Beyoğlu'nda 14 yaşındaki bir çocuğun 19 yaşındaki Abdullah Şakun'u öldürmesi çocuk suçlulardaki artışı gözler önüne serdi.

Türkiye'de suç işleme, madde kullanımı, silaha ulaşma ve şiddete meyil, çocuk ve gençler arasında artış gösteriyor. Sosyal medya, televizyon ve aile içi şiddet gibi etkenlerle durum her geçen daha da tırmanırken, çıkan tartışmaların sonu kötü bitiyor. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Kağıthane'de düzenlenen uyuşturucu operasyonu sırasında yaşları 17-18 civarındaki şüpheliler, polise uzun namlulu silahlar ile saldırmış, çıkan çatışmada polis memuru Hakan Telli şehit düşmüştü. Bu olayın hemen ardından Beyoğlu'nda 19 yaşındaki Abdullah Şakun isimli genç, 14 yaşındaki bir çocuk tarafından aldığı tokat darbesiyle hayatını kaybetmişti. Benzer kavgaları tarfikte, yan bakma ve laf atma tartışmalarında da görmek mümkün

OKUL MÜDÜRÜ ÖĞRENCİSİNİ DARP ETTİ İDDİASI! OKUL MÜDÜRÜ ÖĞRENCİSİNİ DARP ETTİ İDDİASI!

ORANLARDA ARTIŞ VAR

Yaşananlar kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından hazırlanan rapor, çocuk ve gençlerin suça eğilimindeki artışı gözler önüne serdi. Ağustos 2023'te yayınlanan rapora göre geçtiğimiz yıl güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 601 bin 754 oldu. Bu sayı 2022 yılında, 2021 yılına göre yüzde 20,5 oranında arttı. Bu olaylarda çocukların 259 bin 106'sı mağdur olarak, 206 bin 853'ü suça sürüklenme sebebiyle, 100 bin 490'ı bilgisine başvurma amacıyla, 16 bin 499'u kayıp olması nedeniyle, 12 bin 684'ü kabahat işlediği iddiasıyla, 6 bin 122'si ise bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine geldi veya getirildi.

YÜZDE 38'İ YARALAMAYA KARIŞTI

Güvenlik birimine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olayların 206 bin 853'ü suça sürüklenme nedeni ile gerçekleşti. Bu çocukların yüzde 37,8'ine yaralama, yüzde 25,2'sine hırsızlık, yüzde 4,5'ine uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçları isnat edildi. Adalet Bakanlığı'nın hükümlülerin ceza infaz kurumuna girdiklerindeki yaş dağılımını gösteren verilerine göre ise 2022 yılında 12-17 yaş grubundaki bin 373 çocuk hapis cezası ile mahkum edildi. Çocuklardan 79'unun 12-14, bin 294'ünün ise 15-17 yaş grubunda olduğu kaydedildi.

ŞİDDET UNSURLARINA RAHAT ERİŞİYORLAR

Emekli Emniyet Müdürü ve Güvenlik Danışmanı Feramuz Erdin, dijital oyunların, dizi-filmlerin ve şiddet içerikli haberlerin sansürlenmeden aktarılmasının suça teşvik anlamında önemli bir etkisi olduğunu belirterek, "Çocuklar ve gençler şiddet unsurlarına çok rahat erişebiliyor. Aile içi şiddet ve çevrede görülen suçlar da buna zemin hazırlıyor. Cesaretlendirici çevre, cezalarda çocuk indiriminden faydalanılan şiddet olayları da yavaş yavaş küçükleri ağır suçlara yöneltiyor" dedi.

SIFIR TOLERANS GÖSTERİLMELİ

Çocuk ve gençlerde suç oranlarını azaltmak için klasik yöntemlerin bırakılıp, kriminolojik olarak devletin bilimsel çalışmalara ön ayak olması gerektiğinin altını çizen Erdin, "Ruhsatsız silahlanma, madde kullanımı ve şiddete sıfır tolerans gösterilmeli. Okullarda bu konuda farkındalık oluşturacak eğitimler verilmeli" ifadelerini kullandı.

Doğru sosyalleşme önemli

Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Psikiyatristi Doç. Dr. Ender Kaya suç oranlarının genç yaşlarda artışına ilişkin biyolojik, sosyal ve psikolojik aşamaların etkili olduğunu anlattı. Bu 3 kavramın çocuğu suça iten nedenleri oluşturduğuna dikkati çeken Kaya, bunların haricinde çocuğun doğru sosyalleşmesi gerektiğini vurguladı: "Sağlıklı sosyalleşemeyen, okuldan sonraki zamanlarını değerlendirme konusunda problem yaşayan çocuklarda suça yönelim artıyor. Bu zamanlar sosyal medyada olumsuz içerikler izlenerek dolduruluyor" diye konuştu.

AİLE VE DEVLETE GÖREV DÜŞÜYOR

Doç. Dr. Kaya'ya göre çocukları şiddet ve suçtan uzak tutmak ilk olarak ailenin ardından ise devletin sorumluluğunda. "Ebeveynlerin çocuklara her gün zaman ayırması ve onlarla olumlu ilişkiler kurması lazım" diyen Kaya, "Sevgi dolu ilişkilerin kurulması lazım. Bunun yanında çevrede bireyin sosyalleşmesini sağlayacak spor salonu, kütüphane, park gibi yerler kurulmalı ki bu da devletin sorumluluk alanına giriyor. Bunun haricinde öğretmenler de iyi birer gözlemci olmalı, aile ile işbirliği içinde çocukların enerjilerini atacak, o enerjileri faydalı ve yerinde kullanacakları ortamlar sağlamalı" değerlendirmesini yaptı.

Neslihan Önder - Yeni Şafak