimleşerek geldiği bir zamanın tanıklarıyız.

Dünyayı bir mikroçipe sığdıran insan beşeri problemlerine ise binlerce yıldır çözüm aramaya devam ediyor.

Geçmişin dünyasında yaşanan sorunlar bugün başka bir kimlikle karşımıza çıkıyor.

Açlıkla mücadele eden bir dünyadan israfla mücadele eden bir dünyaya…

İmkânsızlıklardan sınırsız imkânlara...

Bilgisizlikten bilgiye…

Peki, insan ve toplum bu gelişmeler karşısında kendini ne kadar değiştirebildi?

İnsana insan olduğunu hatırlatan ve merhametin en büyük meziyet olduğunu hatırlatan kutsal değerlerin bile (dinler, inançlar) binlerce yıldır insanoğlunun elinde güçlü bir silaha dönüştüğünü hayretle izlemiyor muyuz?

Bir tek yaratıcının varlığına iman etmiş dünya insanının her fırkası, her kavmi tutum ve davranışlarıyla haklılığının iddiasıyla bambaşka bir yaratıcıya inanmış olduğunu ispat etmiyor mu? 

Son beş bin yıldır dünya kaç gününü savaşsız geçirmiş acaba hiç düşündünüz mü?

İlkel toplumdan modern topluma geçtiğimizi düşünsek de insanoğlu kendi içinde ve kendi iç dünyasında ne yazık ki savaşmaya devam ediyor.

Binlerce yıl öncesinde çözüm aranan sorunlara bugün de hala çözümler aranıyor.

Hala dünyanın farklı yerlerinde açlık ve yoksulluk yaşanmaya devam ediyor.

Dünyanın önemli kaynakları dün olduğu gibi bugün de güçlü olanın kontrolünde.

Efendi köle ilişkisi ortadan kalkmış gibi görünse de modern kölelik katmerli bir şekilde yaşanmaya devam ediyor. 

Adalet kavramı dün kılıç elinde olana göre kendine bir rota belirliyordu; bugün de iktidar olanın, yönetenin taleplerine göre rota belirliyor kendine.

Tarihin her döneminde filozoflar ideal devleti ve toplumu tasvir ettiler.

Platon, İbni Haldun, Thomas More, Campanella, Marks, Adam Smith…

Hükümdarlar, devlet başkanları toplumun ve devletin refah içinde yaşayacağı bir gelecek vaat ettiler.

Bugün var olan imkânlar her şeye rağmen toplumun sorunlarına yeterli çözümü sunmakta yetersiz kalıyor.

Her ulus, her devlet var olan kaynaklarıyla kendi kendine yetemiyor.

Her devlet başka devletlerin kaynaklarına ihtiyaç duyuyor. Bu kaynaklara ulaşmak için binlerce yıl öncesinin yöntemlerini kullanıyor. 

Güçlü olanın zayıf olanı köleleştirmesi, bağımlı hale getirmesi… Binlerce yıldır genel geçerli görülen bir yönetme sanatı bu!..

En ideal ekonomi modelleri, eğitim yaklaşımları, yasalar; bireyin, toplumun ve devletin sorunlarına çare üretemiyor.

Sosyal olguların, olayların ve insan ihtiyaçlarının varlığının zaten devinimsel bir süreci beraberinde getirdiğini anlamak gerekiyor. Aynı şekilde bu sosyal zincir içerisinde sorunsuz bir toplum ve sorunsuz bir dünya arzu etmek saflık olur.

Binlerce yıldır kaynaklarının büyük bir bölümünü en etkili ve güçlü silahlara yatıran insanın huzuru, refahı ve mutluluğu bulması nasıl mümkün olabilir ki?

Bugün yaşadığımız toplumda birey, modern dünyanın fantaziden öteye geçemeyen, sadece arzuları tatmin eden ve bireyde kişilik erozyonu yaratan ikincil ihtiyaçların karşılanmasının savaşını veriyor.

Toplumun bütün katmanları beslenme, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak imkânlara istenildiği şekilde erişemiyor.

Adalet ve hukuk mekanizması hâkim otoritenin koşullarına göre işliyor.

Dünün dünyası ile bugünün dünyası arasındaki tek fark sadece aradaki çizgidir. Çizginin bir tarafına geçmek için sadece bir adım atmak gerekiyor.

Bu adımı atanın kimin ya da kimlerin olması yaşanacak iyi ve kötü şeylerin de ne olacağını anlatmaya kâfidir. 

YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ
 

Yorumlar (0)
açık
Günün Anketi Tümü
20 Bin öğretmen atamasını yeterli buluyor musunuz?
20 Bin öğretmen atamasını yeterli buluyor musunuz?
Namaz Vakti 27 Şubat 2021
İmsak 06:10
Güneş 07:35
Öğle 13:22
İkindi 16:27
Akşam 18:59
Yatsı 20:18